Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

27 Aralık '06

 
Kategori
Kişisel Gelişim
Okunma Sayısı
2043
 

Mutlu olmak için zihnimizi nasıl kontrol altına alabiliriz?

Mutlu olmak için zihnimizi nasıl kontrol altına alabiliriz?
 

Bu yazımın amacı, zihnin nasıl çalıştığının ve çalışma aşamalarının öğrenilmesidir. Zihnimiz o denli yeteneklidir ki, hem kendisini hem de bedenimizi izleyebilir. Eğer bu izlemeyi layıkıyla yapabilirsek, bizi mutsuz kılan durumların üstesinden gelebiliriz. Yazımda kullandığım bazı tanımlama kelimeleri, farklı disiplinlerdeki insanlar tarafından değişik anlamlarda da kullanıldığı için Türkçe’ leri ile beraber Ingilizce ve Pali dilindeki karşılıklarını da vermek ihtiyacını hissettim. Sizlerde görüşlerinizi yazar, katkıda bulunursanız çok memnun olurum.

1. İşlev: Bilme/Bilinç (consciousness/ Vinnana)

Zihin, duyu organlari ile temas kurana kadar, duyu organlari cansizdir. Duyu organlarini, otomatik bir makinenin sensorlerine/duyargalarina benzer. Zihnin ilk islevi, farkliliklari anlamadan, basitce, duyu organlarinin aktardigi/ilettigi verileri bilmedir. Bu bilme/idrak etme, ne oldugunun ayirdina varma anlaminda bir bilme degildir. Ornegin; Kulaga ulasan bir ses/sinyal, zihin tarafindan, “bir ses var” seklinde, ne oldugu anlasilmaksizin, tanımlanmaksızın bilinir. (Yeni dogan bir bebegin bilmesi bu sekildedir) Ancak zihnin her turden faaliyetinde olduğu gibi, bu olcude basit bir bilme işlevi dahi, kisiden kisiye ve koşullara gore değişir. Eğer kişi kendini baska bir is yapmaya kaptirmissa, ornegin, Televizyonda bir filme dalmissa, calan telefon veya kapi zilini duymayabilir. Cunku tum bilinci seyrettigi goruntudedir.


2. İşlev: Algı/Idrak/kavrama/Tanimlama (Perception, Recognition/ Sanna)

Bunu takiben, Zihnin idrak/ Algi/kavrama/(Sanna/ Perception) islevi calisir. Bu islev calistiginda, hafiza kayitlari taranir, degerlendirilir ve duyu organindan gelen sinyalin bir tanimi yapilir. (Bu asamada eski zihinsel tepkilerde devreye girebilir) Ornegimizde, duyulan ses, “Bu ses Ahmet’in sesidir. Ahmet benim dostumdur veya dusmanimdir" vb. kavranir. (Yeni dogan bebekler ancak zaman icersinde zihnin bu islevini kullanmayi ogrenirler)

(Bir hikayeye gore, Kristof Kolomb'un donanmasi Karayiplere vardigi zaman, hic bir Yerli gemileri gormemistir. Pek inandirici gelmeyen bu iddianin gercekte nasil olabilecegi hakkinda bir fikir vermesi acisindan, basimdan gecen bir olayi anlatmak isterim. Bundan 30 yil once Anadolunun bir kasabasinda calisirken, sehrin yerlisi olan bir mesai arkadasimla beraber yakinlardaki bir irmaga balik tutmaya gitmistim. Ben, suda hic bir balik goremezken, usta bir balikci olan arkadasim, surekli olarak Alabaliklar gordugunden bahsediyordu. Sonunda nasil gorebildigini sordum. Bana, once gozumden kacmasi mumkun olmayan iri bir alabaligi gosterdi ve 'simdi su icindeki baligin nasil gorundugunu biliyorsun, bundan sonra bu hayali imgeleyerek bak gordugun kipirtilara', dedi. Boylece o andan itibaren ben de su icinde balik gorebilen bir insan oldum. Karayip yerlileri de suphesiz, denizde bir seyler gorduler. Fakat daha once gordukleri hicbir seye benzemedigini icin gorduklerinin ne oldugunu algilayamadilar ve tabii hic bir tedbir de alamadilar. Bu olay, Ogrenme, Deneyim kazanma ve Bilgi sahibi olmanin ne kadar onemli oldugunu da kanitlar. )

Zihnin idrak (Perception) islevinin, (duyu organindan gelen sinyalin tanimlamasinin) hemen pesinden, vucutta bazi fiziksel duyumsamalar ortaya cikar. (Bunu en basitinden Aslan kükremesi duyan bir insanın, nefes ve nabzının hızlanması, vucudunun gerilmesi, stresin ortaya cıkışı olarak dusunebiliriz. Tabii gunumuz insaninda bu durum, fiziksel bir tehdit oluşturmayan ancak hoşa itmeyen pek cok durumda kendini gösterir) Degerlendirmenin durumuna gore, bedende ortaya cikan fiziksel duyumsamalar, “hos/pleasant” veya “nahos/unpleasant” olabilirler. Bu Fiziksel Duyumsamalar(Sensation), kisinin bedeninde hissettigi, fiziksel seviyedeki her seydir. (Fiziksel duyumsamalar, Emotion diye bilinen, heyecan, korku, sevinc vb. duygulardan farklidir.) Fiziksel duyumsamalar cok esitlidirler. Agri, aci, karincalanma, segirme, usume, titreme, ates basmasi, terleme, carpinti, hizli nefes alma, giyilen elbisenin, oturulan yerin veya herhangi bir seyin vucuda dokunusu, cesitli kokular ve tatlar, cesitli sesler vb. dusunulebilir. Ornegimize donecek olursak, 1-kulak sesi isitmis, 2-isitilen sesin ne oldugu algilanmis ve bunu takiben de bedende bazi hos veya nahos bir fiziksel duyumsama (sensations) ortaya cikmistir.

3. Islev: Bedende olusan “Fiziksel Duyumsamalarin”(Sensation) hissedilmesi(Vedana)

Zihnin ucuncu islevi, bedende ortaya cikan bu fiziksel duyumsamalari hissetmektir(Vedana). Zihnin simdide olusu ve ayirt etme keskinligi bu duyumsamalarin fark edilmesinde buyuk onem tasir. Ornegimizde, kulaga gelen sinyal, once “Bilme islevi” tarafindan “ses” olarak bilinmis sonra Idrak islevi tarafindan degerlendirilmis ve “Ahmet’in sesidir”, “Ahmet benim dostumdur veya dusmanimdir” gibi algilanmistir. Bu degerlendirmenin durumuna gore de hemen bedende, hos veya nahos, bazi fiziksel duyumsamalar (Physical sensations) ortaya cikmistir. Zihnin 3. islevi, bu fiziksel duyumsamalari hissetmistir.

4. Islev: Zihnin Tepki vermesi (Mental Reaction/Sankara)

Zihnin bu islevi, Idrak’in yaptigi degerlendirmenin niteligine gore, “hos” veya “nahos” olarak bedende ortaya cikan Fiziksel duyumsamalara bir karsilik, “tepki” veristir. Bu tepki, eger ortaya cikan duyumsama “hos” ise “Devamini isteme, Arzu etme(craving)” seklinde, “nahos” ise “Durdurma, “Istememe(aversion)” seklindedir. Fiziksel duyumsamalara karsi, Zihinsel tepki verise, Pali dilinde “Sankara” denmektedir. Hemen gorulecegi gibi iki tur Sankara vardir. “Arzu etme Sankara’si(Sankara of Craving) ve “Istememe Sankara’si(Sankara of Aversion)”. Tum veri giris kapilarimizdan (5 DUYU(goz, kulak, burun, dil, beden) + ZIHIN) giren veriler sonuc olarak Sankara uretirler. Ornegin, zihne bir dusunce veya hayal geldiginde, ayni yolla hemen bedende, hos veya nahos olarak hissedilen bir duyumsama/sensation ortaya cikar. Hemen pesinden, kisi, arzu etme veya istememe seklinde bir “zihinsel tepki” verir.(Sankara/Mental reaction uretir)”. Bunu bir tohumun mahsul vermesi gibi de dusunebiliriz. Her an, veri giris kapilarindan iceri tohumlar ekilir. Her tohum bir fiziksel duyumsama ortaya cikartir ve pesinden de bir zihinsel tepki meydana gelir. Zihnin ikinci islevinde bahsedildigi uzere, Sankaralar ayni zamanda zihinsel bir uyaran gorevi de gorur ve bedende tekrar duyumsamalar ortaya cikmasina sebep olur. Boylece icinden cikilmasi cok zor ve tirmanan bir dongu olusur.

Peki bu donguyu kirabilir, ISTIRAPTAN KURTULARAK, MUTLU OLABILIR MIYIZ?

Mekanizmayi bilmeyen, farkedemeyen insanlar surekli olarak, otomatik bir sekilde Sankara uretirler. Mutsuzlugun, istirabin esas kaynagi bu ‘devamini arzu etme’ veya ‘sona erdirme/devamini arzu etmeme/’ seklindeki isteklerimiz, ZIHINSEL TEPKI VERISLERIMIZDIR (Sankaralar). Bu zihinsel tepki verisler bir sure sonra, biz farkinda olmaksizin zihnimizi kosullandirir ve Pavlov’un Kopegi gibi sartli refleks verir hale getirirler. Eger bu zihinsel tepki verisleri (Sankara uretimini) farkedebilirsek, olusmalarini da onleyebiliriz. Fakat olaylarin merkezindeki, taraf durumundaki bir insan cogu kez zihninin ne yapmakta oldugunu fark edemez ve kendini, tirmanan bir catisma icinde kaybeder. Bu durumda yapmasi gereken tek sey 3. islevi hatirlamaktir. Cunku, herhangi bir düşünce, duygu veya zihinsel olumlu/olumsuz durum, kendisini mutlaka o andaki nefeste ve bedendeki duyumsamalar(Sensations) yoluyla da tezahur ettirir. Dolayısıyla nefesi ve vücuttaki hisleri gözlemlersek, aynı zamanda zihinsel durumuzu da gözlemlemiş oluruz.

Kisi, tarafsiz bir gozlemci olarak, duzene sokmaya calismaksizin nefes alisini, nabzini ve vucudundaki terleme, ates basmasi, usume vb. fiziksel duyumsamalari (Sensations) izleyebilirse, once bedenindeki degisimler normale doner ve pesinden de olumsuz ruh hali duzelir. Cunku, farkettigimiz, bilincine vardigimiz seyler, uzerimizdeki egemenliklerini kaybeder ve artık bizi yonetemez. Beden sakinlestiginde de onun alt yapisini olusturan Zihinsel tepki veris (Sankara) kendiliginden etkisini yitirmis olur. (Bu prensip ayni zamanda Yoganın da yararlandığı bir ilkedir ve Yogada tum hareketler ve gevşemeler nefesle uyumlu olarak yapılır.) Eger Nefesimizin ve bedenimizde olan bitenin her an farkinda olursak, bizi uyaran olaylara, etkilere sakin ve olculu bir tepki vermeyi her zaman basarabiliriz.

Hepimizin ozgurlesmis, istiraptan kurtulmus, gunler yasamasi dilegiyle.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Tuncay üstadım, sizinle aynı dili konuşmak,yazılarınızı okumak ve engin bilgeliğinizden yararlanmak gerçekten çok güzel.. Hep nette karşılaşıyoruz .. Umarım bir gün tanışırız ..Ben şimdilik buradan yazılarınızla feyz almaya devam.. saygılar

Yasemin GÜNER 
 26.02.2007 17:49
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 67
Toplam yorum
: 60
Toplam mesaj
: 28
Ort. okunma sayısı
: 4630
Kayıt tarihi
: 11.12.06
 
 

Ayrik otu tohumu ekip, buğday imajinasyonu yaparak, Buğday  hasatı yapabilir misiniz? Her ne ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster