Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

03 Mart '19

     
    Kategori
    Öykü
    Okunma Sayısı
    51
     

    Müzeyyen Senar Denince...

       Omzundan aşağı kayan battaniyesini çekiştirirken gözleri bir an parlayan dolunaya takıldı, hava bu kadar soğuk olmasaydı ne güzel olurdu diye mırıldandı. Aman be boş ver demeye bile üşendi. Yaşlılıktan kaynaklı bir huysuzluk değildi bu, hep böyleydi. Hep böyle huysuz memnuniyetsiz. Ama hiç bu kadar yorgun olmamıştı.

      Yine kendi sesiyle sohbet etmenin memnuniyetsizliğinde etrafına bakındı. Radyonun yerini tutar mı hiç, neymiş te vividiymiş hividiymiş bilmem neymiş diye söylendi bu sefer. İçeriye gidip radyoyu aramak zor geldi. Yanında duran eski radyoyu fark etmesiyle gözleri parladı. Eli uzandı radyoya, gereksiz bir hırsla bastı düğmesine açtı. Ayarlarını kurcaladı biraz. Vız vızzzzzz vız up tıs çıs tak çıs tak…Aradığını bulamadı,bulamadıkça da siniri arttı.Hanım!!! diye bağıracaktı tam, durdu. Her şey durdu, zaman, mekân düşünceler, soğuk falan filan. Acı bir gülümsemeyle büzdü dudaklarını, battaniyeyi hırsla üzerinden savurdu, sinirle yerinden doğruldu. Az da hızlıca. Balkonun ahşap parkeleri gıcırdadı biraz, Yaşar senin yapacağın lambrinin ta diye hırsla bağırdı. Sesi artarak yankılandı. Evin yeri dağ başı sayılırdı. Tek katlı yığma binası bakımsız, kendisi bakımsız… Oysa ne kadar özenmişti bu evi yaparken, ne kadar uğraşmıştı. Emekli olunca hanımın yanında rakı içerken terasından manzara izleyeceği, her hafta sonu kızıyla beraber doğa yürüyüşlerine çıkacağı, anlatacağı, dinleyeceği huzurlu olacağı bir ev olacaktı.

       Hava karanlık, Yaşara söylene söylene mutfağa doğru yöneldi. Balkonun kapısını açtı, mutfağa girdi. Yaşlı ayaklarını zorlayacak kadar hızlı hareket ediyordu. Senin yapacağın lambrinin diye son kez mırıldandı. Buzdolabını açtı. Gözleri acelecilikle taradı rafları. Altta su şişesinin yanında rakı şişesini fark etti, uzattı elini, yarımdan az fazla kalmış 35 liği kavradı. Yanına bir şeyler hazırlayayım mı diye duraksadı, hemen fikrinden vazgeçti. Bardak, bir şişe soğuk su ve rakı şişesi elinde, yine söylene söylene balkona doğru yöneldi. Sandalyenin yanına gelince yerdeki battaniyeye baktı. Sinirle bir tekme patlattı, battaniye ileriye doğru uçtu. Cebinde ezilmiş sigara paketinden bir dal sigara çıkardı, yaktı derin bir nefes çekti, kocaman bir nefes daha ve bir nefes daha… Bir telaş kalemini aradı. Cebinden bir kâğıt çıkardı, biraz düşündü, bir şeyler yazdı. Masanın kenarına iliştirdi.

      Gülümsedi. Göz kararı doldurdu rakıdan, üzerine su biraz da. Beyazın rengine baktı, yüzünü ekşitti. Biraz daha rakı ekledi. Hah şimdi tamam dercesine kadehi götürdü ağzına, bir çekmeye bitti kadeh. Yenisini doldururken anasonun boğazını yakan kokusunu fark etti. Radyoyu kurcaladı yine, ah keşke bir Müzeyyen Senar olsaydı… Bir çekmeye boşaldı yine kadehi, hafif gözleri kararır gibi oldu. Elleri biraz boşaldı. Sigarasından derin bir nefes daha çekti, pes etmedi. Ama bir kadeh daha doldururken kulağına Müzeyyen Senar'ın sesi geldi ’’ şarkılar seni söyler ‘’
      Omzunda dostça bir el hissetti gülümsedi kadehini ağzına götürürken, gözlerini kapatmadan önce hoş geldin dedi sadece…

     Saat gece 1.Telefonu çaldı. Elindeki notları bir kenara bıraktı. Telaşla masasından doğruldu. Çocukluktan beri geç saatte gelen telefonlardan korkardı. Tanımadığı bir numara, açtı, tanımadığı bir ses.

    -Melisa Hanımla mı görüşüyoruz

    Korkuyla:

    -Buyurun benim, diyebildi.

    -Babanız, şey nasıl desem ki...

    Bir an elleri boşalır gibi oldu, boğazı düğümlendi, konuşamadı, sustu.  Dinledi sadece. Kesik kesik konuşuyordu adam.

    Babanız dedi telefondaki adam;  bir beyefendi tesadüfen geçerken görmüş… Nasıl desem ki evi de hani birazda uzak… Dağ başı gibi…

    Konuşamıyordu, gözlerinden yaşlar süzülüyordu sadece, dinlemeye çalışıyordu.

    -Hani o arkadaşta görmese zor bulurduk… Ama şey nasıl desem ki… Babanız vefat etmiş. Evin balkonunda bulduk kendisini, şey şeker hastasıymış, şey… İşte nasıl desem ki rakı şişesi vardı şey… Altına not yazmış telefonunuzu. Bir de kızımı arayın, o hep haklıydı üzgünüm, annesinin yanına gidiyorum diye…

    Duymadı gerisini adam bir şeyler daha söyledi.

    Telefonu kapattı. Titreyen elini çantasına attı, bir sigara çıkardı paketten, yaktı derin bir nefes çekti. Kocaman bir nefes daha ve bir nefes daha… Yaşlı adamın yüzü geldi gözünün önüne gözlerinden süzülen yaşların ıslattığı dudakları yavaşça gülümsedi… Müzeyyen Senar çalıyordu dvd de ’’ şarkılar seni söyler ‘’…

    Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

     
    Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
     
     

    Merhaba, hoş geldiniz Milliyet Blog camiasına, emeğinize sağlık

    Cemile Torun 
     03.03.2019 23:09
    Cevap :
    Teşekkürler Cemile hanım.   04.03.2019 9:40
     
    Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
    Toplam blog
    : 1
    Toplam yorum
    : 1
    Toplam mesaj
    : 0
    Ort. okunma sayısı
    : 51
    Kayıt tarihi
    : 01.03.19
     
     

    1979 antalya doğumluyum.inşaat mühendisiyim. Akdeniz üniversitesi tbmyo inşaat teknikerliğini bit..

     
     
    Yazarı paylaş
    • Tümünü göster