Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

18 Şubat '12

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
1282
 

Mutluluk için kova

Mutluluk için kova
 

Kova yarım dolu


Kocaman bir kova… Kentucky kovaları var ya… O kovadan neredeyse daha da büyük. İçi de tavuk dolu değil. Sığsın sığmasın bir sürü şey var. Kova kova değil sanki Nuh’un gemisi…

Bir filmdi bu. Hepimizin zihninde yer tutmuştur eğer izlediyseniz. 2007 de çekilmiş tatlı bir film… Belki yaş olarak bu kadar filme tutunmamıza gerek yok aslında. Sadece biraz ders alsak yetmez mi? Hayat elimizin arasından kayıp giderken, tek bir şeye takılıp gitmenin ne anlamı var ki? Al sevdiklerini yanına, tut elinden, içini huzurla dolduracak, keyif alacağın şeyler yapmaya çalış.

Bu kova nelerle dolu olabilir mesela. Bir doğa yürüyüşü, bir konser veya bir kitap… Filmdeki o yaşlılar düşündüklerini yapmak için neredeyse tüm zamanı tüketmişlerdi. Aceleleri vardı. Biz gençlerin ne acelesi var. Hem işte bakın, yaşamadıklarını yaşayıp gitmek için o yaşlı bedenlerini nelere zorladılar. O zaman yapınca çılgınlık oldu.

Kova o kadar büyük ki… Bir başarı, bir söz, bir duruş…

Diyorum da yapması o kovadakileri tüketmesi o kadar da kolay değil. Zaten kova o kadar büyük ki, başlı başına bir konu da bu. Bitmiyor ki yapmak istediklerimiz. Daha doğrusu mutlu ve huzurlu olmak için neler yaparız neler… O yüzden de o kova hiç boş kalmaz. Doldururuz, biraz boşaltırız, sonra yine tıka basa doldururuz. Tam bir şeyler yaparız, birinden bir yerden bir şey daha duyarız, neden yapmayalım diye hemen kovaya atarız onu.

Bu kovanın içinde o şeyler biraz fazla bekledi mi de sorun olur. Ne zaman yapacağım, ne zaman kovadan çıkacak. Hele bir de üzerindekileri yapıp, onu iyice aşağılara itersen, o zaman öyle bir bunalıma sürükler ki seni. Resmen pişmanlık olur çıkar. “Bir yapamadık ya” Kovaya koymasak daha iyiydi. Tam mutlu olmak için bunları yapacakken, bize nedense mutsuz olmak için ortam yaptı. Hay aksi.

Sınırlarını zorlamazsan ilerleyemezsin ama çok zorlarsan, kovanın dibinde kalacak, kovanın dibini tutacak… Kapkara da yapar oraları. Sonra bulaşık teli falan uğraş dur. Kovaya öyle herşeyi koymayacaksın. Ya da koyduğun gibi dibini yakmadan çıkaracaksın ya da hadi çevireceksin diyelim.

Kova falan hepsi mutlu olmak için. Huzurluysan bazen çok mutlu olmayabilirsin. Ama başı sonu huzur bunun. Bu hayat huzurla dolmalı… Perçinlersen mutluluğunu huzurla, yaslan arkana. Kovanı alırsın yanına ama diğer kova bu. Hani öteki kovadan çıkardıklarını attığın daha büyük kova. Dolu o da ağzına kadar. Artık buna “anılar kovası” diyebilirsin. Bak neler yapmışsın mutlu olmak için… Neler hem de. Belki de çok insan da kırmış olabilirsin. Ama bencilce, hunharca saldırdın mutluluk bulmak için. Göklere mi yükselmedin, dağlara mı çıkmadın, sulara mı dalmadın…

Mutluluk içinde. KDV dahil gibi bir şey. Öyle yok çekim yasası yok karma falan değil. Kova yine olsun. Olmasın demiyorum. Aradığının ne olduğunu iyi bilmeye çalış… Yoksa sonu hep dibi kara kova…

Bir de şu var, kovaya nasıl baktığına bağlı… Ya kova boş ya da yarım dolu… Öteki kova için diyorum tabi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 52
Toplam yorum
: 16
Toplam mesaj
: 9
Ort. okunma sayısı
: 489
Kayıt tarihi
: 15.01.07
 
 

Yeni mezun bir maden mühendisiyim. Yükseklisans yapıyorum. Bunun yanında, kalkınma antropolojisi, ci..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster