Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

03 Haziran '12

 
Kategori
Kişisel Gelişim
Okunma Sayısı
3378
 

Nasıl iyi bir lider olunur 1 (Babasını kesen çingene modeli yönetici)

Nasıl iyi bir lider olunur 1 (Babasını kesen çingene modeli yönetici)
 

Ha bire tehdit eder, ha bire meydan okur " Babasını kesen çingene " modeli yönetici... En iyisi, sen ona hiç kulak asma!...


17 yıllık çalışma hayatımda, çok insan gördüm, çok insan tanıdım ben arkadaşım. Bu tanıdığım insan grupları içindeyse, en çok yönetici sütatüsünde olanları, bazen dikkatle bazen ibretle, bazen de gıpta ederek izledim ben. Bu gözlemlerim sonucunda da kendi özgün yöneticilik anlayışımı oluşturdum.

Konuyla ilgili tüm kitaplar, bilinen bütün kaynaklar karar vericileri iki temel guruba ayırır; Yöneticiler ve liderler...

 "Nasıl iyi bir lider olunur?" konulu yazı dizimin bu ilk yazısında, "Babasını kesen çingene" modeli yöneticiye değinicem izninizle...

"Şimdi nerden çıktı bu "Babasını kesen çimgene" modeli yönetici?" mi diyorsunuz? Hemen anlatayım efendim...

Benim en sevdiğim atasözlerimizden birisi de, "Çingeneye yetki vermişler, önce babasını kesmiş!" tir. Bu sözlerle anlatılmak istenen," İşinin ehli olmayan  insana, taşıyabileceğinden fazla yetki ve sorumluluk verirsen, ne yapacağını şaşırır " düşüncesidir özetle...

Üzülerek söylemeliyim ki, iş hayatımda, bu tip yönetici profiliyle, sayamayacağım kadar çok kez karşılaştım ve yaptıkları çapsızlıkları, beceriksizlikleri, sebep oldukları kişisel ve kurumsal yanlışlıkları ibretle, hayretler içinde izlemek zorunda kaldım; ne yazık ki...

Yazımda kullandığım " Babasını kesen çingene " ifadesi, tamamen atasözümüzdeki anlamıyla kullanılmış olup, " Babasını kesen çingene modeli yönetici " ifadesi, tamaman bana özel, benim kişisel tercihimle oluşturduğum bir tanımlama biçimidir.Yoksa ne çingenelerle, ne de başka bir toplum kesimimizle hiçbir alıp, veremediğim yoktur. Bunu özellikle bilmenizi istiyorum.

İbretle, dişlerimi sıkarak, saçımı, başımı yolarak yaptıkları şaşkınlıklara, tutarsızlıklara, küçük hesaplara, sebep oldukları adaletsizliklere kendi gözlerimle şahit olduğum bu " Babasını kesen çingene"  modeli yöneticiler, her yeni günde, yeni yeni yöneticilik mucizelerine! şaheserlerine! İmzalar attılar. Hem de ne imzalar!...

"Çingeneye yetki vermişler, önce babasını kesmiş! " demiş; değil mi atalarımız? İnsan, babasını keser mi hiç? Ama gördüğüm, tanıdığım bu cinsten olan yöneticiler, kesiyordu işte babasını! Hem de kıtır kıtır!...

Eline ölçüsüz, sınırsız yetki verilen bu " Babasını kesen çingene"ler, en çok da yaratıcı insanları yönetmekte zorlanırlar; hatta yaratıcı insanları yönetebilmeyi hiç beceremezler ne yazık ki...

İnanılmaz koltuk meraklısı, ordünaryüslük düzeyinde kulis ve dedikodu uzmanıdır! " Babasını kesen çingene" modeli yöneticiler...

Çok büyük bir çoğunluğu bunların, işgal ettikleri makamı, mesleki bilgileri, başarıları, insan yönetmekteki becerileri yerine, kime daha yakın, kimin adamı olduklarına göre almışlardır malesef...

En yetenekli, en yaratıcı, kariyer geleceği en parlak olan, pırıl pırıl gençler, ilk çelmeyi, ilk tekmeyi, bu babasını kesen çingenelerden yerler ne yazık ki...

" Aman! Kimse yerime göz koymasın! Aman! kimse kuyumu kazmasın! " korkusuyla zangır zangır titreyen bu, " Babasını kesen çingene"ler, en çok da kontrolü, otoritelerini kaybetmekten korkarlar.

Sorumluluk alabilen, insiyatif kullanabilen, yetkilerini sonuna kadar zorlayan, hatta gerektiğinde, kendi yetki sınırlarını aşmaktan da çekinmeyen, personelini her şartta ölümüne koruyan, lider ruhlu yöneticiler, en büyük kabusu, geceleri uykularını kaçıran karabasanıdır babasını kesen çingenelerin...

Tek derdi, o işyerinde ne kadar daha çalışabileceği, maaşını kaç ay daha hayırlısıyla alabileceğidir!;  babasını kesen çingenenin...

Sorumluluk almak, insiyatif kullanmak, riske girmek, yenilik getirmek, inovasyon gibi kavramlar, onlara fersah fersaf uzak olup, bu söylediklerimi yapmaya çalışmak bile, ölümden beter bir durumdur " Babasını kesen çingene"ler için...

Peki neden böyle davranırlar sizce? Çünkü: Bilineni yapmak, ezbere davranmak çok daha kolay gelir bu tayfaya!...

En iyi bildikleri şeyse: " Çalışanlarını kontrol et, korkut ve işten atmakla tehdit et. Kesinlikle bir üst yetkiline ulaşmalarını engelle" ! anlayışıdır. Korkuya dayalı ve son derece kendine güvensiz , saygıdan çok, korkuya dayalı bu yönetme biçimini tercih ederler kendileri, hem de her zaman...

Halbuki, Korkuya dayalı yönetim anlayışı, verimliliği en çok düşüren, aidiyet duygusunu, kurumsal bağlılığı en çabuk yok eden, en köhnemiş, en zamanı geçmiş, en başarısız yönetim anlayışıdır günümüzde...

Çünkü: Modern yönetim anlayışı, artık bambaşka şeyler söylüyor; işini gerçekten hakkıyla yapmaya çalışan, içinde bulunduğumuz zamanın akıllı, kendine güvenli yöneticilerine...

"Babasını kesen çingene", çalışma sistemini, iş akışını eleştireni, sorgulayanı, zorlayanı da zerre kadar sevmez, kolayca tahmin edebileceğin gibi... Çünkü: Hep korku dağları bekler," Babasını kesen çingene"yi!...

"Babasını kesen çingene"nin yöneticilik anlayışına göre:

"Sen sadece görevini yap. Aldığın emirleri harfiyen uygulat. Hiçbir icraat ve çalışmanla bir üstünü rahatsız etme.Ve yıllarca hiçbir şey yapmadan otur keyfine bak! Titrine titr kat! Gıcır gıcır bankanotları koy yan cebine!, yan gel yat!... Ne o öyle? Memleket mi kurtaracaksın sen e haddini bilmez mübarek?!

Oh ne ala memleket! değil mi hazret?!! Hazır keyfin yerindeyken!, kalk da kendine şöyle güzel bir çay demle! Yaratıcı, kişilikli, sorumluluk alan, insiyatif kullanan insanlarla çalışmak da senin ne haddine öyle?

Oysa başarılı insan, yaratıcı çalışan en çok da senin işine yarardı; ah bir bilsen... Ancak, yaratıcı insanlarla çalışabilenlerin fark yaratabildiğini, markalaşabildiğini ah bir anlayabilsen! Adam olacaksın sen de! O günleri ben de görebilir miyim ki acaba?!!

Ama "Babasını kesen çingene", en çok da yaratıcı insana karşıydı, hatta düşmandı değil mi? Bak sen şu işe şimdi! Nasıl da unutmuşum ben, senin " Babasını kesen bir çingene " olduğunu! Vah! Vah ki, vah sana benim güzel yavrum!...

Ne yazık ki, " Babasını kesen çingene " modeli yönetici, sadece bazı şirketlerimizin değil, bütün ülkemin, tedavi edilemeyen hastalığı!... Şu cennet ülkemin her bir köşesinde bol bol bulunur " Babasını kesen çingene " modeli yönetici!...

"Peki nedir bu problemin gerçek nedeni?" diye soruyorsun bana, güzel arkadaşım; duyuyorum seni... Bu problemin birçok nedeni var. Hemen birlikte özetleyebiliriz problemin nedenlerini; eğer istersen...

Çünkü: "Babasını kesen çingene modeli yönetici", kendisi gibi olanla çalışmak ister.

Çünkü: Kendisinin anlama kapasitesi, uyum gösterme ve yönetebilme becerisi, kendi bildikleri ve gördükleriyle, yanlız kendi görgüsüyle sınırlıdır. Elden ne gelir ki?

Çünkü "Babasını kesen çingene" modeli yönetici, söz dinletebileceği, diş geçirebileceği, kendisine, koltuğuna potansiyel bir tehdit oluşturamayacak vasat insanlarla çalışmak ister.

Çünkü: adamın vizyonu bu, kapasitesi ancak buraya kadar güzel dostum... Ben ne yapabilirim ki?

Çünkü: " Babasını kesen çingene" modeli yönetici, en çok bilmesi gerekenleri, bir türlü bilemez ne yazık ki... Nefsine hakim olabilmek, duygularıyla işini birbirine karıştırmamak, adil ve objektif davranabilmek, yetki delege edebilmek ve delege ettiği o yetkiye, sorumluluk bilinci de ekleyebilmeyi bir türlü akıl edemez!; " Babasını kesen çingene " modeli yönetici...

İyisi mi, siz onu kendi haline bırakın, o, kendi yalandan Dünyasında, kendi yalandan oyuncaklarıyla oynasın! Böylesi, herkes için çok daha hayırlıdır belki de!... Kim bilir.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

anlatamadin guzel cem, cok amerikan dizisi seyretme! Saglik ve saygiyla

Newyorker sade vatandas 
 05.06.2012 1:31
Cevap :
O zaman bırakalım öyle kalsın güzel kardeşim! Cemce sevgilerimle...  05.06.2012 12:56
 

Günaydın. Güzel bir tesbit ve en çok iş hayatında konuşulan bir konu. Bu arada yalaka ve dalkavuklarada yer ayıriseniz yazınız daha keyifli olur.bu söz yakışır • Zirvelerde Kartallar'da bulunur,Yılanlar'da.Ancak birisi oraya süzülerek,diğeri ise sürünerek gelmiştir.Önemli olan nereye gelmiş olduğunuzdan çok, nereden ve nasıl geldiğinizdir

Vatan sezer 
 04.06.2012 9:03
Cevap :
Ben, kendimi bildim bileli gökyüzündeyim! Hatta iki yazımda da olduğu gibi, Hazerfen Ahmet misali uçmuşluğum da vardır! " Yalakalık ve Türk Toplumu " başlıklı yazımı da eğer vakit bulabilirseniz, okumanızı tavsiye ederim size sevgili Vatan bey... Cemce sevgilerimle...  04.06.2012 13:58
 

merhaba cem, iyi yonetici calisanlari tarafindan sevilmez.Verilen emir ve direktifleri sorgulamaz.Sistemi aynen tatbik eder, team work hikayedir potron akil alir ama bildigini okur. Patron icin isletme cocugudur esirger korur calisan icin para kapisi.Yoneticide dogal olarak para kapisi olarak gorur.6.ci hissle o yeneticinin isletmeyi cocugumuz gibi gordugunu hissettigimiz de onun iyi bir yonetici oldugu kanaati uyanir. Hatatimin tum evrelerinde tum yonetici kadrolarini bu esaslari goz ederek sectim. Hala da devam. Infialin dogal biz buna calisan psikozu deriz ! Saglik ve saygiyla

Newyorker sade vatandas 
 03.06.2012 17:40
Cevap :
Sevgili kardeşim... Ben eski bir çalışan, ancak uzunca bir süredir kendi işimin sahibiyim. Takım oyunu, içinde bulunduğumuz yüzyılın olmazsa olmaz kuralı... Benim isyanım, adaletsizliklere, vizyonsuzluk ve çapsızlıklara ve kendi beceriksizliğinin bedelini görev yaptığı kurumlara ödeten basiretsizlere.. Bilmem derdimi anlatabildim mi benim güzel kardeşime? Cemce sevgilerimle...  04.06.2012 13:51
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 996
Toplam yorum
: 3053
Toplam mesaj
: 68
Ort. okunma sayısı
: 927
Kayıt tarihi
: 30.01.11
 
 

İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım 1997 mezunuyum 5 eylül 1995 ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster