Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

27 Aralık '07

 
Kategori
Kültürler
Okunma Sayısı
1732
 

Nasıl yazıyoruz acaba ?

Nasıl yazıyoruz acaba ?
 

Yazar milletinin, yazma aşkı yüzünden başına gelmedik iş kalmamış. Kimisi sürgünlere uğramış; hapislerde çürümüş. Bazıları da yazıları nedeniyle ülkelerinde devrimler yapmış; sonunda başını giyotincilere teslim etmiş.

''Deveyi yardan uçuran bir tutam ottur. ''Derler ya... İnsanın çektiği de dilinin belasındandır. Fakat şair ve yazarlara bu yazma aşkı bulaştığı zaman bir daha kurtulma şansları da yoktur... Mezara kadar gider bu güzel hastalık.

Yazar ve çizerler takımı da olmasaydı yaşamın tadı olabilir miydi acaba? .. Düşünebiliyor musunuz? Şiirsiz, romansız, tiyatrosuz, sinemasız bir yaşam ?..

MB'de yazan arkadaşlar her gün yüzlerce yazı yazıyorlar. Kimbilir hangi koşullarda, hangi duygularda, hangi zorluklarda yazıyorlar...Bazı arkadaşlar ''Takma İsim, rumuz'' vs. kullanıyorlar. Bir yazıyı ortaya koymak için nasıl çabalıyorlar kimbilir ?

Örneğin bendeniz, gecenin ilerleyen saatlerinde efkarlı yazılara yöneliyorum. Gündüz biraz mizaha kaçıyorum. Un, şeker, su ve yağ hazır...Haydi bir helva yapalım dediğimizde bile o sırada iştahınız kabarmışsa isteğiniz dorukta ise işte o helva çok lezzetli oluyor. Yoksa saman gibi gelir insanın ağzına hiç tat vermez.

Meşhur bir öykü vardır...Bir sabah erkenden uyanan çiftçinin çocuğu, küçük tarlalarına bakıp üzülmüş. Az buğday alarak yoksul yaşamaktan bıkmış olsa gerek, TANRI'YA YALVARMAYA BAŞLAMIŞ...

''TANRIM NE OLUR BİZİM BÜYÜK TARLALARIMIZ OLSUN. ÇOK ZENGİN OLALIM '' DEMİŞ. TANRI, ÇOCUĞUN DİLEĞİNİ KABUL ETMİŞ VE ÇOCUK BİR SABAH UYANDIĞINDA BAKMIŞ Kİ BİNLERCE DEKAR BUĞDAY TARLALARI, İRİ BAŞAKLI ALTIN SARISI BUĞDAYLAR ONLARI BEKLİYORMUŞ. TABİ ÇOK SEVİNMİŞLER...

Hemen tarlalara girip olgunlaşmış buğdayları derhal biçmişler. Çok zengin olmuşlar. Yeni tarlalarının buğdaylarından elde ettikleri un ile ekmek yapmışlar. Fakat ekmeklerin hiç tadı yokmuş. Eski buğdaylarının lezzeti gitmiş yerine ''Saman tadında '' ekmekler gelmiş. Çocuk sabah erken kalkıp Tanrıya tekrar dua etmiş.''TANRIM EKMEKLERİMİZE LEZZET VER...BUNLARI YİYEMEZ OLDUK. NEDEN BÖYLE OLDU ?''

Diye yalvarınca yukarıdan gelen ses:''EVLADIM !..SEN ÇOK ÇALIŞMADAN ZENGİN OLMAK İSTEDİN . DAHA ÖNCEKİ BUĞDAYLARINIZDA SİZİN ALIN TERİNİZ VARDI. LEZZET DE ORADAN GELİYORDU. EMEKSİZ YEMEK ANCAK BÖYLE OLUR...BUNUN ADI DA SAMAN GİBİ SAADETTİR ''Demiş.

Elbetteki yazarların da derin içgüdülerle ve gizemli ilhamlarla yazdıkları eserlerde bir başka tat olacaktır.

Kimi yazarlar paketlerce sigara içermiş, Necip Fazıl gibi...Yakup Kadri, Tanpınar üstadlar, çok zor yazarlarmış.

Eserleri bitince de sevinemezlermiş. Güç yazmanın gölgesi sinermiş üzerlerine.

Victor Hügo, çıplak yazarmış. Mark Twain, yatarak yazarmış. Voltaire'inki daha da ilginç. Sevgilisinin çıplak sırtını masa olarak kullanırmış.

Edith Sitwel, tabutta yatarmış. Edgar Allen Poe, kedisini omzuna alıp yazarmış.

Schiller, masasının çekmecelerine koyduğu çürük elmaların kokusuyla kendinden geçermiş.

George Sand, sürekli puro içermiş. Hemingvay, ayakta yazarmış. Aldous Huxley , burnuyla yazarmış !..

Evet sevgili okurlar, o muhteşem romanların, öykülerin yazarları insanlık uğruna ne hallere girmişler.

O HARİKA ESERLERİ DEFALARCA OKUMAMIZDAKİ SIR BU OLSA GEREK...

Yazar arkadaşlara buradan sesleneyim...PEKİ SİZLER NASIL YAZIYORSUNUZ ACABA?

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Sayın yazarım harikasın ya valla. Antidepresan olarak biraraya gelsek büyük ihtimal bulunduğumuz yerden topluca atılırız. Biraraya gelme fikri gerçekten süper aslında ama ben yeni yeni iyileştiğim için İzmir dışına çıkmaya henüz hazır değilim. Antidepresanı İzmir' e davet edeyim ne dersiniz?

Esma KAHRAMAN 
 28.12.2007 17:28
Cevap :
Esma Hanımcığım,rahatsızlığınızdan haberim yoktu...Geçmişler olsun...Bahar gelsin, olmazsa, açık havada piknikte buluşuruz.O zaman kimse bizi atamaz...:))Ben de İzmir'de oturuyorum.Ankara'ya da sık sık gidiyorum.Antidepresanın İzmir buluşması süper olur...Sevgilerimle...Yeni Yılın şans getirmesi dileklerimle sevgilerimi sunarım...  29.12.2007 0:52
 

Sayın yazarım zor şartlar altında yazıyorum. Oğluma yeni bilgisayar gelince eski bilgisayarını ve beni odasından attı. Bilgisayar komodin üzerinde, klavye ise kendini laptop zannediyor. Mağdur durumdayım, elektirikler de kesilince ödevimi yapamıyorum...Sevgiler

Esma KAHRAMAN 
 28.12.2007 0:47
Cevap :
Esma Hanım,işte şimdi şöhret olmanın tam zamanı...Odanızdan nasıl atıldığınızı,ışıksız kalıp ''İdare '' yakarak,Rus malı marşandiz gibi bir daktilo başında,yanınızda yanan bir mangalın verdiği sıcaklıkla yazılarınızı karbon kağıtla ikileyip,ispirtolu ''Teksir'' makinasıyla nasıl çoğalttığınızı yazınız.Hatta numuneleri alıp kar kış demeden yola çıkıp PTT aracılığıyla Milliyet'in Cağaloğlu şubesine ''Taahhütlü ve ACİL ''ibareli postaya verdiğinizi de yazmayı unutmayınız...Haa...ben 34 yıllık eğitimci olarak,''Elektrik kesildi '' ödevimi yapamadım...falan...Bu numaraları yutmam...:)) Geçin yan odaya,mum yakın, çalışın efendim!..Esma Hanımcığım,bak şu işe bir ''Geçmiş olsun'' diyecektim.Neler yazdırdın bana...Bizim AntidepresanTAŞ (Hepsi de taş gibi maşallah )üyeleri bir gün bir araya gelsek...Nasıl güleriz acaba... Sen çok yaşa...Allah da sizi güldürsün...Sevgilerimle...  28.12.2007 15:34
 

Efendim ünlü yazarların tarzları bir şekilde Allah vergisi diye algılıyorum. Özel görevli gönderilmiş özel insanlardır. Yazmayı çok insan sever ama özellikleri yoksa dediğiniz gibi samandırlar. Ama yazmaya çabalayanlara da çok samancada olsa yazanlara ben saygı duyuyorum ama kulvarı, bir frekansı olanları daha çok seviyorum. Ençok da şöyle algılyorum. Binlerce boş yazılarla doldurulmuş kalın ama boş yazılar yerine gerekirse 10 sayfa olsun ama dolu dolu olsun. Efendim siz sordunuz bende yazdım affınıza sığınarak. Sevgi-saygılarımla.

Ermert Revsen 
 27.12.2007 22:28
Cevap :
Kıymetli Dost,Ermert Revsen,Değerli yorumlarınızla bana onur verdiniz.Gönlünüze sağlık.''Yazmış olmak için yazmak'' düşüncesiyle yazanların da bu eylemden mutlu olduklarını sanmıyorum.Her yazı bellekte iz bırakmalı.Yazma sanatının bir Tanrı vergisi olduğuna ben de inanıyorum.Saygılarımla...  27.12.2007 23:21
 

Doğaçlama, içimden geldiği gibi kimi zaman anılara tutunarak. Şu aralar günlük hayat çekti içine beni, bırkamıyor yakamı yazamıyorum:) Ama okuyorum okuyorum okuyorum. Sizi de okudum mutlu oldum. Selamlar, sevgiler...

Özlem Akaydın 
 27.12.2007 16:11
Cevap :
Bunca yaşam savaşları içinde burada bir şeyleri paylaşmak çok kutsal bir eylem.Özellikle çalışan bayanların ev ve iş yaşamları arasına okumayı-yazmayı sığdırmaları ülkemiz için büyük bir kazanç.Sizlerin önünde saygıyla eğiliyorum...Başarılarınızın devamı dileklerimle Yeni Yılda da sağlık,afiyet ve mutluluklar diliyorum...Saygılarımla...  27.12.2007 20:42
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 1522
Toplam yorum
: 9157
Toplam mesaj
: 558
Ort. okunma sayısı
: 1528
Kayıt tarihi
: 23.06.07
 
 

İnsan yontmakla geçti ömr-ü baharı... Güzel ve canlı heykeller yaptı... Kimisinin içi çabuk boşal..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster