Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

17 Ocak '20

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
28
 

Mutluluk

 

            Mutluluğun altı altın kuralı var.

  1. Anda kalmak
  2. Kıyaslama yapmamak özellikle sosyal medyada teşhir edilen hayatlarla
  3. Sosyal ilişkileri güçlendirmek
  4. Negatif insanlardan kendini uzaklaştırmak
  5. Kimseyi değiştirmek için çabalamamak
  6. Hayır demeyi öğrenmek

Mutluluğun altın anahtarları elimde bulunduruyorum. Ama içimde bir sıkıntı var. Niye kendimi böyle hissettiğimi bilmiyorum. Artık kendimi iyi hissetmek istiyorum. Peki, bu düşüncelerin sizi de sardığı oluyor mu? Bu bir tür hastalık olabilir mi? Yoksa bunalım denen nemrutun pençelerinde miyim?  Adını koymaya yetkinliğim olmasa da hissettiğim şey mutsuzluk. Acaba çok para kazansam lüks bir hayat sürsem geçer mi? Yâda çok çalışsam şöhret sahibi olsam geçer mi? Belki de kısa vadede kendimi ödüllendirmeliyim. Üzerinde çalıştığım bu yazıyı yetiştirirsem kendime iyi bir mekânda kahve ıslarlayım. Herkesten daha iyi bir çalıma olursa da akşama soğuk bir bira tabii kaliteli bir mekânda… Peki, bu durumda mutluluğum sürdürülebilir olur mu?    

            Nobel ödüllü psikolog Prof. Daniel Kahneman 2004 yılında bir çalışma yapmış. İnsanların kendini neyin mutlu ettiğini bilmediğinden yola çıkarak deneyim örnekleme modeli ortaya koymuş. Bu çalışmaya katılanlardan günlük tutarak neyi kendilerini mutlu ettiğini yazmalarını istemiş. 10 tane bulgu bulmuş ben size ilk 3 söylemek istiyorum

  1. Seks
  2. Sosyalleşme
  3. Dinlenme

Benim en çok ilgimi sosyalleşme ile ilgili araştırmanın açıklaması çekti. Seks üremeye karşılık gelirken sosyalleşme kabul görme olarak tanımlanmakta. Kabul gördüğü ortamda insanlar paylaşımlarda bulunuyor. Paylaşım yapan insan daha mutlu oluyor. Kabul görme de dış ve iç kaynaklı oluyor. En makbulü sürdürülebilir olan iç kaynaklı kabul görme. O zaman bugünün sonunda koca bir çikolatalı pasta yesem bile sürdürebilir mutluluğu elde etmiş olmayacağım.

            Altın kuralları bilmek mutlu olmaya neden yetmiyor? Eric Fromm diyor ki: Her insan mutlu olamaz. Çünkü gereğinden fazla özle dünü. Hak ettiğinden fazla düşünür yarını. Ve hiç hak etmediği kadar bilinçsizce yaşar bugünü. Peki neden anda kalamıyoruz. Bize engel olan ne?  Şimdi gözlerinizi birkaç saniyeliğine kapatmanızı istesem ve çocukluğunuza insem nasıl olur?  Şöyle ilkokul bir den  lise sona kadar olan yıllara? Okulda olduğunuzu hatırlayın. Okulun fiziksel koşullarını tarif edelim mi birlikte? Dört duvardan oluşan bir yer. Dışarıda koca bir havlusu var. Havlunun etrafı duvarlarla çevrili.  Belirli aralıklarla dışarı çıkma izniniz var.  İçerde her gün yoklama alınıyor. Müdür tarafından yönetiliyor ve hiç söz hakkınız yok. Sorgulama yasak ve koridorlarda nöbetçiler var. Size de bir çeşit hapishane gibi gelmedi mi? Ama bizim için bundan daha önemli başka bir konu var. Biz o yıllarda sınıfımızda ki en yakın arkadaşlarımızla istenmeden yarışmadık mı? İşte çelişkilerde varan bir, kıyaslama yapmayın diyor altın kural biz kıyaslama yaparak büyütüldük.  Hem de sadece yakın arkadaşlarımızla da değil. Kardeşimizle kuzenimizle komşunun çocuğuyla hep kıyaslandık. Yarın ki sınavın derdine düştük. Anda kalmak yerine dünkü notlarımızla yarın ki sınavımızın arasında kaldık. Alın size bu da çelişkide varan iki. Sosyal ilişkiler demiştik bir de. Sürekli kıyaslandığın kişilerle nasıl sosyal ilişkin sağlıklı olacak. Bu da varan üç olsun. Daha gider bu liste ben size söyleyeyim. O zaman mutlu olmak için bizim temelimize inmemiz lazım. İngilizcede eğitim education içinden dışarı çıkarmak kelimesinden türetilmiştir. Peki, bizim kelimemiz eğitim neyden türetilmiştir.  Eğmek kelimesinden. Ve bize yıllarca dayatılan sistem ödül, ceza, övgü ve rekabet… Hadi şimdi mutlu olun ve mutlulukla ilgili güzel bir yazı yazın.

            Hayat, doğru yerden baktığında sana mutluluk için sinyaller verir. Bazen ölüm döşeğindeki bir insandan da umut ışığı doğar. Hemşire Bronnie Wana ölüm döşeğinde ki hastalara refakat eder. Onların keşkelerinden bir kitap yazar. Bu sözlerde “Keşke” adlı kitabından ilk beşi aktarmak istiyorum.

            Keşke kendi hayatımı yaşama cesaretini gösterebilseydim.

            Keşke o kadar çok çalışmasaydım.

            Keşke duygularımı açıklama cesareti gösterebilseydim.

Keşke arkadaşlarımla daha fazla görüşseydim.

Keşke daha mutlu olmama izin verseydim

Ölü toprağını üstümüzden atmak zor olabilir. Bir de şöyle düşünün bu keşkeleri dememek için hala zamanınız var. Çünkü nefes burnunuzdan ciğerlerinize dolmaya devam ediyor.

Aslında basit bir formülü de var mutluluğun. Mutluluk eşittir gerçeklik eksi beklentiler. Beklentilerinizi azaltın. Biliyorum Aileniz, hocalarınız, patronlarınız vb birçok insan sizden bir şey bekliyor. Ama dedim ya okul zamanında size uygulanan sistem yanlıştı. Bu hayatta ödül, ceza, övgü ve rekabet size mutluluk getirmez. Yine de ısrarcıysanız ben bu dünyada bir haltım ve bu sömürücü sistemi sürdürmeye size bir şey hatırlatmak istiyorum. 45 milyarlık dünyanın 90 dakikalık filmi çekilse bir saniyelik rolünüz olmayacak.

 Mutluluk kalpte olur. Aklı etkiler ve tüm dünyaya dağılır. Mutluluk devrimini kalbinde yapanlara selam olsun.

Perihan T.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 6
Toplam yorum
: 0
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 24
Kayıt tarihi
: 16.01.20
 
 

2006-2012 ÇÜ Fen Edebiyat Fakültesi Kimya Bölümü 2018- devam ediyor Adana Büyükşehir Belediye Kon..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster