Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

01 Kasım '18

 
Kategori
Gönüllülük
Okunma Sayısı
166
 

Nar Ağacı

Nar Ağacı
 

Bazı başlangıçlar büyülüdür.
An’ın üzerinde gezinen peri tozları olduğuna inanır insan.
Peter Pan’ın düş ülkesine ilk kez giden çocukların, göze  sığmayan mutlu hayretleri gibi bir bakış gelip oturur tek düze hayatımıza.

İşte benim kiii….
Kesinlikle öyle bir hikaye değil.
Son derece dünyevi gerçekliğe uygun ve dürtüsel.

Böyle bir giriş yazmasaydım, hikayemi okumama olasılığın yüzde bin beş yüz olacaktı.
Oysa şimdi tam olarak istediğim, sıradan başlangıcıma “merhaba” dediğin yerdeyiz.

“Orda bir park var uzakta” diyemeyeceğim kadar yakındı Samsun TEGV Parkı.
Yanından, üstünden, altından ve içi olmayan her yerinden geçiyordum epeydir.

Eğitimciydim nihayetinde.
Savuşturamadığım meraklarım vardı orada olup bitenlere dair.

Eğitim gönüllüsü olmak…

Kime?
Hangi amaçla?
Neye karşılık? gibi bir tür bit yeniği bulmaya hizmet eden geçerli sorularım vardı. Ne de olsa kimse kimseye zamanını bedava hibe etmiyordu bu günlerde.

Ancak uzun  zamandır içimde, kendime fayda  sağlamaktan öteye geçmem gerektiği konusunda beni duygusal baskıya maruz bırakan işgüzar bir iç sesim vardı.

Bir fırsat bulup ondan yakamı kurtarmam ve hafiflemem gerektiğini düşünürken iyi yürekli bir “hadi” ile harekete geçtim. Ve işte o “hadi” ile TEGV’in rengarenk koridorlarına, yüzlerine çocuk gülüşü bulaşmış personeline, gönüllülerine mutlulukla eklendim.

Sonra dediler ki; “Ne yapmak istersin?”
"Bilmiyorum, belki biraz şarkı söyleriz birlikte."
“Olur “dediler.

Bana bir deste çocuk verdiler.
Biraz toz pembeli, büyü simli bir şeyler  artınca öteki masallardan, ben de onu döktüm o bir buket çocuğun kafasından.
Şarkılar söyledik biz, allısından, morlusundan, çiçeklisinden, hayvanlısından.

Küçük insanlarımla duyumsamaya başladığım bir tatlı huzur da gelip iliklendi  gövdemin sol yanından.

Saymadım kaç yıl geçti gerçekten.
Küçük insanlarımı teslim ettiğim genç insanlarım var artık. Bu maddeci dünyaya inat, omuzlandıkları nakitsiz sorumluluk için önlerinde minnetle eğilebileceğim.

Ben burada anlamaya başladım ki, vermek almaktan büyüktür.
Ve hiç kimse, bunun karşılıksız bir çeke sahip olmak gibi göründüğünü düşünmemelidir.

Uzaktan baktığın ama yalnızca yaklaşınca gördüğün bir şeydir gönüllü olmak.
Çarşıdan alıp bir tane, eve gelince bin tane olan nara benzemektir.

Ya da uzun lafın kısası
Nar ağacına dönüşmektir.
 

ETEM SEVİK, Adil Bozkurt, Sibel Yılmaz bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Ne güzel...Mutlulukla okudum yazınızı. Eğitime gönül veren gönlünüze sağlık. Küçücükten yeşerttiğiniz çiçeklerinizle güzel günler dilerim. Saygı ve sevgilerimle...

Sibel Yılmaz 
 02.11.2018 9:08
Cevap :
Ne mutlu! Saygı ve hürmetler...  04.11.2018 15:47
 

Hadi!Ne vaatkâr nida.Ve nar,bir kalptir aslında;birilerine az çok çarpar.Ama bir çocuğa tam ortasından çatır çutur çatlar.taneleri kırmızı kırmızı saçılır hayata.Nice şarkılara,avaz avaz..

üç nokta 
 02.11.2018 9:07
Cevap :
yorumlarınızdan şiir çıkar:) Saygılar...  04.11.2018 15:48
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 42
Toplam yorum
: 49
Toplam mesaj
: 3
Ort. okunma sayısı
: 269
Kayıt tarihi
: 16.11.08
 
 

Eğitimci ve tiyatro oyuncusu. Yaşadığım Dünya'ya saygım vardır benim.  Ağacına, suyuna, havasına ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster