Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

27 Mayıs '14

 
Kategori
Psikoloji
Okunma Sayısı
223
 

Mutlu, özgüveni yüksek çocuklar...

Mutlu, özgüveni yüksek çocuklar...
 

Kendi kendimi eleştirmemi hatta eleştiriden de öte ezikleyip azarlamamı burcumun bir özelliği sanırdım. Hani yengeç burcu çekilir kabuğuna kimseye zarar vermez en çok kendini acıtır ya...

Yaş aldıkça bunun aslında alem ne der ile şekillenip, hak eder etmez ayırt edilmeksizin büyüklere koşulsuz saygının, çocuklar karışmaz / konuşmazın, o yemez o içmezin, sen susun dönemlerinde geliştiğimizden kaynaklandığını anlıyorum...

Öğretmenler hep haklıydı mesela, etimiz sevgisizlikle büyümüş, maddi yoksunluklarla bırakın çocukların psikolojilerini kendi psikolojilerinden bihaber, siyasi olaylarla apolitik olmuş, geçim derdine düşmüş ailelerimizin; kemiğimiz mürekkep yaladığından mütevellit küçük büyük tüm dağları yaratmış öğretmenlerimizindi...

Güzel kızları ön sıralara oturtup salyalı ağzıyla şaşı gözleriyle tüm ders bacaklarına bakan Coğrafya öğretmenimiz de, yaşadığı gecekondudan sallana sallana her gün sarhoş gelip sınıfı içki kokusuna boğan resim öğretmenimiz de, devamlı kıpkırmızı bir suratla gezen aşırı sinirli haftada en az bir kez cetvelini parmak uçlarımızda kıran matematik öğretmenimiz de kutsaldı ailelerimizin nezdinde...

Biz susmalıydık çünkü mutlaka haksızdık !...

Kardeşim kendi imkanlarını zorlayarak yüksek öğrenimini başarıyla bitirip üniversitede öğretim görevlisi olmuş ve ilk dersinden sonra bana söylediği sözler bir kez daha bu gerçeklerle yüzleşmeme neden olmuştu... "Abla tahtada konuşamadım... Sesim çıkmıyor, ayarlayamıyorum, herkes bana bakarken konuşamıyorum..." O kadar susturulduk ki toplum önünde konuşamıyor çocuk... Ağlamıştım... Bu ne kadar başarılı olursan ol içinde bir yerlerde yatan öz güven eksikliğindendir başka bir şey değil...

Komşular hep haklıydı, akrabalar da öyle... Bütün büyükler öyleydi bir tek çocuklar / gençler bilmezdi görmezdi, konuşamazdı... Şimdi bakıyorum da siyaset yapanlara meydanlarda ne konuşsalar kıyamet alkış... Yalan da olsa dolan da olsa... Biz kimiz ki eleştirelim, onlar büyük ! Koskoca bilmem ne ! :)

O zamandan bu yana olumlu gelişmeler var elbet, çocuklar daha rahat, toplumsal baskılardan daha uzak, biraz daha bilinçli ebeveynlerle sevgi ve saygı görerek büyüyor ve bu da özgüvenlerinin gelişimini sağlıyor ne mutlu ki...

Ama toplum olarak yine insana değer vermediğimiz çok açık... Biz yatırımı taş binalara, topraklara, kağıt parçalarına yapıyoruz genelde, oysa yatırımın en karlısı insana yapılandır... Çocuklara yapılan maddi manevi her türlü katkı güzel, zeki, sorgulayan, araştıran nesiller demektir...

Kendisini ve dolayısıyla başka insaları, hayvanları ve doğayı sevmeyen bastırılmış kişilikler yerine, sevgiyle şımartılan, doğru olmadığını düşündüğü zaman bunu dile geriten, dürüst çocuklar büyütmemiz dileğiyle...

Belki ilerde düşünceleri nedeniyle öldürülmezler çocuklar, gençler kim bilir !...

  

Abdülkadir Güler bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

Bu blog Editör'den Öneriler alanında yayınlanmıştır

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Gerçeği yakalayıp gayet NET ortaya koymuşsun; saygılarımla...

Şahin Yamaner 
 27.05.2014 20:46
Cevap :
Teşekkür ederim. Saygılar  28.05.2014 9:36
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 154
Toplam yorum
: 2492
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 1101
Kayıt tarihi
: 24.08.07
 
 

Rakamlardan vakit buldukça harflere bulanan, okuyan, yazan bir mali müşavirim. Anneyim. Hayatı ya..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster