Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

19 Ekim '07

 
Kategori
İnançlar
Okunma Sayısı
2952
 

Nasıl mı başladım namaza?

Nasıl mı başladım namaza?
 

Aslında yeni namaz kılan biri değilim. Öncedende kılardım. Düzensiz ve nadiren. Genellikle sıkıntılıyken ya da nadiren şükretmek için. Bende de çevremdeki insanların çoğunda olan aynı kanı vardı. Allah ne düşünüyorsak ne hissediyorsak bizden iyi bilirdi. Önemli olan iç güzelliğiydi, kalp kırmamak ve iyilik yapmak, Allah'ın birliğine ve islamın diğer şartlarına inanmak. Sürekli namaz kılmamak benim için sorun değildi...Sonra birşeyler değişti benim bakış açımdan yavaş yavaş... Evreni düşündüm ve dünyayı. Gerçekten evrende dünyanın küçüklüğünü....Biz hem kendi etrafında hemde güneş etrafında dönen ve boşlukta duran bir topta yaşıyorduk:) Tabiki bunu yeni öğrenmiyordum ama bir sınır var. Sınırın öbür tarafından olaylar çok daha farklı görünüyor.

Herşeyde yaradıcının bir izi vardı. Acizliğimi hissettim. Bu hisleri ve sezgileri sizinle daha ayrıntılı paylaşmak isterdim nasıl ve niye değişti ama inanın bende adlandırmakta zorlanıyorum. Sanırım hayatım beni yavaş yavaş bu
noktaya getirdi.

Sizler gibi bende inanılmaz bir yoğunlukta çalışıyorum. Koşturmamın haddi hesabı yok. Bazen kafamı kaşıcak vakit
bile bulamıyorum. İnancımı geliştirmek için vaktim yoktu veya ben öyle görmek istiyordum...Namazın düzenli kılınması gerektiğine olan inancım yavaş yavaş şekillenmeye başladı ve bunlarla beraber her namaz kılışım bir öncekinden
dahada fazla güzel olmaya ve anlam kazanmaya başladı. Bu konuda ilk adımım namazın Allah'ın emri olduğunu kabul etmek oldu. Her işinde bir hikmet olan rabbim emrediyoru. Daha ötesi varmıydı?Önceden namazdaki hareketlerin(rüku, secde, vs.) anlamını bilmiyor, sureleri hızlı hızlı okuyordum. Sonra merak ettim internette namazdaki hareketlerin anlamlarını araştırdım. Okuyunca ve anlamını öğrenince daha çok zevk aldım namazımdan. Sonra namaz kılarken okuduğum
surelerin anlamlarını düşünerek kılmaya başladım çünkü yüce yaradıcının bizim namazımıza ihtiyacı yoktu. Bizim vardı. O zaman dosdoğru kılmayı öğrenmeliydim. Size komik gelecek belki ama her namaza başlarken söylediğimiz Allahuekber demenin anlamını bile bilmiyordum. Sonra tekbirin anlamınıda öğrendim. Her namazda miraca çıktığımızı hissettim. Dinimizin ne kadar güzel olduğunu hissettim çünkü Allah'la bizim aramızda hiçbir araç, kimse yoktu.

Namazda sevgili rabbimin huzuruna çıkıyordum, onu görmesemde onun huzurunda olduğumu tüm iliklerime kadar hissediyor ve beni gördüğünü biliyordum. Bu o kadar güzel bir hiski...Kabul etmeliyimki ilk başlarda namazı alışkanlık haline getirmek çok çok zor oldu. Üşengeçlik ve vesveseler bir numaralı düşmanım oldu. Ama bir iki hafta sonra farkettimki namaz benim için yemek yemek, uyumak kadar bir ihtiyaç. Zaman geçiyor ve biz ne yazıkki onu tutamıyoruz. Hergece yastığa başımı koyduğumda ogün kıldığım namazları düşünüyorum ve bu bana yaşama sevinci veriyor benim için artık hergün birbirinin aynı değil. Hergün kıldığım namazlar birbirinden farklı. Namaz benim gün içerisindeki en güzel kazancım. İnsanın kulluğunu hissetmesi kadar güzel bir şey yok. Namazı yeni baştan keşfettim diyebilirim. Şimdi islam hakkındaki cahilliğimi gidermeye çalışıyorum. Çünkü müslümanlık adı altında bize yutturulmaya çalışılanlar hoş değil. İslam bir ve tek. Hepimiz bunu araştırmakla yükümlüyüz. Yoksa birilerinin yaşadığı islama bakıp uzaklaşmak olmaz. Güneş balçıkla sıvanmıyor. Herkes kendinden sorumlu değil mi?

Sizlerle (aktarabildiğim kadar) tüm samimiyetimle duygularımı paylaştım yoksa benim kalemim namazı anlatmaya yetmez...

Sevgiyle kalın...

Beyazlale...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

"Dini hiçbir çıkar için kullanmayın" derken, bundan sizin elbette bir rant elde edeceğinizi kastetmemiştim. Çatışmalardan ve zıtlıklardan büyük düşünceler doğar. Bana olan saygınız elbette yitmemelidir. Ben size hakaret falan etmiyorum, yalnızca düşüncelerimizi çarpıştırmaya çalışıyorum. Eğer yazı yazıyorsanız eleştirilere de katlanmak zorundasınız. Ama bu eleştirileri lütfen, rica ediyorum size yapılan bir hakaret olarak algılamayın. Benim kimseye verecek önerim yok, size de öneri vermiş değilim. Yalnızca okunması gereken bir iki kitabı size yazdım. Okursunuz okumazsınız sizin vereceğiniz karar. Ben sizi ne Atatürk düşmanı ne de namazdan rant elde eden birisi olarak görüyorum. Ben sizi kafası işleyen bir insan olarak görüyorum. Bu nedenle de yazınıza yorum yazıyorum. Belki sizden alacağım yanıtlarla yeni şeyler öğrenirim diyorum. Ama, siz bana kızıyorsunuz. Kızmayın, yazı yazın. Ben sizin her türlü önerinizi saygıyla beklerim. Saygılarımla.

ESAT SÖNMEZ 
 24.11.2007 18:26
Cevap :
Teşekkürler Esat Bey. Saygılar...  25.11.2007 16:57
 

Namaz gibi İslamiyet'in diğer ibadetleri de önemlidir. Örneğin oruç tutmak, hacca gitmek, kelimeyi şehadet getirmek bireysel ibadet şekilleridir ve toplumu etkilemez. Ancak, bir de zekât verme vardır ki, İslâmiyet'in beş şartı arasında sayıldığı halde hiç kimse tarafından kabul görmez. Oysa zekat, tüm toplumu etkileyecek, değiştirecek bir ibadet yoludur. Ancak, ucunda servetten alınacak pay yattığından çoktan unutulup gitmiştir. Diğer ibadet şekillerinin servetle bir bağlantısı olmadığından yerine getirilmesi kolaydır. Hattâ özellikle namaz kılma topluma gösteriş olarak yapılırsa zaman zaman büyük siyasi rant olarak da kullanılabilir. Hacca giderken, oruç tutarken, namaz kılarken ortalıkda reklam yapanlar, zekatlarını verirken ortada yoklar. Sizin namaz kılmanıza sıra gelince: Allah kabul etsin. Ama, bunu neden bir "Blog yazısı" durumuna getirdiniz? Allah'la sizin aranızda olan bir ikili ruhsal iletişimi bizim bilmemize ne gerek vardı? Dini, hiçbir çıkar uğrana kullanmayın.

ESAT SÖNMEZ 
 24.11.2007 12:17
Cevap :
Esat Bey siz şimdide bana namazımı bir çıkar uğruna kullandığımı söylüyorsunuz. Dikkat edin hala size karşı saygımı korumaya çalışıyor ve sayın diyorum. İnsanları hemen nasılda belli bir gruba sokabilyorsunuz. Sayın yazar ben MB'a rumuzla yazı yazıyorum benim böyle bir konuyu yazma sonrasında ne gibi bir rant endişem olabilir. Çok mu okunacak. Eğer böyle bir derdim olsaydı emin olun bu konuyu seçmezdim. Dikkat ederseniz MB'da yazılabilecek birçok konu şeçeneği var bunlardan biride inanç. Siz belki hayat tecrübelerinizi paylaşmamayı tercih edebilirsiniz ama dediğim gibi bu bir tercih meselesi.Ben paylaşmayı tercih ettim. Paylaşanlar kadar paylaşmayanlarada saygılıyım.Lütfen yorum yaparken biraz dikkatli olunuz.Bana sürekli yorumlarınızda öneriler veriyorsunuz.Çok sağolun ama hiçbir önerinize ihtiyacım yok. Elalem ne der düşüncesi ile hareket edecek olsaydım bir adım bile ilerleyemezdim.O yüzden siz beni Atatürk düşmanı, namazından rant elde eden biri olarak düşünmeye buyrun devam edin.  24.11.2007 13:25
 

Bence, Sigmund Freud'un bir buluşu olan "Psikanalizim", Hırıstiyan dünyasının "Günah çıkarma" seanslarından başka bir şey değildir. Neden bunu yazdım? Çünkü dinsel ibadetlerle, insan ruh yapısı arasında bir bağlantı vardır. İster toplu ibadet yapalım, ister tek başımıza bizi yaratan Allah'a dua edelim, aslında bu davranış ruhumuzun belli bir süre bedenimizden ayrılıp Allah katına çıkmasıdır. Bu sırada geçmişimizde bilerek ya da bilmeyerek yapmış olduğumuz günahlardan affedilme isteği Allah'a dua yolu ile iletilir. Hırıstiyan dünyası bunu papaza yapar, papaz da Tanrı'ya sunar. Freud ise, iç dünyamızın bir köşesinde sıkışmış kalmış olan ve ruhumuzu rahatsız eden duyguyu bulur ve ortaya çıkarır, bedenimizi rahatlatır. Bu duygu çoğunlukla dinen "günah" sayılan şeylerdir. İslamiyette de "namaz" Allah ile kulun kontak kurduğu, dertleştiği, bir şeylerin dilendiği, istendiği ibadet şeklidir. Bireysel olarak insan ruh yapısı bakımından olumludur, kişinin ruhsal yapısına yarar sağlar.

ESAT SÖNMEZ 
 24.11.2007 12:01
Cevap :
Esat Bey sizinle tanışmamız hoş bir şekilde olmadı umarım bundan sonrası böyle gitmez. Yazdığınız yorumlar için teşekkür ederim. Elbetteki katıldığım ve katılmadığım yerler var ama cevap yazmak istemiyorum. Saygılarımla...  24.11.2007 12:14
 

Şimdi anlıyor musunuz türbana karşı çıkan bizlerin aslında nasıl bir felsefe ve sosyoloji duyguları altında olduğumuzu? İnanın türbana karşı gelirken türbanın içindeki kadına sonsuz saygım var. Ancak, onu bu kılığa sokan erkeklere bir damla saygım yok. Neden türban ya da çarşafa girecekmiş kadın? Çünkü erkeğin cinsel iştahını arttırırmış açık kadın. Bütün kadınların çarşaflı olduğu komşu ülkelerde bir bakış bile bu iştahı kabartıyor. Çünkü, bütün canlılar dünyasında iki cinsin yaradılış nedeni cinselliktir. Bunun nedeni ise bütün dinlerde yazılıdır: Üreme, çoğalma. Çarşaf ve tesettür, kadınlara erkekler tarafından giyilmek zorunda bırakılan bir giyim tarzıdır. Bu giyim tarzı olan ülkede erkek cinsinin körkütük cahil olduğu bütün istatikî verilerle kanıtlanmıştır. Kadınına saygı duyan hiçbir toplum karaçarşafa da, tesettüre de gerek görmez. Birlikte namaz kılacağız, birlikte el ele ibadetimizi yaşayacağız. Ama, eşit koşullarda. Siz kadınsınız diye ikinci sınıfa atılmadan.

ESAT SÖNMEZ 
 24.11.2007 11:43
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 37
Toplam yorum
: 175
Toplam mesaj
: 48
Ort. okunma sayısı
: 522
Kayıt tarihi
: 16.10.07
 
 

Yirmisekiz yaşında bir bayanım. Yüksek yapıyorum. Çalışmıyorum. Hayata dair yazmayı seviyorum. Yazma..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster