Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

23 Ekim '09

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
220
 

Mutluluğun sırrı

Geceleyin evlerin pencerelerinden süzülen sarı, beyaz ışıklar bana hep mutsuz insanları hatırlatır.O ışıkların dört duvarı aydınlatmaktan öte gidemediği gerçeği içimi acıtır.Bir çok insanın mutsuz, umutsuz, zevksiz, sorunlu, hastalıklı yaşamlar sürdüğü günümüzde, mutluluğun sırrını veren reçeteler sunulması bir trajedidir aslında.Reçete vermek değil ama o dört duvarı aydınlatan ışıkların yüreklere süzülmesi için minicik bir pencere açabilirsem ne mutlu bana... Hayat şartları, sağlık sorunları, sorunlu evlilikler, yoksulluk, yoksunluk, iş, aş, çoluk, çocuk, memleketin halleri vs. vs. Sürer gider , saymakla bitiremeyiz, isyan ederiz, kaldıramayız, kah patlarız volkanik dağ misali, kah dertleniriz dağları delen Mecnun misali.Çoğu zaman birilerine vebal yüklemek en kolayıdır."Senin yüzünden...Onun yüzünden...Bunun yüzünden..."diye başlar cümlelerimiz.Yükleyecek birini bulamazsak "Lanet kader" der mutsuzluğumuzu hayatın kendisine yükleriz. Acı çekeriz.Elbetteki acı çekmek diye bir şey var doğamızda, ama acılarımız hayatımızın en önemli gerçeği değil.Ne acılarımızdan, ne de mutluluklarımızdan hiç kimse sorumlu değil.Dünyanın en önemli gerçeği tek başımıza, yalnızca biz kendimiziz.Sorunları yaratan da, yaşatanda, onları çözecek olan da biz kendimiziz.Cümlelerimiz "Ben.."diye başlamalı. Sahip olduğumuz muhteşem iki hazinenin farkına vardığımız zaman , hiç bir şeyin zor olmadığını keşfeder ve hayatı berrak , pırıl pırıl akan bir nehir gibi yaşarız.Bu iki hazine akıl ve yürektir.Her ne kadar varlığını unutsakta hepimizde var olan bu hazinelerin yerine evler, arabalar, banka cüzdanları koymak doğamıza aykırı gibi geliyor bana.Büyük mutsuzlukların içimizdeki ateşi söndürmesine izin vermesek, küçük mutlulukların içimizdeki ateşi büyüttüğünü görürdük.Zaman zaman gökyüzüne doğru yükseldiğimi ve hayata oradan baktımı tahayyül ederim.Oradan bakıldığında öylesine basit, önemsediğimiz birçok şey öylesine önemsiz görünür ki...Orada tek başınıza öylese durup dünyaya baktığınızda, dünya teleşlarını görmezsiniz.Doğanın mükemmel kokusunu çekersiniz içinize, yıldızların uyumunu, denizlerin maviliğini görürsünüz.Kuşlar geçer yanınızdan hayran olursunuz onlara.Ağaçlarda ne kadar farklı tonda yeşil olduğunu görür şaşırırsınız.Deneyin ...İlla ki göğe yükseldiğinizi hayal etmek şart değil, bir çocuğun gözlerine bakın.Orada da görürsünüz hayatın yalın ve basit olduğunu.Uzun lafın kısası, mutluluk gerçekten avuçlarımızda.Çözümsüz denilen sorunları bile hayatın bize sunduğu doğalın bir parçası gördüğümüz zaman mutsuzluğun üstüne yürüyebilirz cesurca.Herşeyin bizim doğal yaşamımızın olmazsa olmazı fikrini aklımızdan çıkarmadan, yaşamda tam bir zevk avcısına dönüştürmeliyiz kendimizi.Bunu başardığımızda , geceleri yaktığımız evlerimizin ışıkları sadece duvarlarımızı değil içimizi aydınlatacak.Bizim içimizin aydınlığı ise hızla yayılıp dünyayı aydınlatacak....Bol ışıklı gönler dileğiyle...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 47
Toplam yorum
: 50
Toplam mesaj
: 12
Ort. okunma sayısı
: 777
Kayıt tarihi
: 17.10.09
 
 

Yaşıyorum, yaşadıkça öğreniyorum, öğrendikçe düşünüyorum, düşündükçe çözümlüyorum, çözümledikçe y..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster