Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
 

Beyhan BiÇKİN KOZANOGLU

http://blog.milliyet.com.tr/turk35

25 Ağustos '06

 
Kategori
Eğitim
Okunma Sayısı
4481
 

Mutluluk nedir?

Mutluluk nedir?
 

Bazen düşünüyorum da sanki mutlu olmayı beklemek yerine, mutlu olmayı bilmeyi gerekiyor günümüzde. " Bunu zaten biliyoruz" diyorsunuz ama yine de çevremiz de pek çok mutsuz insan var değil mi? Acaba biz onlara mutlu olmayı aşılayabilir miyiz, tüm olumsuzluklara tüm zorluklara rağmen?

Ben bu sabah bunu denemek istedim. Belki mutsuzluk değil ama yaşananlardan dolayı hissedilen umutsuzluğu, bıkkinlığı bir saniye bile olsa kırmak yetmez mi? Yüzlerde saniyelik bile olsa bir tebessümün oluşması başlangıç için iyi değil mi? İşte bizim evde bu sabah..

Dün çiçek almıştım süpermarketten, hani fulya diyorlar, mis gibi kokan, ama değerseniz darılıp hemen solan çiçek.. Bu sabah salona girdiğimde öyle güzel kokuyordu ki ortalık, bir an kendimi Davutlarda sandım. Kuşadası Davutlar'da pazarın girişindeki çiçekçi den yayılan koku gibi geldi içersinin kokusu. İşte bu hasret olayı, "mutluluk neresinde" derseniz, mutluluk özlemde, umutta. Daha araba evin önünden hareket edince başlayan özlem bir daha ki gelise kadar hiç dinmez, ama en güzel yanı umutla bir daha ki gidişi beklemek belkide. Ya umut hiç olmasaydı, çiçek kokularıyla hasret gidermek zorunda olsaydik:) Oysa şimdi bir umut hep var nasıl olsa yine geleceğim diyerek bir mutlu gülümseme yüzümde balkona çıktım. Balkonun iki köşesine de iki senedir yuva yapan kırlangıçlarım çıkarttılar minik kafalarını, sanki günaydın diyorlar. Allahım bu ne güzel bir cıvıldaşma böyle, o minicik yuvada kaç kişiler hala anlayamadım. Ama beni görünce cıvıldaşmalarını çok seviyorum. Hele yuvadan çıkıp balkonda bir tur atıp geri dönmüyorlar mi, kendi kendime mana veriyorum bu uçuşlara. Şimdi teşekkür turu, şimdi yavrulardan bak biz artık uçabiliyoruz turu gibi. Yavrular diyince bizim ilk tanışma hikayemiz nasil bilmek ister misiniz?

Annem bir gun balkonda çamaşır asarken, balkon kapısının üzerinde ki küçük havalandırma camının menteşesinde bir şey görmüş " ay şuna bakın ne var burada " diye seslendi. Ne görelim minik bir kırlangıç bacağı takılmış, kurtaramamış ta kendini, öyle duruyor tepetaklak. Hemen menteşeyi yerinden cıkarttık, kalbim kut kut atıyor, "Allahım ölmesin çok minik" diye dua ederken baktım hala yaşıyor. Hemen içeri aldık, veterinere telefon ettik, " onu tedavi edemem, yaşamaz zaten" dedi. Kolay vazgeçmek yok diyerek su içirmeye çalıştık, içemiyor ki öyle halsiz öyle halsiz. Burada işe yaradı uzun tırnaklar:) Küçük parmağımın trnağı ile su içirdim ona. İsmi Abuzittin:) Oldu birden. "Hadi Abuzittin, dayanmalısın bak daha koca bir bahar var önünde" mi demedik, ona ninniler mi söylemedik, bütün çabamız ona umut vermekti. Ayakkabı kutusuna yatak yaptık ve dualarla yatırdık. Ertesi sabah eşim hava alsın diye balkona çıkarttığında uçup gitmiş, nasıl üzüldük vedalaşamadık diye. Ama aradan bir saat geçtiğinde evde herkes ağlıyordu. Neden mi`? Yaklaşık 10-15 kırlangıç bizim balkonun önünde resmi geçit yapıyorlardı sanki. Havada bir tur atıp balkona dalıyorlar, sonra yine uzaklaşıyorlardı. İşte bu onların bize teşekkürüydü galiba. Sonra yuva yaptılar balkona. Önce bir köşeydi, ertesi sene iki köşeyi de tuttular. Bazen şakalaşıyorum onlarla, "köşeleri boşaltın torunlarım gelecek bu yaz " diye. Ama birbirimizden çok memnun geçinip gidiyoruz. Böyle tanışma hikayemiz işte.

Minik oğlum sesleniyor " anneeee, kuşlar ne diyorrr" 5 yaşında, ona mutluluğu ben aşılamak zorundayım, dünyada olup biten tüm çirkinlikler, vatanında yaşanan üzücü olaylar onun mutluluğunu engellememeli." kuşlar biz yemeğimizi yedik, şimdi sıra sende" diyorlar diyerek içeri girdik. Nasıl kıkırdıyor " hiç kuşlar konuşabilir mi anneee" diye.

Öpüşüp koklaşıp yemeğini yiyor minik okullu. Bu sene okula başladı. Hazırlıklar bitince, " yolda gördüğün çiçeklere kuşlara benden selam söyle" diyorum. Yine kıkırdıyor. Amaç çevresinde ki bütün canlılara sevgi duyması.

Ne kadar mutlu ne kadar sevgi dolu olursak çevremiz de bu mutluluktan sevgiden payını alacak diye düşünüyorum. Ne dersiniz hala umut var mı?

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

bu kadar görüntülen ve bir kişi yorum yapmasın.. trajikomikhemdeçokkk..birde bu konuyu anlasam... neyse konu dedim de konuya gelelim.. Galiba çok irdeliyoruz kendimizi , oysa ki kimi zaman da hiç neden yokken sebebsiz yere inanılmaz mutlu, sevinçli ve huzurlu da olabiliyoruz e bu durumda MUTLULUK = HORMONAL DENGE mi diyelim şimid??? aslında içimizde ki seste de çok kabahat var, o fondan verdiği , kaygıyı, hatıraların paragraflarını fısıldamayı,öfkeyi bi durdurabilse İÇ SES= MUTLULUK MU?? O ooo kaptırdım yine bir sürü eşittir ibaresi var daha , hangi biri yazılabilir kı sayfa mı yeter bu konuya...

Kundelas- Sevdakılıçaslan 
 08.01.2008 0:22
Cevap :
ben sana kisaca anlatayim mutluluk = pekcoksey :)) once polyanna olmayi bilmek lazim galiba..  08.01.2008 22:04
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 124
Toplam yorum
: 745
Toplam mesaj
: 188
Ort. okunma sayısı
: 1119
Kayıt tarihi
: 24.08.06
 
 

Danimarkada yaşayan bir İzmir'liyim. Hiç de sanıldığı gibi yurtdışında olduğum için milliyetçi değil..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster