Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

11 Aralık '12

 
Kategori
İlişkiler
Okunma Sayısı
22136
 

Mutlu bir evlilik için sınırları korumak

Mutlu bir evlilik için sınırları korumak
 

Çoğu evlilik bir ömür boyu sürdürmek niyetiyle güzel hayallerle başlıyor ama maalesef aynı şekilde devam etmiyor. Boşanma davalarına her gün yenilerinin eklendiği ve boşanmaların artık sadece evliliğin ilk 5-10 yılı içinde değil, çok daha uzun süreli evliliklerde de görüldüğü bir gerçek!

Evlilik ve boşanma üzerine kitaplar dolusu yazı yazılabilir ancak ben bu yazıda raporlarını hazırladığım boşanma dosyalarından da yola çıkarak daha çok evliliğin ilk 10 yılı içinde baş gösteren ve tarafların ailelerinin etkili olduğu boşanmalara ve görüşmelerimdeki gözlemlerimi paylaşmak istiyorum.

Sağlıklı bir evlilik, iki kişinin birbirleriyle anlaşması, çift olarak yaşamı paylaşma ve bir aile kurma isteği ile gerçekleşir. İki kişinin yaptığı hukuki bir sözleşmedir aslında…

Çift olma bilinci ve birlikte aile kurma sorumluluğu tarafların birbirlerine olan bağlılıkları ile birlikte  kişilik özelliklerine, yetiştiriliş biçimlerine ve duygusal olgunluklarına bağlı…

Çünkü çift olabilmek için kadının da erkeğin önce birey olabilmesi gerekir. Kendi kararlarını verebilen, sorumluluk alabilen, maddi açıdan kendisine yetebilen, fiziksel ve duygusal anlamda güçlü olmak gerek. Bu sebeple erken yaşlarda yapılan evliliklerde başarısızlık ihtimali daha fazla… Ancak kaç yaşına gelmiş olursa olsun ailesinden bağımsız olamayan, her olayda onların onayına ihtiyaç duyan, kendi sınırlarını ve dolayısıyla kurduğu ailenin de sınırlarını çizemeyen kadın ve erkeklerle karşılaşıyoruz. Bu durum  anne-çocuk ilişkisini yoğun yaşamış ve bu ilişki modeline ergenlik ve ileriki yaşlarda da benzer biçimde devam etmiş olanlarla  ya da  erkeğin maddi konuda ailesine bağımlı olduğu, evde güçlü otorite figürünün bulunduğu ataerkil ya da anaerkil ailelerde yetişenlerde daha çok görülmekte…

Herkes için anne babası, ailesi değerli elbette. Evlenmek ailelerle ilişkinin kesilmesi demek değildir ama ilişkilerin karşılıklı sevgi ve saygıya dayalı ve özele saygı duyulacak biçimde biraz daha farklı bir boyut kazanması da gerekiyor. Bu dengenin oluşması hem kadına, hem erkeğe hem de onların aileleri ve özellikle de annelerine bağlıdır.

Kadın ve erkek daha evliliğin en başında kararlarını kendileri almayı, birbirlerine güvenmeyi, problemlerini kendi ev ortamları içinde ve birlikte çözmeyi prensip edinmeli…

Eşiyle ya da eşinin ailesiyle yaşadığı her problemi annesiyle paylaşan kadınlar kendi annelerini eşlerinin gözünde tehlikeli ve sevimsiz bir insana dönüştürüyorlar. Her şeyi anneye sormak, her konuda onu da bilgilendirmek, en ufak bir problemde annenin evine sığınmak kadını da eşinin gözünde kendine güvensiz, kolay etkilenen, zayıf karakterli bir insan haline getiriyor. Her erkek eşinin güçlü ve akıllı bir kadın olmasından mutluluk duyar ve daha önemlisi böyle bir kadına saygı duyar.

Erkekler evlilikle ilgili problemlerini genellikle anneleriyle paylaşmıyorlar ancak kendi evliliklerinde aradığı mutluluğu bulamayan, eşinden boşanmış ya da erken kaybetmiş, bir erkekten yeterli ilgi ve sevgiyi görememiş anneler, oğullarına çok fazla anlam ve değer atfedince onu bir başka kadınla paylaşma konusunda zorluk yaşıyorlar. Bunu açık biçimde belli edemese de, gelinini beğenmeme, yaptıklarına kusur bulma, yetersiz bulma, aşırı alınganlık, gelinin kendisine saygısızlık yapması gibi konularda oğullarına şikayette ve sitemde bulunarak problem yaratabiliyorlar. Annesi ile karısı arasında dengeyi sağlayamayan, kimin nerde durması gerektiğini tayin edemeyen erkekler mutsuz olmaya mahkum oluyor. Eşine de, karısına da değer veren, objektif olabilen, ilişkileri duygularıyla değil, aklıyla yönetebilen erkekler uzun vadede böyle sıkıntılar yaşamıyor.

Peki ne yapmalı? Yaşları ve tecrübeleri gereği önce anneler olgun davranmalı. Kadın ya da erkek eşiyle arasında geçen bir sorununu paylaşmak, dertleşmek  isteyebilir. Ya da o bir şey demez ama anne hisseder. Böyle durumlarda yapılacak şey yangına körükle gitmek, kurcalamak değildir. Evlat bile olsa anlattığı kadarını dinleyip, kimsenin özeline girmemek gerek. Sakinlikle dinlemek, kendi duygularını anlamasına ve kendi çözüm yollarını bulmasına destek olmak gerek. Aileler problemin parçası değil,çözümü olmalı… Evladınızın eşiyle iyi olmasına odaklanın. Kendi beklentilerinizi, egonuzu araya sokmayın. Gelininizle, damadınızla yarışmayın. Kendi gençliğinizi, evliliğinizi hatırlayın. Saygı, sevgi görmek için önce saygıdeğer, sevgiye değer biri olmayı unutmayın. Alacağı tüm kararlara saygılı davranacağınızı bilmesi yeter.

Eşler de şunu unutmamalı!  Birbirinizle ne yaşamış olursanız olun, eğer arada sevgi varsa bir süre sonra unutursunuz. Ama bunu başkalarına hele ki ailenize anlattığınızda onlar unutmaz! Yaşlı anne babalarınızı duygusal gelgitlerinizle yormayın, üzmeyin, eşinize de düşman etmeyin.

Zamanında önlem alınmazsa  gittikçe kötüleşen ilişkiler; saygısızlıkları, öfke patlamalarını, kavgaları ve en sonunda da kopmaları beraberinde getiriyor. Sonunda Aile Mahkemelerine “Şiddetli geçimsizlik” nedeniyle başvurulan bir sürü boşanma dosyası… İşte o noktaya gelmeden önce  bir kez daha “şiddetli geçimsizlik” denen başlığın altına kadın ve erkeğin iyi bakması lazım.

Biz mi geçinemiyoruz gerçekten? Yoksa başkaları yüzünden mi geçinemiyoruz? Bağımsız bir çift olmayı becerebildik mi? Nelerden rahatsızız?  Neleri değiştirebiliriz?

Biraz özeleştiri, biraz empati ve kararlılıkla direksiyonu elinize alabilirsiniz. Birbirini iyice incitmeden, kırgınlıklar birikip biri tamamen vazgeçmeden. İş ciddiye binince herkes hatasını anlıyor ama çok geç!

Benzer nedenle eşinden boşanmış ya da boşanmak üzere olan biri varsa üzülmesin. Olmayınca olmuyor! “Yeni bir ilişki için ve bu sefer mutlu olmak için almam gereken dersler varmış” deyip yola devam etmek gerekir bazen…

Herkese mutluluklar!

   

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Bunlar mutlaka gerekli şeyler de ben evlilik konusunda yazdığım yazılarda daha farklı şeyler söylemeye çalıştım.

Kerim Korkut 
 27.05.2016 19:20
Cevap :
Benim bu bloğum boşanma davalarında bilrkişi olarak görev yaparken, çiftlerle görüşmelerimden çıkardığım ve sıklıkla karşılaştığım temel bir sorunu anlatma amacıyla yazıldı. Biraz bizim aile yapımız ve geleneklerimizden kaynaklanan sorunlar. Evlilikle ilgili yazılacak çok konu var, sizinkileri de zaman zaman okuyorum. Bu konuya ilişkin yeni bloglar da yazacağım. Selam ve sevgiler...  29.05.2016 13:25
 

Boşanmak nikâhın karşıtıdır. Biri evliliği hukuken başlatır diğeri hukuken bitirir. Bu bağlamda evlilik kursları elbette uygar insana yakışır boşanma usulünü de öğretecektir. Zaten nikâh öncesi sorumluluk ve külfetlerini iyice bir öğrenip kabullenmiş kişilerin ileride oluşabilecek evlilik sorunlarını birbirlerini sevdikleri sürece iki uygar insan gibi samimiyetle çözüme kavuşturmaya çalışacaklardır. Beceremedikleri noktada birlikte boşanma kararı alırlar ya da bir tarafın boşanma kararına sessizce saygı duyarak uyarlar. Evlilik eğitiminin umudu ve beklentisi böyledir, gene de boşanmayı öldürmeye, ayrılmayı ölmeye değer görecek cehalette insanlar olabilecektir. Kötülüğü sıfırlamak çok yapılabilir bir şey değil. Çünkü her insan içinde bir şeytan yumurtasıyla doğar. Maksat insana içindeki şeytan yumurtasını kırdıracak fırsat ve bilinci vermektir.

Muharrem Soyek 
 28.03.2016 10:55
Cevap :
Düşüncelerinize katılıyorum ancak bu konu alt başlıkları ile daha geniş ele alınmalı. Eski tarihli bir blog bu ama hâlâ çok okunuyor. Demek ki İlişki ve evlilik ile ilgili yeni bir blog ekleme zamanı gelmiş. İlk fırsatta yazacağım:) teşekkür ve selamlar...  28.03.2016 16:24
 

Evlilik cennette balayı değil elbette. Evli çiftler birbirlerine katlanabildikleri kadar katlanmalı. Aralarındaki sürtüşme ve çekişmeleri 'içini dökme' niyetiyle üçüncü kişilere aktarmaya kalkmasınlar. Baktıkları ki dayanmıyorlar o zaman kesin bir karalılıkla boşanmak için aile desteği istenir. Aslında nikah öncesi çifteleri zorunlu olarak 6 ay evlilik kursuna göndermek gerekir. Orada anne babalıkla birlikte evliliğin bütün çetrefil sorunlarıyla yüzleştirilmeliler ve nasıl baş edecekleri hususunda ön bilgi sunulmalıdır.

Muharrem Soyek 
 27.03.2016 9:45
Cevap :
Evlilik kolay bir karar değil, boşanmak eğer çocuk varsa ve küçükse hiç değil. Önceden bilgilenmek iyi olur ama yıllar içinde kişiliklerde ve şartlarda oluşabilecek değişimleri kim öngörebilir? Buna da hazırlıklı olmak ve kabul etmek gerek. En önemli şey dürüstlük ve saygı. Yollar ayrılsa da birlikte geçen zamana minnet duymak, nankör olmamak. Boşanma sürecinde medeni kalabilen az çift gördüm ne yazık ki...  28.03.2016 10:05
 

Hayattaki ennn zor şey evli kalabilmek! :) Bunu başaranlar her gün kendilerini kutlamalılar. (aferin banaaa) Yazını oldukça faydalı ve doğru tümceler içeriyordu. Sonu da OLmuyorsa Olmuyora dayandı. Ne iyi oldu. sevgi ile,

DuyguCan 
 11.12.2012 15:25
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 115
Toplam yorum
: 475
Toplam mesaj
: 10
Ort. okunma sayısı
: 782
Kayıt tarihi
: 18.11.12
 
 

1967 yılında İstanbul'da doğdum.Hacettepe Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesinden 1988 yılınd..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster