Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

15 Eylül '14

 
Kategori
Kişisel Gelişim
Okunma Sayısı
136
 

Mutluluk cepte mi?

Mutluluk cepte mi?
 

İçsel olarak kendi serüveninizi yaşadığınızı hissediyor musunuz?

Yaşamınızda tüm potansiyelinizi kullandığınıza inanıyor musunuz?

Ürettikleriniz sizi ne kadar besliyor?  Hayal ettiğiniz yaşamın kıyısında mısınız yoksa ufka bakar gibi onu uzaktan mı izliyorsunuz?

Koçlukta bu tip soruları ‘Güçlendirilmiş sorular’ olarak tanımlamamızın nedeni bize  duyduğumuz  anda derin bir nefes aldırıp uzaklara götürmelerinden başka bir neden değil.

Daha anlamlı bir yaşam sürmekten bahsedince genellikle yaşam amacımız geliyor akla, herkes bunun peşinden koşuyor ne de olsa. Yaşam amacı denilince de aklımıza çocukluğumızdan itibaren bize aşılanan toplumsal hedefler geliyor.

Peki bu hedeflere ulaştığımızda gerçekten mutluluk da arkasından geliyor mu ya da mutluluk garantili mi?

Pozitif psikoloji alanında çok sevdigim kitaplardan biri olan ‘Happier’da Harvard’lı Profesor Tal Ben Shahar, yaşam amacımızı gerçekleştirme hissinin ancak içsel olarak kendimizle uyumlu hedefler belirlemizle mümkün olduğunu söylüyor.

Daha basit bir anlatımla toplumun, ailenin  ya da patronumuzun belirlediği hedefleri gerçekleştirmek bizde ancak geçici bir tatmin hissi yaratıyor ta ki ruhumuza hitap eden amacı bulup onun peşinden gitmedikçe.

Okulda muthiş notlar almak, en havalı otomobile binmek, yaldızlı bir kartvizit  özümüze anlam ifade eden bir amaca hizmet etmedikçe halen boşluk hissi yaratabilir.

Tüketimimizin en üst seviyede olduğu bir dönemde yaşıyoruz ve neden tükettikçe tatmin olmadığımızı, arzu ettigimiz şeylere sahip  olsak da mağazadan çıkar çıkmaz tekrar  boşluk  hissinin ruhumuza nasıl hakim olduğunu sanırım bu tez tanımlayabiliyor.

Kendi yolculuğuma baktığımda uzun süre aradığım, iş hayatında neden aidiyet hissedemediğim sorusunun yanıtını  koçumla yaptığım çalışmalarda gerek yaşam amacımı gerekse öz değerlerimin neler olduğunu keşfettiğimde anladım. Yaşamımda bir sihirli değnek dokunuşuna sahip koçluğu bu nedenle çevremdeki herkesle paylaşmaya çalışıyorum.

Herkes için tatminin anlamı farklı, kimisi girişimcilikle yepyeni bir

iş kurarak, kimisi büyük ekiplere liderlik ederek, kimisi nadide çiçekler ya da şeker mi şeker çocuklar yetiştirerek sürdürülebilir mutluluğu yakalıyor.

Ebeveyn Koçluğunda ailelere söylediğim gibi nasıl her aile her çocuk birbirinden farklı ve ebeveynlik için tek bir formül yoksa yetişkinler için de aynı kural geçerli.

Hepimizin tutkuları, hayalleri mutluluk kaynakları farklı olsa da özümüze ait değerleri bulduğumuzda ulaşabileceğimiz ve bizi yaşamımızda doyuma götürebilecek gerçek hedeflerimizi  belirlemek  oldukça keyifli. Son derece basit koçluk teknikleri ile bunları belirlemek an meselesi.

İşin püf noktası başkalarının beklentileri ile değil kendi benliğimizden gelen hedefleri belirlemek ve bu yönde harekete geçebilmek.

Üstelik yaşamımızın rotasını bu amaçlara göre değiştirmek de gerekmiyor. Belki de basit manevralar ile yaşamımızın belirli alanlarında tatmin hissini daha derin yaşayabildiğimizde dengeyi yakalamamamız içten değil.

İşinde anlam bulabilen ve beslenebilen bir yatırım bankacısının bazen kendi seçimi olmaksızın insanlara şifa dağıtan bir beyin cerrahından daha mutlu olması mümkün !

Yeter ki seçimleriniz korkularınızı değil umutlarınızı yansıtsın !

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 7
Toplam yorum
: 0
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 159
Kayıt tarihi
: 18.06.14
 
 

Yasamima sihirli bir degnek gibi dokunan Koclugun bireylerin hayatinda arzu ettiklerinde degisimi..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster