Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

07 Nisan '08

 
Kategori
Futbol
Okunma Sayısı
345
 

Nasıl Bir Ligin Hakemlerini Eleştiriyoruz?

Nasıl Bir Ligin Hakemlerini Eleştiriyoruz?
 

www.tff.org.


Futbolun çok sevildiği ve üst düzeydeki müsabakaların ilgiyle takip edildiği ülkemizde, gün geçmiyor ki tartışmalardan uzak bir hafta yaşanmasın. Her hafta hangi takımlar galip gelirse gelsin ve kim haftayı lider olarak bitirirse bitirsin; hemen hemen aynı düzeydeki tartışmalar her hafta tekrarlanır ve yaşanır.

Galip gelen takımların futbolcuları, teknik adamları ve yöneticileri doğal olarak seslerini çıkartmazlarken, bu takımların ilk önce yendikleri rakipleri haksızlığa uğradıklarını belirtip, isyan ederler, daha sonra da bu takımların şampiyonluk veya düşme hattındaki rakipleri, takımlara ligde avantaj sağlanmaya çalışıldığını iddia edip, her defasında ligin şaibeli olduğuna kanaat getirirler. Ve bu hafta galip gelen takımlar, ertesi hafta tökezlediklerinde yine aynı şikâyetleri dile getirince de; tartışmalar daha da sürer ve gider.

Ve hakemler… Aslında spor kulüplerinin maçlar kazanılıp, haklarının gözetildiğine inandıkları sürece ne hakemlerle, ne de ülke futbolunu yöneten diğer kurullar ve mevkilerdeki insanlarla hiçbir sorunu yoktur. Kitapta yazan kural ve yönetmelikler, hep takımların galibiyetleri ve kazanılmış hakları üzerine yazılmıştır geleneksel spor kulübü yöneticisi anlayışında. Maçlar, hele bir kaybedilmeyegörsün; işte o zaman başlar kurallardaki aksaklıklar ve arızalar.

“Bu akşam Beşiktaş’ımızın tur hakkını, kara gömlekli bir Fransız çaldı” demişti şu an Kanal D’nin Spor Müdürü olan İlker Yasin, 1995-96 sezonunda oynanan Şampiyonlar Ligi Ön Eleme Turu Karşılaşması Beşiktaş- BK Rosenborg maçının Fransız hakemi Marc Batta için. Bir zamanlar siyah renk forma giyerdi hakemler. Daha henüz böyle her renkten formaları yoktu.

Zamanla televizyon kanallarının teknolojileri gelişti ve futbol artık bir endüstri haline geldi. Hakemlerin siyah üniformalarıyla beraber, neredeyse vicdanları da sorgulanır ve tartışılır oldu.

Sahada, kazanmak için her yolu mubah gören bir futbolcu ve dışarıda ise ya kaybettiği maçtan ötürü kendi onuru ve haysiyeti üzerine ağız dolusu laflar eden bir teknik adam, kodaman bir kulüp yöneticisi ya da kendini bilmez bir taraftar… Amansız bir kavga ve mücadelenin içinde geçer; 16 yaşında başlayıp, 45 yaşında sona eren bir süreç.

Hiçbir tartışma ve kavga yine de unutturamaz; Türkiye Futbol Federasyonu’nun ne UEFA, ne de FİFA düzeyinde özerk yapıda olmayan tek ülke futbol federasyonu olduğu gerçeğini. Baskılara dayanamayıp, bırakıp giden bir başkanın yerine, ülkenin siyasi iktidarının desteğini arkasına alan bir başkası gelir. Ve ülkede futbolu kurallar ve yönetmeliklerden çok, kaoslar yönetir.

Aslında bir tek hakemler değil, baştan aşağı bir Check- up’tan geçmesi lazım bu yapının.

Turkcell Süper Lig’de son 5 hafta. Beş hafta sonra bir takım sevinecek. Ama sevinen hangi takım olursa olsun, yaşanan tartışmalar hiç bitmeyecek gibi…

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 265
Toplam yorum
: 373
Toplam mesaj
: 100
Ort. okunma sayısı
: 1315
Kayıt tarihi
: 22.06.06
 
 

1982 yılında İstanbul'da doğdum. Açık Öğretim Fakültesi İşletme Lisans eğitimimi 2005 yılında tam..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster