Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

08 Kasım '12

 
Kategori
Anılar
Okunma Sayısı
389
 

Mutlu olmak

Mutlu olmak
 

“ İnsanları mutlu etmek, hayatı mutlu yaşamanın ilk adımıdır ve kaybetmekten çok yeni kazanımlar edindirir. “


Üç yıl öncesiydi. Eğlencelerle dolu iki yaz tatilimi geçirdiğim Altınkum benim için çok özel bir yere sahipti. Burada ufak, şirin bir pastanede çalışmıştım. Çalıştığım süre boyunca tanıdığım insanların hayat tecrübeme olumlu etkileri olmuştu. Bu yeri bu yüzden hiç unutmamışımdır.

Altınkum, Aydın’ ın Didim İlçesi’ ne bağlı, küçüklüğünden dolayı kalabalık görünen güzel bir tatil bölgesidir. Ülkemizde daha çok Ankara’ dan, yurtdışında ise İngiltere’ den önemli oranda turist ağırlamaktadır. Bende hem okul hayatım dışında hem yaz tatilimi boş geçirmemek amacıyla ailem ve kendime maddi destekte bulunmak için babamın sayesinde bu güzel yere çalışmaya gitmiştim.

Çalıştığım pastane, içinde tadına varılmaz lezzetleri barındıran küçük bir işyeriydi. Her çeşit tatlı ve unlu mamullerin satışı yapılırdı. Yoğun olmadığı zamanlar dışında tek başıma çalıştığım bu yerde müşterimle olan ilişkilerim her zaman iyi olmuştu. Herkesin sevgisini kazandığım için yapmış olduğum meslekten keyif almıştım. Çalıştığım yere gelen müşteri sayısı fazla olduğu için sürekli yoğun ve tatlı yorgunluklarla dolu günlerim geçip gitmişti burada. Birde insanlara olan sevgim ve onları tanıma merakı bende var olunca bu iş tadına doyulmaz bir hal almıştı benim için.

Yine yoğun günlerden biriydi. Sabahın ilk saatlerinde çalıştığım yere gelip alışveriş yapan müşterilerimle güne başlamıştım. Saatler ilerledikçe öğle vakti gelmiş insanlar denize girdiği için hareketlilik yerini sakin bir hale bırakmıştı. Zaman geçtikçe ve akşam havanın kararmasıyla birlikte hareketlilik yeniden artıyordu. Kimi ailesiyle kimi sevgilisiyle günün yorgunluğu atmak ve eğlenmek için Altınkum sokaklarında gezinmeye başladı. Bende bu sırada çalıştığım pastanenin giriş kapısına omzumu yaslamış önümden geçen insanlara bakıyor ve yanımdaki komşu esnaf abilerle tatlı bir sohbete başlıyordum. Derken pastaneye sevgili olduklarını birbirlerinin ellerini tutmalarından rahatlıkla anlayabileceğim bir erkek ve bir bayan yanaştı. Her ikisi de neşeli, mutlu insanlardı. Aramızda şöyle bir diyalog geçti.

-           “ İyi akşamlar. “ diyerek pastanenin içine girdiler.

-          “ İyi akşamlar. Hoş geldiniz. “ dedim ve devam ettim. “ Ne arzu edersiniz? “

-          “ Bir dilim tatlı alabilir miyiz? “ dedi çiftlerden biri ve şunu ekledi: “ Üzerimde bir lira var. Bir dilim tatlı olur mu? “

Bende hayatım boyu kimseyi kıramadığım ve kimseye hayır diyemediğim için bu soruya olumlu cevap verdim. Fakat bir dilim tatlıyı bayan müşterim yiyince erkek müşterimin tatlının tadına bakmayıp kız arkadaşı tatlıyı yerken ona bakması beni mutsuz eden bir durumdu. İnsanlık halidir deriz ya hani. Müşterimin parası olsa da olmasa da cebinden çıkardığı bozuk bir lirayla sevgilisini mutlu etmek adına bir dilim tatlı almak istemiş ona. Belki cebinde parası vardır ama kendi yemek istememiştir; belki de cebinde parası olduğu halde bir lirayı harcamak istemiştir. Ben işin bu tarafında değildim elbet. Erkek müşterime şunu söyledim. “ Arkadaşınız tatlı yerken sizin yememenize gönlüm razı olmaz. Bir dilim tatlı ben vereyim size ama benden olsun. “

Erkek müşterim tatlı bir tebessümle teşekkür etti ve uzatmış olduğum tatlının tadına bakarak pastaneden mutlu bir şekilde ayrıldılar. Onların mutlu olması beni de bir hayli sevindirmişti. Hayatım boyu insanların mutlu olmasını istemiş biri olarak o akşam bunu başardığıma inanıyordum. Derken gece oldu ve artık pastaneyi kapatma vakti geldi. Günler o kadar hızlı geçiyordu ki sabah olmuş ve pastaneyi yine keyifle açmıştım. Yine hareketli bir sabahtı. Sabah yoğunluğu artmaya başlamıştı. Öğlen vakti yaklaşınca Altınkum sokakları sakinleşiyordu. Öyle bir gündü yine. Akşam oldu ve güneşin batmasıyla karanlığın oluşması insanları tekrar sokaklarda görmeme vesile olmuştu. Kalabalık bir yerdeydi çalıştığım yer. Altınkum’ un merkezindeydi. O sırada dün akşam gördüğüm gibi birbirinin elini tutup neşeli bir şekilde pastaneye doğru gelen bir çift gördüm. Bu çift dün akşam pastaneye bir dilim tatlı almaya gelen erkek ve bayan müşterilerimdi. Onları tekrar görmekten dolayı mutlu olduğumu söylediğimde onlarda aynı şekilde beni gördüklerine çok sevindiklerini söylediler. Neşeli bir şekilde kısa süren sohbetimizin ardından erkek müşterim şunu söyledi: “ Dün akşam bize gösterdiğin ilgi bizi mutlu etti. Buradan ayrıldıktan sonra bile senin davranışı konuşup sana teşekkür ettik ve aramızda bu akşam buraya gelmek adına sözleştik. “

Bu durum beni öylesine mutlu etmişti ki bu sözleri duyduktan sonra yapmış olduğum mesleğe olan sevgim bir hayli artmıştı. Orada çalıştığım süre boyunca birçok insan tanımış ve çok iyi arkadaşlıklar edinmiştim. Birçok kişiye kendimi sevdirmiş ve oradan ayrıldığımda insanların benim gidişime üzüldüğü bir durum yaratmıştım. Bende herkesi çok seven biriydim. Elbette ki oradan her ayrılışım beni de üzüyordu.

Erkek müşterimin sözlerine teşekkür ettim ve içeriye buyurdum. Benden tabağın içine konacak şekilde birkaç dilim tatlı ve tatlıları iki ayrı tabağa hazırlamamı istediler. Hemen işime koyuldum ve benden isteneni yerine getirdim. Müşterilerim keyifle tatlılarını yedikten sonra teşekkür ettiler ve hesabı ödeyerek pastaneden ayrıldılar.

Altınkum hatıralarım arasında yer alan bu olay hiç unutmadığım benim için güzel olan bir anımdı. Ben o akşam bir lira karşılığında bir dilim baklava isteyen müşterime ilgili davranmasaydım ve bir dilim baklavayı da kendim ikram etmeseydim hem onları hem kendimi üzmüş olurdum. Bu durumda her iki tarafta mutsuz olmuş olurdu. Ama benim onlara olan ilgim onları öyle mutlu etmiş olacak ki ertesi akşam dün akşamki durumdan farklı bir şekilde pastaneye gelip tatlı yediler. Bu durumu yaşamış biri olarak daima inandığım bir söz vardır: “ İnsanları mutlu etmek, hayatı mutlu yaşamanın ilk adımıdır ve kaybetmekten çok yeni kazanımlar edindirir. “

Siz de insanları mutlu etmenin keyfine varmalı ve bunun sonucunda daima başarılı olacağına kendinizi inandırmalısınız. Bunun doğruluğuna emin olabilirsiniz.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

İçten yazılmış bir blog, okurken çok keyif aldım. Selamlar.

Güz Özlemi 
 09.11.2012 9:14
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 5
Toplam yorum
: 2
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 1018
Kayıt tarihi
: 23.10.12
 
 

Kimi zaman sessizliği seven, kimi zaman gecenin sessizliğiyle derin bir sohbete giren bir beden. ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster