Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

26 Mart '17

 
Kategori
Beslenme / Diyet
Okunma Sayısı
3009
 

Nasıl mı 35 kilo verdim?

Nasıl mı 35 kilo verdim?
 

Hayat çeyrek asırı devirmiş, yetişkinlik ile genç kızlık arasında sıkışıp kalmış bir kız için oldukça zor. Hele ki tombiş bir kız iseniz daha da zor sanırım. İnsanların sizden türlü beklentileri oluyor çünkü. Evlilik, kariyer, mal – mülk, güç gibi mesela.  “Şu yaşına geldin, ne yaptın” sorusu ile karşılaşmamanız mümkün bile değil. Her ne kadar cool tavırlar sergilemeye çalışsanız da ister istemez mahalle baskısının yarattığı olumsuzluk, başınızı yastığınıza koyduğunuzda sizi uyku evresine kadar rehin alıyor. İşte tamda bu noktada hayatımı değiştirmeye karar verdim bende. Yıllarca “Biraz az ye” – “Kızım bak kimse almaz seni” – “Aynadaki halini düşünmüyorsan en azından sağlığını düşün” laflarından sıkılıp değişmeyi ve ileriye dönük bu yolda en ucuz yol olarak öncelikle kilolarımdan kurtulmayı kafaya koydum.
 
2016 Sonbahar başıydı diyete başladığımda. İlk zamanlar kendime inancım yüzdelere vurulamayacak kadar azdı. Öyle ki; diyetisyene giderken iki tam ekmek arasına bol mayonezli karışık tostu mideme indirip öyle düştüm yola. Zordu! Önümde vermem gereken 45 kiloya karşılık baş edemediğim bir iştahım vardı. Üstüne üstük yüce rabbim sınıyordu adeta beni. Kaymaklı ekmek kadayıfları, dürümler, büyük bir kavanoz nutella, aşık olduğum trileçe tatlısı, çiğ köfte ve nicesi burnumun dibinden bir an olsun ayrılmıyorlardı. Ama dedim ya, yaş yirmi beşti ve bir genç kızdım ben. Ortama ömrümün 3/1ini kilolu geçirmiş biri olarak artık dur demenin ve heves ettiğim şeyleri yaşamanın vakti gelmişti ve hatta geçiyordu bile. Daha rahat hareket edebilmek, istediğim şeyleri giyebilmek, giydiğim şeyleri yakıştırabilmek bir hayalden ötesi olmalıydı artık.
 
Nasıl oldu, ne oldu vallahi benden bilmiyorum. Ama azmettim, çaba gösterdim. Ne kadar çok isterseniz, ne kadar çok düşünüp kafa yorarsanız o kadar çok etkisine girmiş oluyorsunuz istediğiniz şeyin. Aylardır yorulmadan, bıkmadan, tükenmeden “kilolarım” dedim durdum bende. Çevremi, sosyal hayatımı, işimi bile kilo verme sürecime uydurdum. Zaten bu süreçte en önemli olan şey de karşınızda duran insanlar sanırım. Çünkü insan nasıl bir hayat çevresinde barınıyorsa ona bağlanıyor ve uyum sağlıyor ister istemez. Ben bu konuda kendini şanslı gören insanlardanım. Çünkü ailem, arkadaşlarım ve çevrem sonsuz destek oldular bana bu maceramda.
 
Her sıkıştığım anda gözlerimi yumup içimden yüze kadar saydıktan sonra bir litre suyu diktim kafama. Her boşta kalan zamanımı kolumu, bacağımı çalıştırmakla tükettim. Sürekli okudum. Sosyal medyada takip ettiğim tüm yemek sayfalarını unfollow ettim. Yerine dünyaca ünlü mankenleri, spor sayfalarını, kilo verme aşamasında olan insanları takibe aldım. Sakın sosyal medya deyip geçmeyin, insanı en çok etkileyen şey bu devirde o sanırım. En basitiyle bir örnek vermek gerekirse; her dakika karşınıza çıkan bir çikolatalı pasta tarifimi sizi kilo verme konusunda isteklendirir yoksa Victoria Secret mankenlerinin ince bellerini izlediğiniz bir sayfa mı? Cevabı açık ara belli sanırım… Takip ettiğim kişiler ister istemez öyle bir hırsa soktular ki beni bir süre sonra o bitmek bilmez iştahım yerini – daha da çok kilo vermeliyim – algısına bıraktı. Hayatım boyunca üstüne sümüğümü atmam diyeceğim kişilerin bile kilo verişini bir bir izlerken, kendimi sessize alıp bir köşede oturamazdım artık.
 
Çevremle alakalı tüm düzenlemeleri yaptıktan sonra kendimi uzun bir sakinlik dönemine adadım.  Yaklaşık üç hatta dört ay kadar çıkmadım kimsenin karşısına. Hafta sonu arkadaşlarla yapılan brunch keyifleri, aile yemek organizasyonları artık tamamen çıkmıştı hayatımdan. İnsanların karşısına çıktığım zaman farkı görsünler diye herkesten uzaklaştığım bu dönem ister istemez daha da hırslandırdı beni. Kafamda sürekli bir “birkaç kilo daha vereyim öyle” mantığı yarattı bende. Bu da ister istemez kilo verme konusunda daha çok motive edinmeme vesile oldu.
 
Tabii ki tamamen duygularıma yönelik devam etmedi diyetim. Önceki diyetlerimde 8 kilo verip geriye 18 kilo aldığımı düşünecek olursak eğer bu sefer her şey sağlıklı ve olması gerektiği gibi olmalıydı. İnternette dolanan 3 günde 5 kilo diyetlerine, şoklamalara hiç girmedim. Kendimi tamamen işinin ehli bir diyetisyene emanet ettim. Ne dediyse harfi harfine uydum. Bir kez olsun yemek saatimi ve ölçülerimi bozmadım. Bu sayede hem tok kaldım hem de kilo verme basamaklarını sağlam adımlarla aşmış oldum. Şimdi geriye dönüp baktığım yedi ay içerisinde kendimle alakalı tek hatam spor ile geç tanışmak oldu sanırım. O kadar tembeldim ki çünkü spor konusunda, asla ama asla başaramam zannediyordum. Ayrıca her ne kadar gizlesem de insan ister istemez komplekse sokuyor kendisini. Çünkü şu bir gerçek ki spor salonları vücutları dört dörtlük insanlarla dolmuş taşmış durumda. Sarkan göbeğim ve kollarımla beraber salonun ortasında sırıtıp kalmak istemediğimden hep bir adım sonrasına bıraktım bu aktiviteyi. Gelin görün ki o iş öyle olmuyormuş. Sporun diyet konusundaki etkisini, sıkılaşma ve verdiğin kiloları toparlama konusundaki avantajlarını sonradan fark ettim. Başta hiç ısınamayacağımı düşündüğüm spor anlayışı özellikle son iki aydır hayat felsefesi haline dönüşmeye başladı bende. Yalnız bunun en büyük sırrı doğru tercihler sanırım. Hem diyetisyenim hem de spor salonunda çalıştığım kişiler gerçekten işinin ehli insanlar ve sonsuz ilgililer ki hiçbirinin hakkını ödeyemem bu konuda. Her gün defalarca aramalarıma, sürekli sorduğum sorularla darlamalarıma rağmen bir gün olsun şikayetçi olmadılar benden. Bu yüzden bu süreçte doğru kişiler ile çalışmak ve arkadaşlık bağı kurabiliyor olmak çok – çok önemli bir etken.
 
Eveeeet bayanlar – baylar! Önümüz yaz. Şortlar, tişörtler, bikiniler, mayolar az zaman sonra gözümüze bata bata ortaya çıkmaya başlayacak. Bu yaz ayını daha hareketli, daha mutlu ve daha dinç geçirebilmek adına fazla kilolardan arınmanın tam vaktidir şimdi.  Bunu sadece kilo vermek olarak görmeyin sakın. İnanın bana, insan bir kez istediği bir şeyi başarınca, bu hayatta her şeyin mümkün olduğunu ve elindeki güç sayesinde nelerle baş edebileceğinin farkına varıyor. Yeter ki isteyin! Şüphesiz ki dünyanın en haz veren kelimesidir – Ben başardım-  diyebilmek. Ve ne mutlu bana ki ben başardım! Emin olun siz de yapabilirsiniz…
 
Bu süreçte yanımda olan başta canım babama, aileme, biricik diyetisyenime ve son iki aydır yanımda duran spor hocasından ziyade yaşam koçum, arkadaşım haline gelen Buket’e sonsuz teşekkürler ve sevgiler.
 
Aşağıya etrafımdan sürekli soru olarak aldığım şeyler hakkında birkaç not bırakıyorum sizlere. Umarım etkisi olur. Sağlık ile kalın, başka bir yazıda görüşmek üzere…
 
TAVSİYELER;
 
-          Yaşam tarzınıza göre kendinize yemek saatleri belirleyin. Ne yerseniz yiyin ama her gün aynı saatlerde yemek yemeye özen gösterin.
 
-          Yeşil bulduğunuz hiçbir yiyecekten korkmayın, beyaz gördüğünüz her şeyden ise uzaklaşın.
 
-          Günde 2,5 – 3 litre su içmeyi kendinize şartlayın. Ve bunu mutlaka gün içerisine bölerek için.
 
-          Eğer çalışıyorsanız yemeğinizi evden götürmeye çalışın. İnanın evde emek verip hazırladığınız ve yanınızda taşıdığınız yiyecek size verdiği zahmet yüzünden mutlaka yenmesi güzel bir şeymiş gibi gelecek gözünüze ve dışarıda yiyeceğiniz yiyeceklerden daha sağlıklı olacak.
 
-          Hareket edin. Masa başında 12 saat çalışan bir insan dahi olsanız kolunuzu, bacağınızı bir şekilde çalıştırabilirsiniz. Hareketsizlik kilo almanın en büyük sebebi!
 
-          Acıkmadan yemek yiyin. Mutlaka ufak ara öğünleriniz olsun. 5tane çiğ badem olur, hurma olur, kuru kayısı olur ama mutlaka tok karnına bir şeyler atıştırın. Bünye aç kaldığı zaman hem daha çok yemek yemek istiyor hem de yediğiniz her şeyi saklıyor.
 
-          Müzik dinleyin. Dans etme isteğinizi arttıracak, kendinizi iyi hissettirecek müzikler dinleyin. Hem motive olmanıza hem de ister istemez hareket etme isteğinize etki yaratacak.
 
-          Asla içine giremeyeceğinizi düşündüğünüz bir elbiseyi baş ucunuzda tutun. Üstünüze olmasa bile haftada bir kere olsun giymeyi deneyin. Emin olun bir gün o elbisenin içine gireceksiniz!
 
-          Uykunuza önem verin. Sağlıklı bir uyku gün içerisinde daha enerjik olmanızı sağlayacak.
 
-          Uyku öncesi 7otlu ya da 9otlu çaylardan içmeyi kendinize alışkanlık haline getirin. Uyku sırasında bile yağ yakımı açısından oldukça etkisi olacaktır bu çayların.
 
-          Bol bol fotoğraf çekilin. Her hafta boydan mutlaka birkaç resminizi çekin ve geçmişe dönük kıyaslamalar yapın. İleride before – after yapabileceğiniz bir sürü anı biriktirin kendinize.
 
-          Sosyal medya kullanın. Yazının içerisinde de belirttiğim gibi takip ettiğiniz şeyler bu noktada çok önemli. Bununla beraber bir o kadar da paylaşmak tabii. Ben aylardır yediğim içtiğim her ne var ise sosyal medya üzerinden paylaştım sürekli. Bir süre sonra bu sorumluluk haline gelmeye başladı bende. Diyet yapmalı ve yediğim her şeyi paylaşmalıyım diye düşündüm. Ve bu benim amacımdan sapmamam için oldukça etki yarattı bende. Emin olun işe yarayacak! Sizde bir hastage belirleyin kendinize ve an itibari ile başlayın paylaşmaya. İnstagramda #sadEceinan vs. gibi sayfaları takibe alırsanız ne demek istediğimi daha net anlayacaksınız. (Bu arada bende #diyetselhareketler adı altında instagram story.de varım. İnstagram ismim; hilal.poyraz )
 
-          Bana en çok sorulan sorulardan ilki şüphesiz hangi diyetisyen ile çalıştığım sanırım. Geride bıraktığım 7 ay içerisinde hem bolca yemek yediğim hem de bu kadar kilo verdiğim için çevremin büyük merak konusu hangi doktor ile çalıştığım. Kendisi özel bir kurumda diyetisyenlik yaptığı gibi ayrıca da yurtdışına varana kadar uzaktan yardım ile bir çok kişinin kilo vermesine vesile olmuştur. Bunun yanında en çok tarafıma gelen sorulardan bir diğeri de hangi spor salonu ile çalıştığım oldu. İstanbul’da ikametgâh edenler için tek bir şüphede dahi kalmadan tavsiye edebileceğim salonun hem Anadolu hem de Avrupa yakasında şubeleri bulunmakta. Adresler aşağıda olduğu gibi;
 
Özel Maltepe Tıp Merkezi – Diyetisyen Zeynep Çetin
 
Feyzullah Mah. Bağdat Cad. No:346/D Maltepe – İSTANBUL
 
Randevu Telefon: (0216) 459 47 70
 
Zone Training Spa
 
Ataşehir Brandium AVM. – Zorlu Center ve Göktürk şubeleri ile hizmette.
 
Size aile ortamı sunan, günlük tüm streslerden arınmak, hayat karmaşasını unutmak ve kendinizi iyi hissetmek adına buradan daha iyi bir spor merkezi bulamayacağınıza emin olabilirsiniz. 
Tülay EKER bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 17
Toplam yorum
: 9
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 500
Kayıt tarihi
: 25.06.16
 
 

27 Haziran 1992 İstanbul doğumluyum. Çenesi düşük, az biraz patavatsız, gülerken aynı zamanda ağl..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster