Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

04 Ekim '07

 
Kategori
Haber
Okunma Sayısı
268
 

Nasıl soyulmak istersiniz!

Nasıl soyulmak istersiniz!
 

Küreselleşmenin dünya politikalarına egemen olduğu yadsınamaz bir gerçeklik olarak karşımıza çıkıyor. Dünya egemenleri çıkarları için oluşturduğu senaryoları acımasızca uygulamaya devam ediyorlar.

Yoksulluk, açlık, ekonomik krizler ile daha kolay yönetilebilir bir dünya, dış etkilere açık devletler ve dayatılan ekonomik programlar ile daha yoksul halk kesimlerinin oluşturulduğu veya bu kesimler aracılığı ile etkiye açık hükümetler oluşturulduğu ortaya çıkan fotoğrafın en net görüntüsü.

Ekonomik krizler ile daha bir yoksullaşan büyük çoğunluk sürecin derinleşmesi ile dinsel, etnik, kaderci propagandalara açık hale getiriliyor. İstenilen yapı oluşturulduktan sonra iş artık bu yapının ortaya çıkarabileceği alternatif politikaları yaşama geçirmeye kalıyor. Uygun siyasi partiler ya var olanlardan seçiliyor yada yeniden oluşturuluyor.

Gerekli fikirsel altyapıyı oluşturacak, çıkarlarına uygun politikalara uygun seçmen profilini yaratacak vakıflar veya bu vakıflar yada sivil (!) toplum kuruluşları aracılığıyla pompalanan görüşler iletişim araçları kullanılarak seçmenin beynine kazınmış olduğu için seçimler bile formaliteden öteye gitmiyor. Kaçınılmaz sonuç alındığına göre artık daha fazla kâr için yerel sayılabilecek hukuksal engeller birer, birer ortadan kaldırılıyor.

Gelinen süreç o ülkenin her türlü kaynağını yerli, yabancı çok uluslu şirketlere yok pahasına sunmasını kaçınılmaz kılıyor. Karşı çıkanlar statükocu, çağdışı, modern dünyadan veya ekonomiden habersiz olduğu gerekçesiyle suçlanarak sesleri bastırılmaya çalışılıyor. Var olan durumda iletişim araçlarından sorunsuzca yararlanan kürüselleşmeci, özelleştirmeci ekonomik işgalciler gerekirse çıkarlarını korumak, enerji kaynaklarına hakim olmak için savaşlardan bile kaçınmıyorlar. Nasıl olsa ortaya çıkan bu savaşlarda yok olacak olan yine oy deposu olarak senaryonun gerçekleşmesinde payı olan geniş kitleler.

Küresel güçler çağın her türlü olanağını kendi çıkarları için kullanmaktan kaçınmıyorlar. Savaşlarda kullandıkları askerleri bile ordularını özel sektöre açarak yine ekonomik olarak var olan pastadan daha az pay alan; istedikleri iktidarların oluşmasında payı olan yoksullardan oluşturuyorlar.

Zaten bir şekilde çıkarılan krizlerin yoksullaştırdığı geniş kitleler içinde yaşadıkları olumsuz durumdan artık kurtulmak için inançlarına daha bir yöneliyorlar. Ancak ne yazık ki inançlarının da sömürülüp, egemen güçlerin çıkarına yapılar oluşturulmasından kurtulamıyorlar.

Uzun erimli senaryoların içinde figüran gibi kullanılanların bu gerçekliği görmeleri neredeyse olanaksız hale geliyor. Yaşanan durumu sıradanlaştıran, kaderleştiren ve değişmez kılan umutsuzluk ortamı daha bir kaderci kitlelerin oluşmasına zemin olmaktan öte bir işlev taşımıyor.

Olumlu ve olumsuz bilgi yoğunluğu, propagandalar bireyin aklını, gözünü perdeleyip sistemin sürmesini sağlıyor. Küresel güçlerin daha bir zenginleşmesini sağlayan bu döngü; araçları değişse de açlığın, yoksulluğun yazgı olarak sürmesini sağlıyor.

Sahi oyunu nasıl alırsınız! Nasıl soyulmak istersiniz?

Dinsel soslu mu?
Etnik mi?

...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Aslında tüm sistem bir sahne ve bizde kendimize verilmiş rolleri oynuyoruz, kuralları başkaları koyuyor. Mış gibi yaşıyoruz...

Elif'ce 
 04.10.2007 21:41
Cevap :
Yaşarmış gibi.. Rol kesiyoruz bir yerde;konuşur gibi,bilir gibi,yaşar gibi ,sever gibi,hatta sevişir gibi ...Herkes rolünü oynuyor ama sen farkındasın Elif!  05.10.2007 0:05
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 1116
Toplam yorum
: 2289
Toplam mesaj
: 135
Ort. okunma sayısı
: 818
Kayıt tarihi
: 28.09.06
 
 

Ankara'da yaşar, dünyalı,aynadaki görüntüsüne muhalif, vicdan hesapları yapmaktan yorgun, yaşanıl..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster