Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

01 Kasım '16

 
Kategori
Kişisel Gelişim
Okunma Sayısı
201
 

Mutlu olmak istiyorum!

Mutlu olmak istiyorum!
 

MUTLULUĞUN ANAHTARI, HAYATTAN NE İSTEDİĞİNİ BİLMEKTİR. C. Salih SOYKÖK

Merhaba sevgili dostlar. Bu hafta sizlere mutluluk hakkında yazmak istedim. Gördüğüm kadarıyla çevremizde bizleri mutsuzluğa iten bir çok faktör ve insan bulunuyor. Herkes üzgün palyaço tarzında dıştan gülerken içi ağlıyor.  

Öyle bir toplumda yaşıyoruz ki, değişim VE MUTLU OLMAK istediğiniz anda çevrenizdeki insanlar size farklı bir gözle bakmaya başlıyor… Veya mutlu olduğunuz zaman güldüğünüz zaman önyargı ile yaklaşıp sizi kırmak mutsuz hale getirmek için ellerinden geleni yapıyorlar.

Bir Düşünün... Hayatınızda, çevrenizdeki insanların mutluluğu için çabalarken acaba siz mutlu musunuz? 

 

NEDEN BAZI İNSANLAR MUTLUDUR? 

• Genlerinde olan özelliklerden 

• Ailevi mutluluklar 

• Parası vardır 

• Sağlıklıdır 

• Seviliyordur 

• Eğlenebiliyordur 

 

NEDEN BAZI İNSANLAR MUTSUZDUR? 

• İşi yoktur 

• Parası yoktur 

• Hastadır 

• Çevresi yoktur 

• Ailesi zor durumdadır 

 

Önemli olan bu tanımları yaparken sizin su an nerde olduğunuz. Bazı insanlar ellerinde mutlu olmaları için birçok sebep olmasına rağmen mutlu değildirler, bazı insanlar da işin ilginç yani mutsuz olmaları için o kadar sebepleri olmalarına rağmen mutlu olmayı öğrenmişlerdir. Sabırlı olun sizde öğreneceksiniz.

 

Ben 90 larin çocuğum. İstanbul Silivri’ de kaldığımı hatırlıyorum. Yüksek yüksek apartmanların ön bahçelerinde misket, saklambaç ve diğer oyunları akşama kadar oynayabildiğimizi biliyorum. (Çevre faktörü) ve çok mutluyduk. Sonra hayatımıza tetrisler amigo 500 ler ve bilgisayarlar girdi. Mutluluk faktörümüz tamamen çevreden çekip bireyselleşti. Bu da tabi ki zamanla mutsuzluğu getirdi.

Büyüdükçe mutluluk arayışımız değişmeye başladı. Bunlar sevgili, çevre, aile, eşya! Olmaya başladı... Sonra çevreme baktığımda aynı yerde hem mutlu olan hem mutsuz olan insanları fark etmeye başladım. 

 

Nasıl oluyordu bu? Ve farkına vardım ki mutluluğu belirleyen faktör ne dış etkenler nede başka bir şey.

 

Tamamen KENDİMİZ! 

 

Kendimiz faktöründe psikolojik olarak buna algılama düzeneği ve paradigma diyoruz. Yani olayları ilk önce yorumlayıp bir harita çiziyoruz ve sonra diğer gelişen olayları bu çizdiğimiz harita üzerinden yürütmeye çalışıyoruz. 

 

Bunu size bir örnekle açıklayım; 

 

Şu an iki oğlum var. Ve bir aile bireyi olarak onlara neyin doğru neyin yanlış olduğunu öğretme görevim var. Bu görev tamamen paradigma içinde olduğu için... bir düşünün anneniz babanız hep size, bunu yapma, şöyle yap, şu olsun gibi söylemler sundu. Sizde tabi kendi haritanızı bunun üzerine yerleştirdiniz. Sonuç? Sizin tecrübeleriniz ve öğrendiklerinizi sizden sonraya verme yetkisi!

 

Bir örnek daha verirsem; 

 

Çocukluğunuzda anneniz kedileri çok seviyordu farz edelim, sizde iyi yi kötüyü anne den babadan aldığınız için, anne tarafında doğru görülen kediler sevilir haritasını beyninize yerleştirdiniz. 

Aksi tarafı ise babanız da nefret ediyor… Bu paradigma da babanızla mutsuz bir hayvan sevgisi bağı kurdunuz. Bunu ters çevirirsek eğer babanıza yakınlığınız olduğunu düşünün. Sonuç? Kedilerden nefret eden siz. Sebep?? Dış etkenler ve sizin tercihinizi yaşıyorsunuz. Sevip sevmeme veya mutlu olup olmama duyguları tamamen size bağlı bir durumdur.

 

ALGILAMA DÜZENEĞİ, BİR TERCİHLER BÜTÜNÜDÜR. 

 

Önce haritamızı çiziyoruz, sonra bu harita üzerinde yol alıyoruz. Çok zor bir olay olunca bazı insanlar haritalarında değişiklik yapıyor. Bazıları ise yapmıyor. Buna kişilik veya huy diyoruz. :) 

Türk insani her şeye yorum yapmayı sevdiği için, hemen karşımızdakini önyargılayıp karar vermesini seven bir toplumumuz. Bazıları da bu haritayı değiştirenler. Onlara da kişiliksiz veya karaktersiz diyoruz. Yine önyargılar. Algılama düzeneğinizi nasıl kurarsanız o şekilde hayatiniz devam eder. Şöyle ki haritanızı çizerken mutlu olayları alırsanız mutlu, mutsuz olayları alırsanız mutsuz bit haritaya sahip olursunuz. Peki, bu değişir mi? 

 

Tabiki de! Burada yazıların amacı da zaten bu.

 

Türk kültüründe yerleşmiş olan bir durum var. Bu durumlar çevremizden ailemizden arkadaşlarımızdan bize ALIŞKANLIK haline getirilmiş durumlardır. 

 

Bilinen gerçeklerde şu var;

 

Eğer mutsuzsan: 

• Ciddisin 

• Düşüncelisin 

• Normalsin 

• Büyümüşsün 

• Hayatin acısını çekmişsin 

• Negatif düşünce almazsın 

• Kimse hakkında kötü düşünmez.

 

Daha birçok şey söylenebilir. İnanın mutsuz olmak şu an Türk kültüründe dışardan onay bile görmektedir. Toplumumuz da dikkat edin, oluyor.

 

Mutluysan: 

 

• Gıcıksın 

• İticisin 

• Kıskanılıyorsun 

• Anormalsin 

• Mutluluğunu bozmak lazım 

• Ukalasın 

• Gevşeksin 

• Rahatsın 

• Hafifsin 

• Çokbilmişsin 

• Umursamazsın 

• Bos vermişsindir.

 

Bu liste de böylece uzayıp gider. İşte sizin değişiminizde önüne çıkacak olan engellerden biri.

Mutluluk bir hastalıktır. Lütfen herkese bulaştırın. 

 

Yazımın sonunda size güzel bir söz bırakmak istiyorum. Öğrenmek istediğiniz soru veya konularınız için bana c.soykok@gmail.com adresinden yazabilirsiniz. Haftaya görüşmek üzere...

 

“Hayatının sürekli tekrar ettiğini düşün. Şu an yaptığın şey seni mutlu etmiyorsa bir dahaki sefere tekrarlandığında yine mutlu olmayacaksın. Bunun için eğer mutlu bir hayat geçirmek istiyorsan seni mutlu eden, iyi hissetmeni sağlayan şeyleri yapmalısın.”

 

(Irwin Yalom)

 

 

 

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 48
Toplam yorum
: 11
Toplam mesaj
: 2
Ort. okunma sayısı
: 2309
Kayıt tarihi
: 06.08.12
 
 

Psikoterapist / Hipnoterapist - Yüz ve Vücut Dili Analisti - Yazar - Gezgin ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster