Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

10 Ağustos '10

 
Kategori
İnançlar
Okunma Sayısı
485
 

Nasıl bir din adamı?

Nasıl bir din adamı?
 

toplumun elinden tutmak gerekir...


Finlandiya’nın kurucu babalarından Snelman nerede memurların, doktorların, tüccarların büyük toplantısı olduğunu haber alsa oraya koşar ve; milleti unutmayınız, siz hepiniz halkın içinden çıktınız. Şimdi ne yapıyorsunuz? Aydın olmayan kardeşlerinizden mi kaçıyorsunuz? Halk kitlesini uyandırmak ve yüksek kültür seviyesine taşımak için neler yapıyorsunuz derdi.

Papazlara da, halkın gerçek koruyucusu olun. Sizin göreviniz sadece dini fitnelerin doğru uygulanmasını sağlamak değildir. Peygamberler, öncelikle halka temiz, iyi ve adil bir yaşam öğretiyorlardı. İnsanlardaki vicdan duygusunu uyandırıyorlardı. Nasıl iyilik yapabileceklerini öğretiyorlardı. ‘Siz de sanki İsa peygamber Suomi’ye gelmiş gibi konuşun. Üzerinizdeki ölü toprağını temizleyin ve hala bu gerçeği anlamayı öğretin. Yaşlılarda, gençlerde, çocuklarda ve yetişkinlerde canlı iradeyi uyandırın.’ Diyordu.

Halk kabadır, halk şiddet doludur, halk yalancıdır. Halk eziktir, halk hiç kimseyi ve hiçbir şeyi umursamıyor. Halk kimseye güvenmiyor. Her şeye ve herkese şüpheyle bakıyor. Bu dinin yeri nerde? Burada din olabilir mi?

İnsanın insanlarla, dünyayla, tarlada ki her otla bağlılık duygusu olmalı. Eğer böyle bir bağ yok ise ne devlet, ne toplum, ne aile ve hatta insan bile olamaz. Kitlelerin dine olan ilgisizliği halkın tehlikeli hastalığı haline gelebilir. Tanrısızlık, halkta olan bütün kutsal şeylerin ölümüdür. Tanrı halkın kalbinde ölüyor. Bu ölümden daha korkunç ne olabilir?

Kendinizi suçlayın, kendinizi iyileştirin. Halkı nasıl eğiteceğinizi öğrenin. Gönüllerde tanrı olmadan halk kurtarılamaz. Halkı kurtarın. Onu tanrıya verin. Eskimiş, inanç formüllerinin değil, canlı tanrı duygularını verin halka. Halkı ayağa kaldır. Halkı geliştir.

Yıllar önce aydın din adamlarının rolünü böyle anlatıyor Snelman. Peki bizdeki din adamları ne alemde? Her şeyi sorguladığımız, konuştuğumuz, tartışılmayacak hiçbir konunun kalmadığı ülkemizde bu konu hakkında konuşmak galiba günah olarak kabul ediliyor. Din adamının da aydınımı olurmuş canım sözlerini duyar gibiyim kimi seslerden. Bazıları din adamı olarak yetişen gençleri arka bahçe olarak gördüğünden beri sanki o gençler başka dünyanın gençleriymiş gibi bir algı topluma yayıldı gibi geliyor bana.

Eleştirmeyelim tamam ama peki yüzbini aşkın kadrolu imamın olduğu ülkemizde imamlar halka ne veriyorlar? Ne kadar örnek olabiliyorlar topluma? Birkaç istisna dışında halkın gelişimi için nasıl bir çalışma yapıyorlar? Ne katıyorlar topluma? Sahtekarlığın, yalanın , dolanın bu kadar kol gezdiği ülkemizde iyilik, güzellik, doğruluk ve adalet adına, haksızlıklara karşı çıkmak adına, ne yapabiliyorlar? Zenginin değil haklının ve ezilenin yanında olmak adına ne yapabiliyorlar? Dernekleri zenginleşme aracı olarak kullananların hangisinin karşısında durabiliyorlar? Hangi din adamı haksızlıkların karşısında ses çıkarıyor ki başkalarına da haksızlıkların karşısında ses çıkarmayı öğütleyebilsin? Ne yazık ki yaşadığımız haksızlıklar karşısında ses çıkaranlar ya görülmüyor ya da medyada karalama, aşağılama, söyledikleri ciddiye alınmaz uçmuş adamlar pozisyonuna sokuluyorlar. Ne yazık ki medyanın yanında bunu yapanlarda gene ülkemizin tanıdık din adamları.

Aydın din adamları bir toplumun gelişmesindeki en önemli unsurlardan biridir. Ama asıl olan aydın ve cesur, kimsenin adamı olmayan din adamları yetiştirebilmek ve onların toplumun elinden tutmasını istemektir...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Bir insan kime hizmet ediyorsa onun talimatlarına göre hareket eder. Bir çalışanla bir idealist aynı değildir. İdealistlik gönül verme kendini ona adama işidir. Din kavramı da böyledir. Önce inanacaksınız, hakkındaki tüm bilgileri edineceksiniz, onları kendi yaşamına geçireceksiniz, sonra onu başkalarına öğretmeye başlayacaksınız. Bunun karşılığında da sadece adına hizmet ettiğinizden, yani Allah’tan karşılık bekleyeceksiniz. Dini bu günlere taşıyanlar bu gönül ehilleri olmuştur. Bizde ki konum ise şöyle; İnanılıyor, bilgi ediniliyor, yaşanmaya çalışılıyor, son anda, hizmet verilme aşamasında karşılığını devlet ödeyerek dini sahipleniyor. İletişim de kopmuş oluyor. Çünkü Dinin devleti olmaz, Devletin de dini olmaz. Canmehmet dostum bir yazı yazmıştı. ekabirweb.blogspot.com/2009/09/mutlaka-okuyun.html Bizdeki biraz onu anımsatıyor. Selam ve saygılar.

akar 
 10.08.2010 10:43
Cevap :
Katkılarınız için teşekkür ederim. Ne yazık ki din siyasetle ve ticaretle karıştıkça din olmaktan çıkar diye düşünüyorum. Siyaseti ve ticareti dine karıştıranlar galiba dine en büyük zararı da verenlerdir. Saygılarımla....  11.08.2010 21:04
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 166
Toplam yorum
: 580
Toplam mesaj
: 76
Ort. okunma sayısı
: 1931
Kayıt tarihi
: 30.09.06
 
 

Sıcak bir Ankara yazında, 1975 yılında doğmuşum. İlk gençliğim Ankarada geçti. Üniversite yılları..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster