Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

27 Mart '07

 
Kategori
Müzik
Okunma Sayısı
1937
 

Müzik öğretmenim Aydan Hanım'a

Sene 1992, ilkokul 4.sınıftaydım. Bütün derslere aynı öğretmen girerdi: Huriye hanım. Yusyuvarlak yüzü, kabarık upuzun saçları ve hep gülen gözleriyle hepimizin sevgilisiydi. Derken bir gün okul müdrümüz Veli bey ''yeni müzik öğretmenizi tanıştırmak için dersinize geleceğim bugün'' dedi tenefüste. Hepimiz şaşırmıştık. Derslerimize farklı bir öğtretmen mi gelecekti artık?

Aydan hanım ile tanışmam o güne rastgelmişti. Upuzun demek az kalır, belinden aşağıya inen dümdüz simsiyah saçları çekti ilk dikkatimi. Gözlerinde güneş gözlükleri vardı. Yavaşça gözlüklerini çıkardı... Hepimizi, bütün sınıfı şöyle bir süzdü ve müdür beye teşekkür ederek derse başlamak için izin istedi.

O günden başlayarak şimdi bile aklımda olan müzik bilgilerini bizlerle paylaşmaya başladı. Sanki bize ders anlatmıyordu, sohbet ediyorduk onunla. Notalarla şarkı söylemek, flüt ya da istediğimiz başka enstrümanları çalabilmek, hepsi hayaldi bizim için o ana kadar. Okul korosu kuruldu. Bayramlarda Atatürk'ün sevdiği şarkıları, marşları okurduk.

Bir gün ailemi ziyaret etmek ve onlarla geleceğim hakkında bazı konularda görüşmek istediğini bilirdi. Ben de merak ve heyecanla onu evimize götürdüm öğle arasında. Benim çok iyi bir kulağım ve sesim olduğunu, hemen bir konservatuara yazılmazssam kaybolup gideceğimi anlattı uzun uzun.

Ailem çok açık görüşlüdür, kabul ettiler. Ertesi gün benim için okuldan da izin alınmıştı ve ben Aydan öğretmenimin elinden tutarak ilk konservatuar deneyimimi yaşamak üzere Ege Üniversitesi Çocuk Korosu yolunu tutmuştum.

Konservatuara geldiğimizde ikimiz de öyle heyecanlıydık ki, öğretmenim kabul edileceğimden emindi. ''Hiç merak etme, kabul edecekler seni ve harika bir eğitim alacaksın. İlerde çok iyi gerçek bir sanatçı olacaksın'' diyerek sıkıca tuttu heyecandan titreyen ellerimden.

Derken sıramız geldi. Tam kapıya yönelmişken kapıdan kısa boylu bir adam çıktı. ''Sınırlı kontenjanımız dolmuştur. Herkese buraya kadar geldiği için teşekkür ederiz'' dedi ve uzaklaştı.

Arkamıza baktık bizden başka kimse kalmamıştı. Olamazdı. Sadece ben kalmıştım. Son kişi ... 1 kişi ...

Aydan hanım ''ama sadece biz kaldık'' diyerek yönlendi kapıya, ''lütfen bizi de dinleyin''. Kapıdaki görevli umutsuz gözlerle baktı bize ve ''üzgünüm'' dedi.

Konservatuar hayalim başlamadan sonlanmıştı.

O gün bütün umutlarım yıkılmıştı ama ben pes etmedim. Konservatuara gidememiştim belki ama ortaokul lise ve üniversitede okul korolarında şarkılar söyledim.

Okul bitti ama ben kendi kendime söylemeye de devam edeceğim :))

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

ya işe bak kaymak... Çok üzüldüm be. Kısmetse seni dinlemeyi ve gaklamalarla eşlik etmeyi çok isterim... Korkmasam ve üşenmesem saksafon çalmak istiyorum. sesi çok hoşuma gidiyor ama yapabilir myim bilemiyorum...

karga 
 16.10.2007 12:14
Cevap :
İzmire gelirsen Erayla güzel bi yere götürürüz seni e ben de patlatırım bir iki kuple bişiler , sen de gaklarsın :)) bu arada geçen gece trtde Fatih Erkoç konseri vardı.Saksafonuyla harika şarkılar çaldı.Sevdiğini bilsem haber verirdim sana kesin  16.10.2007 14:10
 

Değişen bir hayat. Ama değişmeyen; şarkı söyleme isteği, Sanırım önemli olan da bu:))) Maviler, sevgiyle...

derinmavi.. 
 31.08.2007 19:48
Cevap :
haklısın sevgili hemşehrim :) mutfakta banyoda sokakta Kordonda arkadaşlarla gezerken heryerde herzaman :)) Sevgiyle  01.09.2007 9:11
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 14
Toplam yorum
: 52
Toplam mesaj
: 15
Ort. okunma sayısı
: 878
Kayıt tarihi
: 20.03.07
 
 

1982 İzmir doğumluyum. Trakya Üniversitesi Gümrük İşletme mezunuyum. Şu an İzmir'de bir dış ticaret ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster