Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

09 Ağustos '11

 
Kategori
Eğitim
Okunma Sayısı
383
 

Nasıl bir eğitim?

Nasıl bir eğitim?
 

Günümüzde, ülkeler eğitim sistemlerini yeniden sorgulamaktadırlar. Bunun en önemli nedeni küresel düzeyde toplumların ve bireylerin ihtiyaçlarının çeşitlenmesi ve bunun doğal sonucu değişimin kaçınılmaz olmasıdır diye düşünüyorum. Bu değişimin lokomotifinin, eğitim felsefesi ve öğrenme yöntem –tekniklerinde odaklanması olumlu bir gelişmedir. Tüm bunlara rağmen dünyanın birçok ülkesinde olduğu gibi ve ülkemizde de farklı sebeplerden kaynaklanan ve değişime ket vuran olumsuzluklar da yok değildir. Eğitimde yapılan değişiklikler ülkeyi daha yüksek basamaklara çıkarmak mı yoksa klasik eğitim yaparak toplumun okuma-yazma ve ihtiyacını gidermek mi? ya da her ikisi mi? Bunlara cevap vermek bazen zordur. Örneğin Kuzey Kore’ye baktığımızda eğitimin iki amacının ön plana çıktığını görmekteyiz. Birincisi, ülkenin belirlediği normlara göre iyi bir vatandaş yetiştirmek, ikincisi savaş teknolojisini en üst düzeye çıkarmak için yeterli eleman yetiştirmek. Böyle bir yaklaşımdan iyi bir eğitim sistemi çıkmaz. Ülkeler sadece kendi özel beklentileri ışığında eğitim sistemini konuşlandırmamalıdır. Ülkeler zaman zaman eğitim alanında bazı yapısal değişikler yapmaktadır. Ne kadar başarılı oldukları ayrı bir araştırma konusudur. Bazen ülkelerin farklı kategorideki ihtiyaçları ve ekonomik durumu buna izin vermemektedir. Örneğin ülkemizde eğitim sistemini ne kadar değiştirirseniz değiştirin eğitimi, sınav odaklı bir kalıptan çıkarmak mümkün değildir. Öğrenci başarısının test edildiği yer SBS ve ÖSYM sınavlarıdır. Bunların dışında eğitim yoluyla öğrencilere kazandırılan davranışların fazla işlevsel bir yanı yoktur. Bir diğer durum da öğrenme ve öğretme teknikleri konusundaki sıkıntılarımızdır. Son yıllarda geçte olsa yapılandırmacı bir eğitim sistemine geçilmiş olsa da, öğretmenlerimizin bir kısmının bu dönüşüme geçmediğini görmekteyiz. Öğrenci merkezli eğitimi halen tam becerebilmiş değiliz. Öğretmen merkezli eğitim, öğretmenin aktardığı bilgilerin tekrarına indirgemekte ve ezberci bir eğitimi dayatmaktadır. Bilgi içeriklerinin nasıl aktarıldığı değil, nasıl yaşanacağının öğrenildiği bir süreç üzerinde durulması gerekmektedir. Bu konuda John Dewey, ”eğitim ve öğretimi; sosyal ve etkileşimli bir süreç, okulun ise sosyal reformun gelişebileceği bir kurum olduğunu” savunmaktadır. Günümüzde davranışsal eğitim kuramı yerine yapılandırmacı eğitim kuramları ön plana çıkmıştır. Bu yaklaşım, temelde ezberci öğrenme yerine zihin ve düşünme gibi içsel süreçleri ön plana alan bilişsel kurama bırakmıştır.

Duygular, algılar, elde edilen bilgiler ve bunların işlenmesi, kavramların geliştirilmesi gibi beyin yoluyla geliştirilen düşünceler biliş sürecini oluşturmaktadır Bilişsel süreç bireyin, öğrenmek katlanması gereken zorlu bir süreç yerine yaşam doyumunun önemli bir parçası haline gelmektedir. Demokrasi ile öğrenme teorileri arasında tutarlılığın sağlanması, günümüz demokrasilerinin bulundukları noktada devletlerin homojenleştirilmiş yurttaş geliştirme yerine, çoğulculuğa açık bir toplumun kozmopoliten yurttaşını yetiştirme arayışına geçmesi, dünyadaki teknolojik ve buluşsal rekabet gibi etkenler yapılandırmacı öğretimi zorunlu kılmaktadır. Ülkemizde geçte olsa yapılandırmacı eğitime geçilmesi yerinde bir uygulamadır. Cumhuriyetin ilk yıllarında ülkemizden Almanya’ya eğitimci gönderilip pedagoji eğitimi almaları sağlanmıştır. O dönemde skolâstik eğitim karşısında ilerici ya da iş eğitimi benimsenmiş ve Alman Kersteiner’in şahsiyet eğitimi etkisi altındaydı. Kersteiner “çocuğa kendi bulabileceği hiçbir şey söylemeyin” diyordu. Yaşadığımız çağda, sorgulama ve düşünmenin ön plana çıktığını görüyoruz. Sokrat, ” sorgulanmayan hayat yaşamaya değmez” derken aslında düşünmeden çok eleştirel düşünmenin ön plana alınması gerektiğini vurgulamıştır. Öğrenciye, eleştirel düşünmeyi öğretmek gerekmektedir. Eleştirel düşünmeyi içselleştirerek sorun çözebilme, yeni ilişkiler kurabilme ve tasarlayabilme yeteneklerinin geliştirilmesinin sağlanması gerekmektedir. Eleştirel düşüncede sorumluluk kaygısı ön plandadır. Bu da bireyin sorunların çözümünde önemli bir enstürman görevi görmektedir.  

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 18
Toplam yorum
: 0
Toplam mesaj
: 2
Ort. okunma sayısı
: 942
Kayıt tarihi
: 25.01.11
 
 

Bir ortaöğretim kurumunda yöneticiyim. Yüksek lisansımı" Eğitimi Yönetimi ve Denetimi " alanında ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster