Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

31 Mart '16

 
Kategori
Felsefe
Okunma Sayısı
213
 

Mutluluk nedir?

Mutluluk nedir?
 

İnsanlara mutluluk nedir diye soruyorum. Kategori olarak, çocuk (0-15), genç(16-35), orta yaşlı(36-50), yaşlı(51-80), bekar ve evli grupların verdikleri yanıtları birlikte irdeleyelim.
 
Çocuklara göre mutluluk. Oyuncak, hafta sonları daha çok arkadaşlarıyla oynamak, arkadaşlarıyla eğlenmek, daha az ödev. Ayrılık yaşamış ailelerde, anne veya babasının geri gelmesi. 
 
Genç grubundakilerle, Orta yaş grubundakilerin mutluluk anlayışında benzerlikler göze çarpıyor. Daha iyi bir yaşam standardı, daha yüksek gelir, iyi bir evlilik, araba, daha iyi yerde ev, Avrupa özlemi veya gezisi, az sorun, az dert mutluluk olarak algılanıyor.  Bunun yanı sıra, eş veya sevgilisinden ayrılarak sorunlar yaşamış olanlarda, daha iyi bir yaşam anlayışının içinde, daha sevgi dolu, anlayışlı bir eş algısı mevcut. Hastalık yaşamış olanların ise, tanımlarına sağlıklı yaşamayı eklediklerini dinliyorum. Bekar olanların kimisi müzmin bekar olarak yaşamanın asıl mutluluk olduğunu; kimisi ise, iyi bir evlilik beklentisinde olduklarını ancak henüz öyle biriyle tanışmadıklarını anlatıyorlar.
 
Yaşlılar için mutluluk ise, tek kelimeyle önce sağlık. Sonra ise çocuklarının ilgisini özlüyorlar. İlgilenilmek ve yok sayılmamak aksine anımsanmak, ziyaret edilmek, aranıp, sorulmak istediklerini anlıyorum. Elbette insan hangi yaşta olursa olsun, mutluluk kavramı için tanımlamayı düşünmese bile değerli, önemli olduğunu, sevildiğini hissetmeye ihtiyaç duyuyor. Birinin size "iyi ki varsın" demesi kendinizi iyi hissetmenizi sağlar.
 
Bu küçük araştırmadan elde ettiğim veriler doğrultusunda, insanların beklentilerinin karşılanmasının kendilerini mutlu edeceğine inandıklarını görüyorum. Başka bir deyişle, araştırma sonucunun ortaya koyduğu tanım : "beklentinin karşılanması mutluluktur".
Beklenti ise, insanların yaşamlarında eksik olduğunu hissettikleri olgulardır. Çocukların oyuncak, daha çok oyun veya anne,babalarını özlemeleri, onların yaşamlarında eksikliğini hissettikleri olgulara işaret ediyor. Keza, daha yüksek gelir, az gelirli biri için hayati öneme sahip olurken; hali hazırda yaşama standardı ortalama veya ortalamanın üzerini yakalamış kişiler için ise, özlem ve açlık olarak tarif edilebilir. Açlık dürtüsü, toplumun veya çevresel kaynakların beslediği bir fenomendir. İyi bir araca sahip olduğu halde daha lüks veya kendi tanımına göre daha iyisini isteyen birey için, açlık dürtüsü daha yoğundur. Temel ihtiyaçlar (yeme-içme-barınma-korunma) eşiğinde veya henüz bu eşiği aşamamış bireyler için beklentinin gerçekçi olmadığını söylemek mümkün değildir.
 
Toplumda, mutluluk anlayışının beklentilerin karşılanması ile doğru orantılı bir algı olsa dahi, ABD ve Avrupa kaynaklı yapılan gelir-mutluluk korelasyon araştırmalarının ortaya koyduğu gerçek, bu durumun doğru orantılı olarak artmadığını göstermiştir. 1973-2003 yılları arasında yapılan araştırmaların 40000 USD/Yıl - 2015 verilerine göre 75000 USD/Yıl arasında değişim göstermesine karşın, bu eşiğin aşılması mutluluk, stressiz bir yaşam anlamına gelmediği tespit edilmiştir. (http://eprints.qut.edu.au/30738/1/30738_final.pdf , http://www.uvm.edu/~pdodds/research/papers/others/2001/easterlin2001a.pdf)
 
Eğer mutluluk tarifiniz daha iyi bir yaşam standardı, maddi faktörlere veya gelire bağlı ise; bu tanımın tam olarak doğru veya gerçekçi olduğu söylenemez. Öte yandan, mutluluk anlayışının bir veya birkaç beklentiye bağlanarak tanımlanması ise; o beklentilerin karşılanması durumunda tekrar düşüşe geçeceğinin doğru olarak anlaşılması gerekir. Temel ihtiyaçlar eşiğini hariç tutarak, beklentilerin karşılanmasına bağlanan mutluluk anlayışının, bireyi mutsuzluk algısına dürtüleyeceğini söylemek zorundayım. Her insan daha iyi standartlarda yaşamak isteyebilir. Elbette herkesin buna hakkı vardır. Her insanın beklentileri olabilir ve bu beklentilerini karşılamak için planlar yapabilir, çaba harcayabilir. Elbette herkesin buna da hakkı vardır. Daha güvende, daha iyi demokratik şartlarda, daha iyi standartlarda yaşama kavuşma isteğinin mutluluk olarak tarif edilmesi doğru bir bakış açısı mıdır? (http://sites.psu.edu/tetirclblog/2015/10/12/the-correlation-between-democracy-and-happiness/ , https://www3.nd.edu/~adutt/activities/documents/InglehartHappinessandDemocracy1.pdfhttp://folk.uio.no/carlhk/publications/SWB.pdf) Avrupa ve ABD Üniversite kaynaklı verilere göre Demokrasi ve Mutluluk arasındaki korelasyonun doğru orantılı olduğunu göstermektedir. Ancak bu verilere daha geniş açıdan bakabilmek için Rusya, Çin, Küba, Suudi Arabistan, Fas, Katar, Brunei, Umman, Vatikan, Kamboçya, K.Kore, Fiji, Türkmenistan, Vietnam kaynaklı araştırmaların da değerlendirilmesi gerekmesine karşın, bu verilere rastlayamadığımı ifade etmek isterim.  Çünkü demokrasi ve mutluluk arasında doğru orantı olduğunu kabul edecek olursak; dünya üzerinde diğer sistemlerde yaşayan insanların hepsinin mutsuz olduklarını varsaymamız gerekecektir. Ki bu da, ciddi bir nüfusun, neredeyse dünya nüfusunun 2/3'nün mutsuz yaşadığı anlamına gelir. Şahsen, demokrasinin mutluluk üzerinde etkisi olduğunu düşünmemle birlikte, diğer sistemlerde yaşayan insanların tamamen mutsuz oldukları varsayımını ön görmüyorum.
 
Mutluluk nedir sorusunu, yalnızca beklentilerin karşılanması,siyasal faktörler olarak yanıtlayamayız. Siyasal, çevresel ve yaşamsal standardın mutluluk üzerinde payı olmadığını da söyleyemeyiz. Fakat tüm bunların ötesinde sağlık olmadan mutluluğun yaşanamayacağı da bir gerçektir. Belki de mutluluk çiçekler içinde küçücük bir evde çorbasını pişirip-içebilen sağlıklı insanın hissettiğidir. 
 
Sağlık ve mutlulukla kalın.
 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 87
Toplam yorum
: 41
Toplam mesaj
: 4
Ort. okunma sayısı
: 1583
Kayıt tarihi
: 04.08.10
 
 

Gökyüzünüz mavi, aklınız bilimle olsun. ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster