Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

18 Eylül '09

 
Kategori
Kültür - Sanat
Okunma Sayısı
413
 

Müzik Tanrı'dan gelen emirdir

Müzik Tanrı'dan gelen emirdir
 

Yukarıda ne varsa aşağıda da o vardır. Tabii biraz gölgeli olarak. Müzik de, ilahi kattan gelen bir titreşim ruha akan ve ondaki yaraları onaran şifalı su gibidir. Antonio Vivaldi'yi dinlerken huzur bulmamak, Johann Sebastian Bach'a kulak verdiğimizde ilahi bir tutkuyla dolmamak ve hangi dinden olursa olsa olsun bir ilahiyi dinlerken, Yüce Yaratıcı'yı hissetmemek mümkün müdür?..

Gerçek sanatçıların tümü, ilahi boyuttan aldıklarını, bizlere aktaranlardır. Onlar Yüce Yaratıcı'nın, emrini ve kendi yaşam misyonlarını yerine getirmektedirler. Yapıtlarıyla hayata ayna tutmakta, ruhlara huzur, hüzün, sevgi ve keder, kısaca yaşamın duygularını kendi tarzlarıyla bizlere aktarmaktadırlar...

İşte bu tarz sanatçılardan üçünün, Mazhar- Fuat-Özkan'ın konserini izlerken bir şey dikkatimi çekti; konser her yönüyle mükemmeldi; ama bir şarkı vardı ki, onu söylerken, sahnenin loşlaşan ışıklarında, üçünün yüzünde de içten gelen bir ışık parladı; "Leyla'dan geçme faslındayım, Mevla'yı bulma yollarında..." Bu dizeler dudaklarından dökülürken üçünün yüzünde de; huzur, sevgi, hoşgörü dolu bir anlatım belirdi ve yüzleri aydınlandı... Ve eminim ki, o anda, üçünün içinde de Işığa doğru bir yolculuk vardı...

Metafiziğe ilgi duyanlar iyi bilirler, insan vücudunun enerji merkezlerinin her biri müzikte bir notaya karşılık verir. Bu nedenle, müzik meditasyonlarda da önemli bir unsurdur. Genellikle rahatlama ve konsantrasyon için yardımcı unsur olarak kullanılırken, kimi zaman da tam anlamıyla, müzik meditasyonları yapılır. Bu konuda Johannes F. Boeckel, "Pratik Meditasyon Tekniği" isimli kitabında şöyle diyor: "Ravel'in Bolerosu bu konuda iyi bir örnektir. Bu melodi bizi sarar ve içimizden bir şeyleri çözer. Sürekli olarak aynı temanın tekrar edilmesi ve kuvvetli ritm bizi bir süre sonra trans haline getirir. Orkestra sustuktan uzun bir süre sonra bile müzik içimizde çalmaya devam eder. Bu müziğin mutlaka Japon veya Hint tapınak müziği olması gerekmez. Johann Sabastian Bach'ın müziği meditasyon için son derece uygundur... Bach, özellikle moralimizin çok bozuk olduğu dönemlerde bizi inanılmayacak derecede teselli edebilir. Onun müziği, insanı kendisi ile bütünleşmeye, armoni içinde olmaya, neşe ve şükranla dans etmeye çağırır..."

Psişik korunma tekniklerinde de, mekandaki negatif enerjiyi uzaklaştırmak için hızlı ve sert ritmli müzikler önerilir.

Tüm dinlerde, ilkelleri de dahil olmak üzere müzik hep vardır. Hint mistizminin en bilinen unsurlarından olan, Çiva'nın dansında "sesin amblemi" kabul edilen davul kullanılır. Davul bu kültürde, kutsal emirlerin, ilahi gerçeklerin ve ritmin taşıyıcısıdır. Ve Çiva'nın dansı, davul eşliğinde tabiat güçlerinin el ele tutuşarak yaptıkları ve bir fantastik baleyi anımsatan hareketlerle, "boşluğun ve dinamik hayatın paradoksunu" anlatır.

Klasik Yunan Mitolojisi'nde, Tanrı Apollon'un, günü gitarını çalarak karşılaması, günümüzde ise müziğin tüm kültürleri kucaklayan evrensel bir dil olması tesadüf değildir...

Hayatlarımızdan müziği dışlamamız, giderek yaşamımızın ritmini de bozacaktır. Suyun, yağmurun, ağacın, taşın yıldızların tümünün yaradılışında bir müzik vardır ve biliyoruz ki güneşin altındaki her şey müzikle anlatılabilir... Can Yücel' in dediği gibi:\

Herşey kendi dilince konuşur;
Karanlık örtse de üstünü
Gecede devam eder renk
Ağacın dalında, rüzgarda;
Her şey kendi rengince konuşur."...

Gerçekten de herşey kendi dilince konuşur ve bu konuşmanın kendine özgü ahenkli bir müziği vardır; su altında kaydedilen balina seslerinin yeni doğan bebekleri rahatlattığı, mutlu ettiği gözlemlenirken, klasik müziğin zeka gelişimindeki olumluluğu kanıtlanmışken ve en ünlü klasikçilerden Beethoven'ın sağır olduktan sonra bile kulağına özel olarak yaptırdığı hunileri takarak, tabiatın sesini duymaya ve bunu müziğine yansıtmaya çalıştığı bilinirken doğanın müziğinin gücünü kim inkar edebilir?..

Yaşam yolunda bir su gibi gibi uyumla akmanız ve bu akışta, kendi hayatınızın neşeli müziğini yaratmanız dileğiyle, sevgiyle, hoşçakalın...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

var oluşun tılsımını içinde barındıran bir çeşit sihirdir. Kaleminize sağlık, musîki tadında bir yazıydı. Dinlendim...

Emine Supçin 
 18.09.2009 10:38
Cevap :
Çok teşekkürler. Sevgiler...  19.09.2009 2:44
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 67
Toplam yorum
: 19
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 677
Kayıt tarihi
: 18.07.09
 
 

Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo- Televizyon Bölümü'nü bitirdi. 1987 yılından bu yan..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster