Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

31 Mayıs '11

 
Kategori
Psikoloji
Okunma Sayısı
4216
 

Müzik, beyin ve öğrenme

Müzik, beyin ve öğrenme
 

Müzik, kelimelerle anlatılamayan duyguların, düşüncelerin dilidir. İnsan ruhunun derinliklerinin seslerle hayat bulmasıdır. Müzik herkesin anlayabildiği ve anlayabileceği yegâne dildir. En ilkelinden en gelişmişine kadar bütün toplumlarda müzik yaşamın bir parçasıdır. Sonuçta hangi toplum olursa olsun müziksiz bir yaşam söz konusu değildir ve ne olursa olsun, nasıl tanımlanırsa tanımlansın müzik sadece müzik değildir. 

Sevdiğiniz bir şarkıyı dinlerken kendinizi daha iyi hissedersiniz, rahatlarsınız, hayal kurarsınız, eğlenirsiniz, bazen de geçmişe dalar gidersiniz. Oysa müzik sadece ruhun gıdası değil, aynı zamanda zekâyı da besliyor. Son yıllarda sinirbilimlerde elde edilen gelişmelerle beraber beyin görüntüleme tekniklerinin kullanılması kafatasının içini görme ve düşünürken, öğrenirken veya rüya görürken beynimizde neler olup bittiğini, pek çok şeyin beynimizi nasıl etkilediğini öğrenmeye başladık. 

Araştırmalara göre özellikle klasik müzik uzaysal- zamansal becerilerin gelişmesini sağlıyor, matematiksel düşünceyi güçlendiriyor, öğrenmeyi hızlandırıyor ve bir nesneyi farklı açılardan tasavvur edebilme gücünü artırıyor. Müziğin zekâ ve öğrenme üzerindeki etkileri 1993 yılında büyük bir hız kazandı. Çünkü bu tarihte yapılan araştırmalar müziğin etkileri hakkında önemli bir bilgiye işaret ediyordu: Mozart Etkisi. Mozart’ın piyano sonatlarını dinleyen deneklerin alanlarında yaptıkları çalışmalarda daha başarılı oldukları görülmüştü. Bu ve bundan sonraki araştırmalar Mozart’ın müzikleriyle beyin arasında çok özel bir etkileşim olduğunu gösteriyor. Fransız Tıp ve Bilim Akademileri üyesi Dr. Alfred Tomatis’e göre beynin elektriksel olarak şarj olmasında kulaklar anahtar bir rol oynuyor ve beyin hücrelerindeki elektriksel enerjinin azalması konsantrasyonun bozulmasına ve yorgunluğa sebep oluyor. Bu durumda beynin de piller gibi şarj edilmesi gerekiyor. Tomatis, beyin hücrelerinin enerjiyle şarj edilmesi yollarından biri olarak, 5000- 8000 hz. arasında yüksek frekanslar içeren müziklerin dinlenilmesi gerektiğini keşfetti. Yıllar süren analizlerden sonra Tomatis, bu frekans aralığındaki seslerin Mozart’ın müziklerinde çok sayıda mevcut olduğunu tespit etti. Bu frekans aralığındaki müzikler kalp atışlarını ve kan basıncını yavaşlatıyor, vücut ısısını da düşürüyor ve beyindeki alfa dalgalarını uyarıyor. Bunun sonucunda sakinleşiyoruz, gevşiyoruz ve yaşadığımız stres azalıyor. Bunun yanında beynin sağ lobu uyarılarak kişinin yaratıcı düşünme ve hayal gücü becerileri gelişiyor ve dikkatin toplanmasını sağlayarak IQ seviyesini artırıyor. 

Bu konuda yapılan bir başka araştırmada araştırmacılar, deneklere sevdikleri parçaları dinletip o anda beyinlerinde uyarılan bölgelerin görüntülerini çıkardıklarında üç farklı yapının aktif hale geldiğini gözlemlediler. Bu bölgeler beyindeki dopamin adı verilen, sinirler arası iletişimi sağlayan ve psikolojik durumu etkileyen bir molekülden etkileniyor. Bu yapılardan biri (ventral tegmental bölge) ve dopamin aynı zamanda beynin ödül sisteminin de parçaları. Dolayısıyla hoşumuza giden bir müziği dinlediğimizde beynimizdeki ödül sistemini harekete geçiriyoruz. Bir başka deyişle, müzik dinlerken kendimizi ödüllendirmiş oluyoruz. 

Bunun yanında müziğin, bilgilerin uzun süreli belleğe aktarılmasında da önemli bir rolü olduğu görülüyor. Beyin, anlamsal içeriği olan bilgileri, müziğin vuruş, armoni ve ritim gibi bileşenleri aracılığıyla daha kolay olarak kodluyor. Herhangi bir konuşmanın içeriğinin, bir şarkının sözlerine oranla daha zor anımsanmasının nedeni budur. 

Müziğin, beyin ve ruh üzerindeki onarıcı etkilerinin incelendiği çalışmaların yanı sıra özellikle kaygı, depresyon, stres, öfke ve saldırganlık üzerindeki etkileriyle de ilgili çalışmalar yapılmış. 

Atatürk Üniversitesi Kazım Karabekir Eğitim Fakültesi’nde yapılan “Müzikle Terapinin Sınav Kaygısı, Öfke ve Psikolojik Belirtiler Üzerindeki Etkisi” konulu çalışma, özellikle Klasik Türk Sanat ve Klasik Batı Müziği’nin üniversite ve lise öğrencilerinin öfke durumlarını olumlu etkileyerek, sınav kaygılarını azalttığını ortaya çıkardı. Aynı şekilde yurt içinde ve yurt dışında yapılan araştırmalar müziğin öfke, saldırganlık, kaygı ve depresyon düzeylerini olumlu yönde etkilediğini ortaya koyuyor. 

Müzik, beyin plastisitesi (çevresel taleplere göre cevap değiştirme yeteneği) konusunda da önemli veriler sunuyor. Örneğin profesyonel müzisyenlerle müzisyen olmayan kişilerin beyinleri karşılaştırıldığında, beynin korteks olarak adlandırılan dış yüzeyinin ön kısmının, işitme ile ilgili bölümünün ve hareketle ilgili bölümünün, müzisyenlerde müzisyen olmayanlardan daha kalın olduğu bulunuyor. Şimdiye kadar yapılan sınırlı sayıdaki çalışma, müzik eğitimi alan çocukların zihinsel aktivitelerinin almayanlara göre daha fazla olduğunu gösteriyor. Sonuçlar müzik eğitiminin çocukların başarısında kesinlikle olumlu etkisi olduğunu kanıtlıyor. 

Yapılan araştırmaların müzik, öğrenme ve beyin arasındaki birtakım ilişkileri şu şekilde ortaya koyduğunu görüyoruz: 

- Müzik, öğrenmeyi engelleyen stres düzeyini azaltır ve düşünceleri rahatlatır. Etkin bir biçimde kullanılırsa beyin alfa düzeyini artırır, hafızayı geliştirir ve beyin kapasitesinin artmasına izin verir ve öğrenilenleri hafızada tutma için güçlü bir çapadır. 

- Belirli müzik türleri huzur veren endorfin hormonunun salgılanmasını sağlar ve öğrenmeyi hızlandıran bir sakinlik yaratır. 

- Beyne giden kan ve oksijen miktarını artırdığı için uyarıcı ve harekete geçirici etkisi vardır. 

- Müzik matematiksel bir gerçektir. Bu durum belirli bir bölgedeki beyin devrelerini harekete geçirir; kompleks ve karmaşık fikirlerin daha kolay çözülmesini ve algılanmasını sağlar. 

- Müzik evrensel bir dildir. Kültürel bariyerleri aşar. Etnik gelenekler ve değerler ne kadar farklı olursa olsun olumlu etkileri tüm insanlar üzerinde gözlenir. 

- Müzik, uyararak uyanık kalmayı, canlandırıcı etkisiyle de kanın ve oksijenin beyne daha fazla akmasını sağlar. 

- Müzik aleti çalan çocuklar zaman içinde düzenli alıştırma yapmak zorundadırlar. Bu da hayata bir sistem ve disiplin getirir. 

- Öğrenme esnasında sağ beynin aktif hale gelmesini, beynin her iki lobunun da entegrasyonunu sağlar. 

Müzik, çok eski çağlardan beri eğlence, kültürel renklerin ifadesi, tedavi gibi amaçlarla birçok medeniyet tarafından kullanılagelmiştir. Araştırmalar Klasik Türk Müziği, Klasik Batı Müziği, Barok- Largo tarzı gibi müziklerin beyin gelişiminden öğrenmeye, kaygıdan depresyona, öfkeye, saldırganlığa ve daha birçok alanda olumlu sonuçlar verdiğini göstermektedir. Modern bilimin verileri hem kendimiz hem de çocuklarımız için yapabileceğimiz en büyük iyiliklerden birinin onlara müziği sevdirme, nitelikli ve seçici müzik dinleme alışkanlığı kazandırmak ve müzik eğitimi vermek olduğunu gösteriyor. 

Mehmet CEYLAN 

Psikolojik Danışman 

Kaynaklar: 

—Bilim ve Teknik Dergisi, (2010), “Müzik ve Beyin”, Sayı:512, Temmuz, TÜBİTAK Yayınları, Ankara. 

—Cengiz, Y. (2004). “Yabancı Dilde Sözcük Öğretimine Müzik Kullanımının Etkilerinin Beyin Temelli Öğrenme Kuramı Işığında Araştırılması”, Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi, Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Ankara. 

—Duyar, M.(2000), “Bio-ritmik Largo ve Konsantrasyon”, Mega Hafıza Eğitim Merkezi, Yıldızlar Ofset, Ankara. 

—Sezer, F. (2009). “Müzikle Terapinin Sınav Kaygısı, Öfke Ve Psikolojik Belirtiler Üzerindeki Etkisi”, Yayımlanmamış Doktora Tezi, Atatürk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Erzurum. 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 8
Toplam yorum
: 2
Toplam mesaj
: 5
Ort. okunma sayısı
: 3922
Kayıt tarihi
: 22.01.09
 
 

Doğduğum ilin sınırlarında, Aydın'ın Karacasu İlçesinde Psikolojik Danışman olarak çalışmaktayım...

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster