Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

06 Şubat '08

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
199
 

Nasıl böyle olduk

Nasıl böyle olduk
 

Bugünlerde çetin bir sınavdan geçiyoruz. Hem de öyle bir sınavdan ki aklımız bile bunu almakta zorlanıyoruz. Öyleki toplum artık kendinden bile korkmaya başladı. Yüz yüze konuştuğu ve söylediğini tasdiklediği arkadaşına bile güvenemez halde.
Nereye varıyoruz? Amaç nedir? Bunu biz mi istiyoruz? Bu sorulara herkes farklı cevap veriyor ve aslında doğruyu kimse bilmiyor. Evet aslında baş örtüsü ile başlayan tartışmalar farklı mecralara gitmekte ve normalde günlük yaşamda kimsenin ses çıkartmadığı olaylar insanları bir hesaplaşmaya götürmekte. Alanın dışına hızla çıkmaya başladık. Bu konu nereye kadar gidecek ve altından neler çıkacak?

Başka bir cepheden bakarsanız aslında bir arada yaşadığımız ve normalde sesimizin bile çıkmadığı insanlara aslında bazı yerlerde tahammül bile edemediğimiz ortaya çıktı. Örnek verecek olursak başı açıklar başı kapalılara ses çıkartmazlar, ama kendi yaşam alanlarına girmedikten sonra. Bu aynen sağlıklı insanlar aidsli hastalara ses çıkartmazlar hatta yardım bile ederler ama yeter ki kendi yaşam alanlarına girmesinler. O zaman bir cüzzamlı gibi kaçmaya başlarlar. İşte bu cepheden böyle görünen olay karşı cepheden nasıl gözüküyor bilirsunuz sanırım.

Kısaca bunun sonunda bizler İran'a dönermiyiz, bizleri keserler mi, kara çarşafas sokarlar mı, şeriat mı geliyor gibi bir çok korku. Bütün soruları kafaya yazıp kendi cevabımızı bulsak bu sorunu kökten çözeceğiz. Zira farklı giyinenler ve farklı fikirleri olanlar aslında arkadaşımız, komşumuz şimdiye kadar birbirimize ne zararımız dokunmuş ki şimdi dokunsun.

Beraber aynı sıralarda okudukları arkadaşlarına şimdilerde farklı bir şekilde bakmaları ne kadar yanlış. Farklı giyiniyorlar diye tecrit edilmeleri ne kadar yanlış. Yapılan hatalar insanları birbirinden uzaklaştırıyor. Oysa tahammül insanları ne kadar kaynaştırır. Sorunlar tahammülsüzlükten kaynaklanıyor ve bunun bilincindeyiz ama farkına varmak istemiyoruz. Zira korkularımız buna engel olamaktadır.

Devletimiz bizim devletimiz. Cumhuriyetimiz bizim cumhuriyetimiz. Bu ülke batacaksa hep birlikte batacağız çıkacaksa hep birlikte çıkacağız.

Oysa bir arkadaşım diyor ki "bir tane islam ülkesi gösterin bana bilim ve teknikte ileri". Şunu düşünmüyor bilim ve teknik islamiyetle ileri gitti. Bizler ne zaman bilim ve teknolojiden uzaklaştık birbirimizin hareketlerine ve yaşam şekillerine takıldık işte ozaman geri kaldık. Oysa medeniyeti kabul eden ülkemiz yaklaşık olarak yüz yaşına yaklaşmakta ama daha kendi elemanımızı uzaya gönderemedik. Kaç üniversitemiz var. Kaç üniversitemiz kaç bilimsel araştırma yapmış ve dünya litaratürüne geçmiş. Biz burda şununla bununla uğraşırken kaka dediğimiz ve kötülediğimiz İran bizim gözümüzün önünde kendi ürettiği rokatle uzaya çıktı ve bütün dünyaya uzay yarışında bende varım dedi. İlim giyim kuşamla, açık kapalılıkla, dinle imanla değil geleceği istemek ve geleceği görmekle olur. Bizim üniversitemiz ise varsa yoksa üst başla uğraşıyor.

Aydınlık geleceğimizi kuracağımıza İran'a döner miyiz, bizi kesecekler mi korkusuyla uğraşıyoruz. Daha büyümemişiz. Daha çok yol almamız gerekiyor. Bir olmadan huzur da olmaz ilerleme de olmaz. Yazık diyorum. Özgürlüğü ne zaman kendimiz için değil başkası için istersek o zaman demokratik bir ülke oluruz.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 196
Toplam yorum
: 114
Toplam mesaj
: 29
Ort. okunma sayısı
: 481
Kayıt tarihi
: 28.06.07
 
 

Doğayı seviyorum. Onun içinde yaşamayı ve güzelliklerini tatmayı seviyorum. Yaşamayı ve hatta ölü..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster