Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

10 Şubat '11

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
699
 

Nakışlar...

Nakışlar...
 

bir nakış


Annem çok sever çeyiz hazırlamayı… Yeni örnekler, yeni kumaşlar, yeni desenler, yeni tekniklerle süslü, göze güzel görünen örtüler hazırlar elleriyle. Nakışlar işler. O yüzdendir nakışlara aşinalığım. 

Bugün üniversitede bir hocamla yaptığım sohbette ise hepimizin nakışları olduğunu fark ettim. Hepimiz hayatımızı nakışlıyoruz. Kimimiz sade desenleri seçiyoruz, kimimiz renkli, gösterişli… Kimimizin seçimi kolaydan yana, kimimizin ise zordan… Kimi özürleriyle zor olanı yapmak zorunda. Kimileri ise özürü olmasa bile kolay olanı seçmekten yana. 

Hayatımızı işliyoruz mezar taşımıza. Bu hayattan ayrıldığımızda bırakacağımız eser üzerinde çalışıyoruz aslında hepimiz. Öyle bir eser ki bu hayata veda ettiğinizde ardınızdan sohbet meclislerinde eserinizle anılırsınız. Rahmetli iyi biriydi der kimileri... Yaptığınız iyilikler anılır. Çalışkandı derler, boş durmazdı... Ya da karanlık renklerle kolay desen seçmişseniz sizi anarken yüzleri ekşir insanların. Ölüye saygıdan, çoğu zaman ardınızdan konuşmak dahi istemezler. Bunca yıl yaşadığınız, değer verdiğiniz dünyadan iziniz tamamen silinmiştir o zaman. Oysa ne kadar emek vermiştiniz kazanmak için, hedefinize ulaşmak için hırsla, içinizdeki sevgiyi öldürerek... 

Elimdeki örtünün başları sevgi nakışı olur. Bana sevmeyi öğreten annem babam ve kardeşim, ilk ailem yani. Annemle ve kardeşimle içinden geldiği gibi sevmeyi, babamla ise kaçamak sevmeyi öğrendim. Kendisine sarılamadığım zamanlar gömleğine sarıldım, kokladım ama yine de kızmadan çok sevdim. Annem… sevmeyi bana eksiksiz öğreten kadın. Karşılıksız, dürüstçe, sıcacık sevmeyi annemden öğrendim. Kardeşim… Ancak anne olunca anlarsın dedikleri evlat sevgisini onunla tattım, onu kokladım, gözlerinden öpe öpe yola koydum her zaman. O yüzden örtüme onların sevgisiyle başladım. Zor desene başlamadan önce sade ama renkleriyle göz alan ışıl ışıl bir giriş oldu nakışım. 

Yuva deseni işliyorum aylardır. Kapısından içeri girdiğimde huzur bulduğum renkleri seçiyorum yuvam için. Kolaydan kaçıp zor olan desenleri seçiyorum hep. Bırakacağım nakış güzel olsun, özel olsun, basit olmasın... İşliyorum sabırla, seve seve, sevgiyle. Güzel olsun ki benim doğduğum yuva gibi bizim de evladımız sevgi içinde büyüsün, o da hep aydınlık renkler seçsin hayatını işlemek için. O da güçlü olsun istiyorum annesi gibi. İpi bittiğinde ya da yorulduğunda pes etmesin istiyorum. Nakışını sürdürsün, emek versin hayatına, vazgeçmesin boşvermesin. Eserine ne kadar değer verirse hayatının da o kadar değerli olacağını bilsin... 

Hayatımı ikiye böldüm ailem ve okulum. Okul hayatım için de renkli, güzel nakışlar seçtim. Ne çok zor ne çok kolay oldu onları işlemem. Bunca emek verdiğim desen bildik olmamalı, aydınlık renklerle, iğne oyası gibi ilmek ilmek zorlamalı beni dedim. Çünkü o deseni nasıl yaparsam hayatında okulun önemli bir ilmek olduğu nice insan içinde ayrı bir yerim olacaktı. Onların nakışlarında küçücük olsa da bir payım... Sonunda hiç bitmeyecek bir desen seçtim. Ancak örtünün sonu geldiğinde düğüm atılıp sonlandırılabilecek bir desen... Bir akademisyen oldum. 

Ne zaman sona ereceğini bilmediğim bu hayatta güzel bir eser bırakmak bütün derdim. Evladıma güzel bir çeyiz bırakmak belki de. Anılarda güzel anılmak… 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
 
Toplam blog
: 3
Toplam yorum
: 2
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 562
Kayıt tarihi
: 26.01.11
 
 

Rize'nin Çayeli ilçesinde dünyaya geldim. Memleket hasretini içinde taşıyıp, İstanbul'da yaşayan pek..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster