Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

14 Haziran '07

 
Kategori
Beslenme / Diyet
Okunma Sayısı
995
 

Nasıl besleneceğimizi biliyor muyuz?

Nasıl besleneceğimizi biliyor muyuz?
 

Bence aslında nasıl besleneceğimizi bilmiyoruz. İlle de diyetisyenlerin şunları yiyeceksin, şunları yemeyeceksin demleri gerekmez. Kişi olarak yediklerimizden hangisinin kötü, hangisinin az zararlı hangisinin zararsız olduğunu bilmemiz lazım. Mesele kolesterol halk arasında kötü kolesterol iyi kolesterol diye sınıflandırılır. İyi huylu kolesterol dediğimiz HDL-Kolesterol kandaki fazla kolesterolü toplar ve ve vücuttan atımını sağlar. Bu kolesterolün kanda yüksek olmasını isteriz. Bizi kalp krizi ve damar tıkanıklığından koruduğunu söyleriz. Oysa bu kolesterol seviyesinde beslenmenin etkisi çok az olduğunu bilmeyiz. Bu iyi huylu kolesterol daha çok fiziksel aktiviteyle ilgilidir. Yeme alışkanlığının değiştirilmesinden ziyade, düzenli egzersiz yapılması gerekir.

Diğer kolesterol ise LDL-Kolesterol olarak da bilinen, kötü huylu kolesteroldür. Damar hastalıklardan korunmak için, kandaki oranının düşük olmasını isteriz. İşde bu kolesterolü dengelemenin tek yolu da beslenmedir.

Kolesterolün kanda yükselme süreci kısa zamanlarda oluşmaz. Çocukluktan itibaren kolesterolü yüksek gıdaları tüketmenin sonucunda oluşur. Birikir ve ilerleyen yaşlarda kendini gösterir. Bunun dışında genetik etmenlerde söz konusudur. Ancak genetik konusunda bir şey yapamacağımızdan dolayı, tek yol beslenmeyi düzenlemektir.

Beslenmede en önemli şey yağdır. Özellikle katı yağlar. Elimizden gelebiliyorsa, tereyağ ve hayvansal yağ kökenli katı yağları hiç tüketilmemeliyiz.

Et konulan yemeklere neden yağ konulur. Onu da anlamak zordur. Bilmemiz lazım, etin en yağsız kısmında bile belli oranda katı yağ vardır. Bu etin doğal yapısıdır. Aynı durum süt ve yoğurt için de geçerlidir. Doğal yapılarında katı yağ içerirler.

Et miktarı günde 90-100 gr.ı aşmamalıdır. Fazlası kolesterolün artmasına neden olur.

Kilosu fazla olan kişilerin kolesterollerinin yükselme riski her zaman daha fazladır. Bu nedenle zayıflamak önemlidir. Karbonhidrat ağırlıklı yiyeceklerden de korunmalıdır. Enerjileri yüksek olduğundan kilo almaya neden olurlar. Sebze ve meyvelerde sınırlama yapmaya gerek yoktur. Hem enerjileri düşük hem de vitamin-mineral bakımından son derece zengindirler. Lif oranları da yüksektir. Yüksek lif ağırlıklı beslenme barsaklardan kolesterolün emilip kana karışmasını engeller. Bağırsak haraketlerine de düzenlerler, kabızlığa çare olurlar. Bu nedenle günlük beslenmede lifli beslenmeye dikkat etmelidir. Kabuklu yenebilen meyveleri kabuklu yemek , beyaz ekmek yerine kepekli ekmek yemek , pirinç yerine bulgur kullanmak birkaç alternatiftir. Burada yine dikkat edilmesi gereken besin gurubu kuru baklagillerdir. Yani kuru fasulye , nohut , mercimek , bulgur vs. hem protein bakımından zengindirler hem de yüksek oranda lif ve vitamin-mineral içerirler.

Bunları yaptıkdan sonra, tabi ki unutmamız gereken bir durumda, fiziksel aktivitedir. O nedenle biz biz olalım, spor yapmayı, en azından bol bol yürümeyi unutmayalım.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Babam herzaman; herşeyi ye ama az yer. Eskiden bu durumu çok takmazdım. Ama yaş 23 olunca bide daha fazla bazı konularda bilinçlenince ister istemez sende farkına varıyorsun ve ileriyi görebiliyorsun. Yiyelim, az yiyelim.....

Selen Dora 
 05.12.2007 16:43
 

beslenme konusu sadece diyetisyenlerin ilgi alanı değil elbet. yazdıklarınız doğru ama katılmadığım bir şey var; biz şunu ye bunu yeme demeyiz. neyi ne kadar yiyeceğini bireyin özelliklerine göre planlar ve öğretiriz. üstelik karbonhidratlardan kaçınmak gerektiğini yazmışsınız. İyi ama benzin olmazsa araba gitmez ki. kaliteli benzin de kompleks karbonhidrat dediğimiz tam taneli tahıllar, ekmek vb dir. Bence siz alanınız dışında öneri vermeyin. ben şimdi bel fıtığında ne yapılmalı yazsam olur mu? bir beyin cerrahı olarak zayıflaması gereken, kolesterolü yüksek hastalarınızı nasıl ve kime yönlendiriyorsunuz? yoksa diyet mi veriyorsunuz? üstelik diyet yapma dönemi bitmişken. bence bir dahiliyeciye gönderin, ilacını ve tedavisini o versin, dbeslenmesini de bırakın biz planlayalım. saygılar Aysen Arıcan Diyetisyen

Aysen Arıcan Öz Diyetisyen 
 02.09.2007 23:13
Cevap :
ben obesite tedavi etmiyorum zaten, diet ile ilgili görüşlerimis son yazımda yazdım  03.09.2007 5:21
 

Haklısınız, çok önemli bir konuya çok doğru bir yaklaşım. Biz insanlar , bunları bilsek de, okuyup öğrensek de ne kadar uygulayabiliyoruz! Terzi kendi söküğünü dikemezmiş derler, sadece merakımdan soruyorum dr bey, siz bunlara ne kadar dikkat ediyorsunuz? Yoksa siz de, 'dediğimi yap , yaptığımı yapma' diyenlerden misiniz?

kumrusu 
 18.06.2007 20:00
Cevap :
ben de yapmak isteyip de yapamayanlardanım, ama o bilgileri bilmekte fayda var diye düşünüyorum yapamayanlardanım  18.06.2007 23:45
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 674
Toplam yorum
: 1692
Toplam mesaj
: 49
Ort. okunma sayısı
: 2731
Kayıt tarihi
: 13.07.06
 
 

Tıp alanında doktor olarak çalışmaktayım, beyin cerrahi uzmanıyım..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster