Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

08 Nisan '12

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
118
 

Mutluluğun formülü

Mutluluğun formülü
 

Dünyaya geldik tercih hakkımız olmadan.  Daha doğrusu getirildik. Al sana can, al sana beden, al sana akıl, al sana aile, ülke, çevre bunlarla yaşa dediler. Hepsi birşeyler verdiler.  Dediler demesine verdiler vermesinede  biz bize söyleneni nasıl anladık? Nasıl filtreledi beynimiz çocukluğumuzdan itibaren. Kendisine yüklenen yazılımlara  göre şekillendi duygularımız, değerlerimiz. Bebeklikten çıktık çocuk olduk. Ardından ergen ve akabinde genç ve halen gelişiyor, büyüyor değişiyoruz. Bu değişim dönüşüm bizi olgunlaştırıyor ve en büyük dönüşüm olan ölüme doğru hızla götürüyor.

Zaman olgusu değişken bir parametre. İçinde bulunulan ortam, psikolojik durum ve diğer bir takım değişkenlere göre farklı hissedilmekte yalnız kime sorarsanız sorun zaman çok hızlı geçmekte. Zaman hızla akan bir nehir gibi. Önüne aldığı herşeyi götürmekte. Hiçbir kuvvet durduramıyor zamanı ve zamanın  yol açtığı değişim ve dönüşümü.  Ve biz insanlar zamanın bizi alıp götürmesinden bi haber beynimizin bize yaşattığı hayallerin, egolarımızın, bir takım isteklerimizin tatmin edilemeyişinin huzursuzluğunu kendimize ve etrafımıza olumsuz olarak yaymaktayız. 

Oysaki yaratılışımız mutluluk üzerine kurulu. İnsanın metabolizması, doğadaki tüm canlılar, evrenin taşıdıkları enerji pozitif enerji. Bu enerjiyle hayat devam etmekte. Mutluluk olmaksızın hayat olmuyor, olmadı, olmayacak. Mutlu olmak için gerekli herşey bize verildi aslında. Maslowun ihtiyaçlar hiyerarşisi gibi modern tanımlamaları bi tarafa bırakırsak temel ihtiyaçları karşılanarak mutlu olabilir insan. 

Ancak!!! İnsan dedikya, insanın içindeki o nefis, ego, ve şeytan faktörü olunca durum değişiyor. Bu üçlünün baskısıyla eldekileri yetersiz algılıyor beynimiz ve mutsuzluk yaratıyor. Hayatımız bir kahve aslında, herkesin farklı bir aromasının olduğu  çok kaliteli bir kahve.  Değişen tekşey fincanlarımızın türü. Kimimiz altın, kimimiz porselen, kimimiz plastik fincanlara sahibiz ve sürekli bir başkanının fincanına bakarak ömrümüzü tüketmekte mutluluğu kaçırmaktayız. 

Bu blogu girerken bile ben hep başkalarının bloglarını gözümün önüne getirip daha fazla yazmalıyım. Daha farklı olmalı, benim blogum mükemmel olmalı, ben büyük olmalıyım, egomu ezdirmemeli, bir duruşum olmalı diye fısıldıyor içimdeki ses. Bu ses yüzünden geriliyor kas sistemim, yine bu ses yüzünden yaşadığım stresten dolayı dizlerim tutmaz oluyor çoğu kere. Belkiide yeryüzünde ardından  birşeyler bırakma isteği bu. 

Gerçekten hayatta mutlu olmak çok basit. Gözünü ve aklını etraftakilerin fincanlarına değilde fincanların içindekini görecek şekilde geliştirir ve kendi kahvenin tadına odaklanırsan hayat dünyanın en lezzetli kahvesi oluverir sana.

Bu kahve için: Sağlık, aile, iş ve sosyal çevre yeterlidir. 

Tarih sahnesinden kimler geldi, kimler geçti. Hepsi kendi hayalleri, kendi beklentiler, kendi koşuşturmalarıyla gitti. Fincanlarıda yok oldu. Kahvelerini ise kendileri ile birlikte henüz nasıl bir yer olduğunu bilmediğimiz farklı bir boyuta götürdüler. Siz siz olun kahveniniz tadını çıkarın.

:)

Ahmet DOGDU

ahmetdogdu1981@gmail.com

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 77
Toplam yorum
: 18
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 582
Kayıt tarihi
: 03.07.08
 
 

37 yaşındayım, yüksek lisans mezunuyum. ve girişimciyim. İngilizcem iyi sayılır. Gıda ve perakend..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster