Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
 

Aşk Yazarı Mustafa Çifci

http://blog.milliyet.com.tr/mustafacifci

24 Eylül '13

 
Kategori
İlişkiler
Okunma Sayısı
467
 

Mutluluk gözlerindeki ışıltıdır

Mutluluk gözlerindeki ışıltıdır
 

Mutluluk Gözlerindeki Işıltıdır


Bazen hüzünleniriz.

Bizi en çok acıtan, en çok yaralayan, unutamadığımız acılarımız ve zamanı geçmiş, bir daha göremeyeceğimiz sevdiklerimizin yokluğudur. Çünkü yaşamda hiç bir şey, bir insanın yerini dolduramaz. Her ölüm ayrılığında bir adım daha yalnızlığa yaklaşırız. Ve yaşam biraz da yalnızlıktır. Ama hüzünleri unutup, sevinçleri çoğaltmak gerek. Bahçemizde çiçek açan bir gül, saksımızda büyüyen yeşil dal bizi mutlu edebilmeli. Bir çocuğun minik elleri, bir ceylanın bakışı, bir kuşun ötüşü yaşamı sevdirebilmeli. Bilirsiniz, uzaktan gelen bir mektup, radyoda çalan güzel bir türkü, bizi bulunduğumuz ortamdan alıp eskilere götürüp bize neşe verebilir. Ve mutluyken, sanki çiçekli bir yolda, sevdiğimiz biriyle   yürüyor gibi, mis kokular sarar odamızı ve çevremizi. Huzurla  dolunca  yüreğimiz, yüzümüz güler, gözlerimiz ışıldar. 

Mutlu olduğumuzda hızla pencereye koşar, perdeyi aralar, dışarıya  bakarız. Dışarısı da güzeldir. O güne kadar görmediğimiz küçük ayrıntılar gözümüze çarpar. Karşı komşu kapı önünü süpürmüş, küçük bebeler el ele tutuşmuş oynuyorlardır. Birileriyle konuşmak için fırsat yaratırız tanıdık ya da yabancı.

Mutlu olduğunuzda bir başka pencere açılır yaşamınıza. Siz bir başka güzel olursunuz. Bir başka gözle bakarsınız her şeye. Alışverişe gittiğinizde kasada oturan kıza gülümseyip “merhaba” dersiniz. Kasiyer kız,  sizin gözlerinizde kendini daha güzel hissedip, mutlu olur. Onun mutluluğu, yüzüne gülümseme olarak yayılır ve o gün hep gülümser.

Mutluluk böyledir işte. Bir insana bulaştı mı diğer insanlara da bulaşır. Yapışkan gibidir sevinçli anlar. Hayata sımsıkı tutunmak gibidir. Yaşamı hissederek yaşamak gibidir.

            İnsan yalnız kaldığında ruhu sıkılır. Yüreğinde yalnızlığın acısını hisseden insanı, bahar güneşi bile ısıtamaz. Yalnız insanlar hep üşür. Üşütür insanı yalnızlık ve kimsesizlik.  Hep saklı kalır hüzünlü insanların sevgi  duyguları. Onların yüreklerine inmek, uzun ve dar bir yoldan geçip, bir yokuşu göze almak gibidir.

            Sevgi, sonsuzluk gibidir.

            İnsan  sevince hayata daha çok bağlanır.

            En çok sevdaya düştüğümüzde anlarız, güncel yaşamda bir çok sorunun o kadar da büyütülmeye değer olmadığını.

            En güzeli, yaşamın sevgi duygularında yattığını bilmektir. Bunu bilmek bir çok sorunu ortadan kaldırır. Dostlarımızın kıymetini  sevgide anlarız. Çünkü o zaman “keşke yapsaydım” değil, “iyi ki yapmışım” dediklerimiz çoğalır. Çünkü o zaman, yarın çok geç olmadan birçok şeyi yaşamış ya da yaşatmış oluruz.

            Nedense hepimiz bir şeyleri yitirdiğimizde aklımız başımıza gelir. Geçen gün bir dostum aradı. “Çok üzgümüm”, dedi. “Uzun zaman hasta  yatan bir yakınımız  vardı, ölmüş!  Uzun zaman düşünmüştüm ziyaret etmeyi ama bir türlü zaman ayırıp gidememiştim. Keşke gitseydim”

            İşte yarın geç olmuştu. Artık ne yapsa, ne etse onu geri getiremez, zamanı geri alamazdı.  Çünkü bitmişti. Son denen, son zaman gelmişti. Sonu yaşıyordu.

            Geri alınamayacak kayıplarımız yıkar bizi.

            Elimizden kaçırdığımız güzel yaşamlar acıtır canımızı.

            Sonu yaşamak, bir şeylerin sonsuzlukta yer aldığını, anıların sadece geçmişte kaldığını görmek yaralar insanı.

            Çaresizlik ağlatır insanı.

            Biz ağlarız kimi zaman.

            Biz yaralanırız her yok oluşta.

            Her yok oluşta biraz daha eksiliriz. Ve bir gün,  eksik yaşam tamamen biter, yok oluruz. Sevdiklerimizin yüreklerinde yaşamak ise ölümsüzleşmenin bir diğer adıdır.

            Bazılarımız tutunabildiğimiz bir dal bulamazken, bazılarımız yıllarca gönüllerde yaşar.

            Yaratılan eserlerde  yıllarca yaşar.

            Mutlu anlar yıllarca yaşar.

            Tıpkı sımsıcak bir öpüşün ömrümüz boyunca bizimle yaşadığı gibi.

            Bazı anların hiç bozulmadan, olduğu gibi kalması gibi.

            İlk aşkın, ilk öpücüğün masumiyeti gibi.

            Yıllarca bekleyiş gibi.

            Bizimle devamlı yaşayacak aile sevgimiz gibi.

            Sevdiklerimizle kucaklaştığımızda kokusunun üzerimize sinip bir türlü uçup kaybolmadığı, onu her anımsadığımızda kokusunu duyduğumuzu zannettiğimiz gibi.

            Hepimizin iç dünyasında dile getiremediği duyguları  vardır.

            Bazen kendini yapayalnız hisseder insan.

            Sevgi dalları  kırılır, yağmurlar yağar, fırtınalar kopar.

            Bazen de pişmanlık duyarız. Bazen de sadece sarılmak, sadece bakışmak isteriz sevdiğimizle.

            Kimi zaman kelimelerden çok daha iyi anlatır duyguları bakışlar.

            Biz kimi zaman konuşmadan anlaşırız.

            Aşkı bakışlarda yakalarız kimi zaman.

            Karanlık bakışlarda yaralanırız.

            Mutluluk gözlerimizdeki ışıltıdır aslında.

            Bakışlardaki renktir mutluluk.     

            Ve mutluluk, sevdiğimizin  gözlerindeki  ışıltılardır.

            Mutluluk gözlerden taşan pırıltılardır.

Yazar:  Mustafa Çifci- www.mustafacifci.com

 Not: Bu eser Mustafa Çifci’nin kitabından alınmıştır. Telif hakkı yazarına ait olup, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasası kapsamında her hakkı saklıdır. Yazarın yazılı izni alınmadan kopya edilmesi, çoğaltılması, dağıtılması, özet olarak belli bir bölümün başka yerlerde yayınlanması yasaktır.

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 279
Toplam yorum
: 2
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 528
Kayıt tarihi
: 16.04.13
 
 

Yazılarında insanı derinden etkileyen yoğun bir duygusallık, hüzün, karamsarlık ve yalnızlık vard..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster