Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

09 Ocak '13

 
Kategori
Öykü
Okunma Sayısı
114
 

Namus bu / mu / dur ?

Namus bu / mu / dur  ?
 

Sigara içilmemesine çok sevinen ve de çok kızan emeklilerin müşterilerinin hemen hemen tamamını oluşturduğu bir kasaba kahvesi. Tek gazete sayfalara bölünmüş olarak olarak elden ele, masadan masaya dolaşmakta.

- Yuh be ! Yuh olsun ! Yine namus intiharı. Hay sizin namus anlayışınız batsın !

Emekli jandarma astsubayı Muzaffer bey gazetede rastladığı habere sesli bir şekilde isyan ediyordu.

- Ne olmuş, kim intihar etmiş yine ?

Karşı masadan emekli bürokrat Ahmet efendi de merakla soruyordu.

- Ne intiharı ? Düpedüz cinayettir bu ! İntihar süsü verilmiş, namussuz bir hergelenin sözde namus cinayetidir. Özellikle Doğu’da çok gördüm ben bunları. Haltın gerçeğini erkekler yer, vebali kadınlara yüklenir, öldürülür, intihar süsü verilir.
- Hadi canım sende ! Olmaz öyle şey.
- Siz öyle zannedin. Siz bürokratlar dünyayı masa başındaki dosyalardan izlersiniz, duyduğunuza , okuduğunuza inanıverirsiniz. Şuraya yazıyorum işte ; cinayettir bu, bal gibi cinayet.

-------------

- Allah kahretsin. Yine namus intiharı. Cinayet şüphesi olan, hatta öyle olma ihtimali yüksek olan bir intihar. Üstelik bir çoğunda olduğu gibi gerçeği ortaya çıkarmakta zorlanacağımız, belki de asla gerçeğe ulaşamayacağımız, ulaşsak bile kanıtlayamayacağımız ülkenin kanayan yarası bir olay.

- Evet sayın komiserim. Bence de cinayet olma ihtimali yüksek. Ne yapmamızı emredersiniz ?
- Araştırın. Sonuca gitmeden dosyayı kapatmayın. Gerçeğe ulaştığınızda da mutlaka kanıtlayın ve suçluyu, suçlulurı adalete teslim edin.

--------------

Cevdet hayatı boyunca iş beğenmeyen, bir girdiği yerde uzun süre çalışmayan, yetişkin iki kızının çalışıp getirdiği paralarla evinin geçimini sürdürmeye alışmış, tembel herifin biriydi. Önce büyük kızı evlendi. Peşine tekstil işçisi kızı yetişti. Kendisi işsiz kalıp tek kızının maaşıyla da geçinmekte zorluk çekmeye başlayınca karısının bir muhasebe bürosunda temizlik ve çay servisinde çalışmasına razı oldu.

- Cevdet, ben sevmedim bu iş yerini. Patron olacak adam pez.....gin teki. Kiminle yatıp kalktığı belli değil. Gözümle görmedim ama büroda çalışan kızlarla sık sık arka odaya geçiyorlar. Kızlar da fingir fingir zaten. Sanki birbirleriyle yarışıyor gibiler.

- Sen işine bak, boş ver. Sana asılacak değil ya kocakarı !

Bazen geç saatlerde geliyordu işinden bazen de sabahlara kadar mesaide kaldığını söylüyordu kızı.

- Nasıl olsa çalışmıyorsun. Akşama kadar o kahve senin bu kahve benim dolaşıp duruyorsun. Şu kızı bir kolla bakalım. Gerçekten mesai mi yapıyor yoksa bir yanlışı falan mı vardır ? Ne biçim babasın sen ; hiç mi merak etmiyorsun ?

- Getirdiği parayı görüyoruz herhalde. Mesai yapmasa nerden bulacak o kadar parayı ?

Bir gün annesine sevdiği bir gencin olduğunu, evlenmek istediğini söyledi küçük kızı.

- Şaşırmış mı bu ? Daha ablası evleneli kaç gün oldu ? Hem yaşı ne başı ne ? Üstelik paramız mı kaldı ?

- Çocukcağız onca para getiriyor. Üç kuruşuyla çeyiz alabiliyor muyuz ? Bugün değilse yarın ; mutlaka evlenmeyecek mi bu kız ?

- Hele bir yaşı gelsin düşünürüz.

Hamileydi kız. Sevdiği, flört ettiği adam, karnındaki bebeğin babası aynı işyerinde çalışıyordu. Aslında ciddiydiler, evlenmek istiyorlardı. Kızın ısrarıyla defalarca istemeye gelmek için haber yolladılar. Her defasında geri çevirdi babası .

Kaçmaktan başka çareleri kalmadı ve kaçtılar sonunda. Köpürdü Cevdet en çok da kızının getirdiği maaşın kesilmesine. Sonra da masrafsız gitmesinin iyi olduğu bahanesiyle avuttu kendini.

O günden sonra daha bir sinir küpü oldu adam. Kapı kapı dolaşsa da iş bulamıyor, bir tek eşinin getirdiği maaşla da geçinmekte iyice zorlanıyordu.

- Daha fazla yapamayacağım. Çıkmak istiyorum oradan. Başka bir iş bulup çalışırım yine. Ne olur Cevdet, izin ver de çıkayım şuradan.

- Delirdin mi sen kadın ? Zaten tek senin maaşına kaldık. Ya hemen başka iş bulamasan ; vallahi aç kalır geberip gideriz. Duymamış olayım, çıkmak falan yok. Hatta zam iste biraz patronundan. Geçinemediğimizi söyle. Varsa eğer, bana da iş versin.

-------------

Yıl sonu yaklaşmış, muhasebecilerin işleri yoğunlaşmıştı. Bir gece geç saatlere kadar tam kadro mesaideydiler. Kadın da onlara servis yapmak için oradaydı. Gece yarısına kadar süren çalışma sonrası elemanlar evlerine dağılmış, patron da günün yorgunluğunu alkol alarak gidermeye çalışmıştı.

Kapıyı çaldı kadın. İçeriden ses gelince girdi.

- Patron ; kızlar gitti. Ben de gidebilir miyim ?

Sarhoştu adam. Bilinçsizce baktı kadının gözlerine.

------------

Sabaha karşı eve geldi kadın. Çoktan uyumuş olan kocasını dürterek uyandırdı.

- Ne dürtüp duruyorsun be kadın ? Anladık işte, mesai vardı. Sorduk mu sana, neden geç geldiğini ? Yat zıbar işte !

- Sana söyleyeceklerim var, kalk diyorum.

- Hay senin söyleyeceklerine de sana da. Sanki gündüzler çuvala girdi.

Söylene söylene, gözlerini ovuşturarak kalktı yerinden.

- Sana söylemiştim adamın pe....venk olduğunu. Sonunda bana da saldırdı işte. Üstüme çullandı, kendimi koruyamadım, kirletti beni.

Şaşırdı adam. Gözlerini yeniden ovuşturmaya başladı.

- Ne ulan bu ; şaka mı, rüya mı ? Sen ne dediğinin farkında mısın kadın ?

- Doğru söylüyorum. Karşı koyamadım, kirletti beni pe.....nk !

Yerinden kalktı adam. Odanın kapısından uyurgezer gibi çıktı. Biraz sonra bir ilmikle dönüp kadına uzattı.

Al, as kendini. Namus başka bir şeye benzemez. Ancak ölümle temizlenir.

Hiddetle ayağa kalktı kadın. O anda tüm adalete, törelere, kadınlara karşı yapıla gelen tüm haksızlıklara , tüm dünyaya meydan okurmuşcasına bağırmaya başladı.

- Niçin ben ölüyor muşum ? Ben ne yaptım ki ? Adamın pe....nk olduğunu, orada çalışmak istemediğimi söylemedim mi ? Senin umurunda oldu mu ? Şimdi söyle bakalım ; gerçekte hangimiz namussuz ? Asıl ölmesi gereken hangimiz ?

--------------

Ertesi gün bir cenaze vardı o evde. Polis, savcı, mahalleli doluştu. Kimi ’ yazık olmuş ’ dedi, kimi ’ lânet olsun ’.

Gazeteler üçüncü sayfalarına manşet yaptılar.

’ Yoksulluk bir aile faciasına daha sebep oldu.’

---------------

- Haklıymışsınız sayın komiserim. Cevdet suçunu kabul etti. Namusu kirletilen kadın intihar etmeyi reddedince onu öldürüp intihar süsü vermiş..

- Vah benim memleketim ! Ne zaman bitecek senin şu namus cinayetlerin ? Yahu arkadaş ; bu ülkede kadın olmak neden bu kadar kötü.

 SON

 Fikret TEZAL
 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 16
Toplam yorum
: 0
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 201
Kayıt tarihi
: 03.11.12
 
 

İstanbul Pendik Lisesi mezunuyum. İTÜ.Makina Fakültesi, İÜ.Edebiyat fakültesi, MÜ. İktisat bölüml..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster