Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

30 Kasım '13

 
Kategori
Psikoloji
Okunma Sayısı
548
 

Narsistik kişilik bozukluğu

Narsistik kişilik bozukluğu
 

Narsistik karakterli kişiler kendileri ile ilgili ciddi bir üstünlük duygusuna sahiptirler ve kendilerinin çok önemli biri olduğuna inanırlar. Kendi yetenek ve başarılarını abartma eğilimine sahiptirler. Çevrelerindeki herkesin de kendi içlerindeki o müthiş becerilerin farkında olacağını varsayar ve kendilerine buna göre yaklaşılmasını beklerler. Beklentilerinin dışında bir davranış ve hareketle karşılaştıklarında şaşkına uğrarlar. Başardıkları işlerde nedense başkalarının katkısını pek görmeye yanaşmayıp, olayı kendi zaferleri olarak nitelemeyi severler. Ulaştıkları noktalarla ilgili birilerine pay biçiyor olsalar bile, bunu öyle bir yolla yaparlar ki, başkalarının kendisine “hiç tevazu gösterme, sen olmasan bunların hiç biri olamazdı” demesini içten içe bekler ve bunu hak ettiklerini düşünürler.

Bir yandan kendilerini çok sever ve güçlü hissederken, diğer yandan, içlerinde üstünü örtmeye çalıştıkları, değersizleştirdikleri ve sevgi eksikliği çektikleri bir bölüm vardır. Bu bölümden uzak durmak ve onun kendi hayatlarındaki eziciliği ile yüzleşmek istememelerinin hissini, diğer yönlerini abartarak kapama uğraşında bulurlar. Genellikle bu kişiler özellikle çocukluk yıllarında engellenmeler, aşağılanmalar ve eksiklikler içinde yaşamiş kimseler olarak karşımıza çıkarlar, Kendi iyi yönlerini herkesin hayran olması için sergilerken, olumsuz taraflarını kendilerinden dahi saklarlar. Bu kişiler genelde bir psikiyatrın karşısına oturmak istemezler. Bu durumun bedelini de sadece kendileri ödemekle kalmaz, kendilerini sevenlere de ödetirler.

Narsistik karakterli kişiler, başarıları sınırsız, güçlerinin ulaşılmaz oluğu hissini vermeye çalışırlar. Bir kısmı zekâsına, bir kısmı da güzelliğine aşırı anlam yüklemeye çalışırlar. Yaşadıkları sevgi bile ideal ve kusursuzdur. Her nedense, özel ve üstün olduklarına ve ancak “özel” insanlarla anlaşabileceklerine inanırlar. Hayatlarında paylaşım yaşadıkları insanları en iyi ve en tepedekiler den seçmeye gayret ederler. Onlar en güzel yerlere, en iyi avukata, en iyi doktora, en iyi kuaföre giderler, gittikleri yerlerde özel muameleyi hak ettiklerine inanırlar, hayal kırıklığına uğradıkları anda bu insanlara karşı birden aşağılayıcı ve olumsuz tavır takınırlar.

Kendilerine güvenleri aslında çok az olmasına rağmen beğenilmeyi çok severler. Sürekli dikkati ve ilgiyi kendi üzerlerinde tutma gayretinin kendilerine ne büyük bir yük getirdiğinin farkına varmazlar. Sıra beklemeyi sevmezler. Her yerde ayrıcalıklı davranış beklentileri içerisinde olurlar. Başkalarının duygularını ve gereksinimlerini anlamaya çalışmak konusunda isteksizdirler. Çünkü başkaları onları anlamak zorundadır! Onların yaptığı iş çok önemlidir, diğerlerinin ki o kadar da önemli değildir. Arkadaşlık ilişkileri, kendisine güvenini besleyecek ve artıracak şekilde devam ettiği sürece vardır. Eleştiriye hiç gelemezler. İlk anda tepki veremeseler bile kendilerini eleştirenleri pek unutmaz ve mutlaka bir karşı atak zamanını kollarlar. Pek çoğu ya başkalarını kıskanır veya başkalarının kendilerini kıskandığına inanırlar.

Bu kendini aşırı sevme durumunu sakın kendine aşırı güvenle karıştırmayın. Narsistik kişilik karakterli insanlar, çevrelerine verdikleri o çok güven dolu ve karizmatik duruş ve davranış görüntüsünün altında ciddi bir güvensizlik yatmaktadır. Onları toplum içinde, lafa “ben” diye başlayan, başkalarını tanımadan kendini tanıtmakla uğraşan insanlar olarak görürsünüz. Her insanın kişiliğinde olumlu ve olumsuz yönlerin bir arada bulunduğunu kabul etmemiz gerekir. Normal budur. Yani benim içimdeki becerikli, güçlü ve olumlu parçayı, gene kendi içimde yüzleşebildiğim kişisel zaaflarım ve olumsuzluklarımla bütünleştirebildiğim takdirde ben sağlıklı ve normal bir birey haline gelirim.

Size narsisizm sözcüğünün köken aldığı narkissos'un mitolojik öyküsünü
aktaracağım:

Eski Yunan mitolojisine göre, dünya üzerinde birçok tanrı bulunmaktaydı. Bunlar çeşitli doğa olaylarından ya da canlı ve cansız varlıkların kontrolünden ve davranışlarından sorumluydular. İnanışa göre bu tanrılar insan şeklindeydi ve insanlarla ilişki içine de girerlerdi.

Ekho Kendine âşık olanlara aldırmayıp, onları karşılıksız bırakan ve çok güzel
bir peri kızı idi, bir gün avlanan bir avcı görür. Narkissos adındaki bu avcı çok yakışıklıdır. Ekho bu genç avcıya ilk görüşte âşık olur. Ancak Narkissos bu sevgiye karşılık vermeyerek, peri kızının yanından uzaklaşır.
Ekho bu durum karşısında günden güne eriyerek, kara sevda ile içine kapanarak ölür. Bütün vücudundan arta kalan kemikleri kayalara, sesi ise bu kayalarda 'eko' dediğimiz yankılara dönüşür. Olimpos dağında oturan tanrılar bu duruma çok kızarlar ve Narkissosu cezalandırmaya karar verirler. Gene günlerden bir gün av giden Narkissos susamış ve bitkin bir şekilde bir nehir kenarına gelir. Buradan su içmek için eğildiğinde, sudan yansıyan kendi yüzü ve vücudunun güzelliğini görür. O da daha önce fark edemediği bu güzellik karşısında adeta büyülenir. Yerinden kalkamaz, kendine âşık olmuştur. O ana dek kimseyi sevmediği kadar, sevmiştir kendi görüntüsünü. O şekilde orada ne su içebilir, ne de yemek yiyebilir, ayni Ekho gibi Narkissos ta günden güne erimeye başlar ve orada sadece kendini seyrederek ömrünü tüketir. Öldükten sonra da vücudu nergis çiçeklerine dönüşür.

İşte narsisistik kişilik bozukluğu olan kişiler de bu şekilde kendilerine âşık, hep önde olmak, en gözde olmak isteyen, başkalarının düşünce ya da isteklerine gereken ilgiyi gösteremeyen kişilerdir. Plan ve hedeflerine ulaşamadıklarında, gereken ilgiyi göremediklerinde aynı Narkissos gibi erirler, çökerler.

Selamlar,

Mustafa Uçman

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

sezarın hakkı sezara :)

savas barka 
 30.11.2013 20:25
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 92
Toplam yorum
: 60
Toplam mesaj
: 15
Ort. okunma sayısı
: 2686
Kayıt tarihi
: 14.01.08
 
 

Hatay-Antakya’da 1963 yılında doğdu. İzmir İmam Hatip Lisesinden sonra 1981 yılında aile birleşim..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster