Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

03 Ağustos '08

 
Kategori
Ben Bildiriyorum
Okunma Sayısı
351
 

Nazlı Ilıcak Hanımefendi gibi bir demokrata hiç yakıştıramadım

Nazlı Ilıcak Hanımefendi gibi bir demokrata hiç yakıştıramadım
 

Nazlı Ilıcak Hanımefendi bugünkü yazısında buyurmuş:

“Ankara, Bodrum’a el koymalı”

Kendileri hanımefendi, bir demokrasi meleği ya da demokratlık abidesi olduğu için bu söylediğinden rahatsız olmuş galiba ve "Yerelleşmeyi savunurken, hükümetin müdahalesini istemek bir çelişki değil mi?" diye de bir soru eklemiş hemen.

Nazlı Hanım bu çelişkiyi görüyor ama vicdanen epey bir rahat olmalı ki, “Ankara, Bodrum’a el koymalı” görüşünü de savunmaya devam etmiş.

“… inşaat iznini belde belediyelerine bırakınca, iş çığırından çıkıyor. İstanbul'da Kumburgaz Silivri hattını nasıl kaybettik? Buradaki gelişmeler de aynen öyle. Her aklına gelen, kibrit kutusu gibi beyaz evler inşa ediyor; deniz manzaralı "beton mezarlar" . Estetik zevkten mahrum, yeşilden ve çiçekten nasibini almamış mekânlar dip dibe. Yöre mimarisine uygun, göz okşayıcı yapılar da var elbette. Ama arkası, önü, yanı hep bu beyaz "kibrit kutularıyla" dolu. Bodrum gecekondulaşıyor…”

Nazlı Hanım, “Ankara’nın Bodrum’a el koyma” görüşünden rahatsız değil ama, Bodrum’daki çarpık yapılaşmadan çok rahatsız anlaşılan.

“Sadece kendine demokratların” böyle örneklerle kendilerini ele verişlerini izlemek kadar keyifli başka bir şey var mıdır acaba?

“Halk iradesi” denince mangalda kül bırakmayan, halkın “he” dediği her şeyin mutlak doğru olduğunu savunanların, işlerine gelmeyen konularda (anında) kıvırmaya başlamalarını izlemek…

Gerçekten keyifli.

O halk, birilerine büyük çoğunlukla “Gel buyur” dediğinde, o birilerinin her şeyi (ama her şeyi) yapmasının mubah, serbest, doğal, normal vs vs olduğunu savunacaksınız…

O birileri, eğitimi, kültürü, sanatı, sporu, ekonomiyi, hukuku, toplumu, çağdaşlığı, özgürlüğü vs vs hallaç pamuğu gibi attırırken, “Halk iradesine saygı gösterin” diyeceksiniz…

Sonra çıkıp, “o halkın” seçtiği belediyelerin yaptıklarından şikayetçi olacaksınız?...

Halk aynı halk.

Halkın iradesine saygı gösteriliyor ve “o halk”ın seçtiği temsilcilerinin yaptığı, söylediği her şeye demokratlık(!) gereği seyirci kalınıyor ve hatta onaylanıyorsa…

Bodrum’daki o sizi rahatsız eden yapılaşmayı da onaylayacak, o gecekondulara geçit veren yöneticileri seçen halkın iradesine saygı göstereceksiniz.

Ormanlık alanları, kıyıları, dağları, tepeleri, gölleri, denizleri talana açanları da aynı halk seçiyor; yer altı ve yer üstü kaynaklarımızı, bu ülkenin vatandaşlarının emekleriyle kurulmuş şirketleri yabancılara satanları da aynı halk seçiyor; sizin villanızın hemen yanına yapılan gecekonduya izin veren belediye başkanını da aynı halk seçiyor; balkonunuzda iki çift laf etmenize olanak tanımayan gürültüye kulağını tıkayan belediye meclis üyelerini de aynı halk seçiyor…

Niye şikayet ediyorsunuz ki Nazlı Hanım?... Halk iradesine saygı göstersenize!..

“Ben böyle sanatın içine tüküreyim” diyen zihniyeti cansiperane savunuyorsunuz, “halk iradesine saygı” gereği?...

Halk iradesiyse… Alın size halk iradesi!...

Şikayet etmeyin. Gecekondu, sadece sizin villanın sağına soluna yapılan düzensiz, zevksiz yapılardan ibaret değildir.

Gecekondu, çooook uzun yıllardır kültürün de, sanatın da, ekonominin de, hukukun da her bir şeyin içine yapılıyor. Hem de sizin o hep savunduğunuz halk iradesi marifetiyle.

Gecekondu sizin tatil beldenizi çirkinleştirince karşı çıkmak, başka yerlere yapıldığında “halk iradesi” gereği saygı duyulmasını istemek?…

Sizin gibi bir demokrata(!) yakıştıramadım Nazlı Hanım…

Halkımız her zaman engin sağduyusu ile karar verir. Halkımıza güvenelim, halkımızın oyu ile sandıktan çıkan “seçilmişlere” saygı duyalım.

Şimdi siz diyeceksiniz ki, “Peki bu gecekondulaşmaya seyirci mi kalalım? Bodrum gözümüzün önünde çirkinleşsin, betonlaşsın, zevksizleşsin mi?.. Müdahale etmeyelim mi?..”

Sizin de çok iyi bildiğiniz gibi, seçilmiş insanların cezasını sadece seçmen verir Nazlı Hanım. Eğer halk o seçilmiş insandan memnun değilse, bir sonraki seçimde onu seçmez ve cezalandırır. O seçilmiş insan da yeniden seçilmeyerek yaptıklarının bedelini öder.

Lütfen halkın iradesine saygı duyalım ve halkımızın oyu ile seçilmiş insanlarımıza müdahale etmeyelim.

Ok?...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Mustafa Öncül, ben sahip olduğu yetkileri hukuk ve yasalar aleyhine kullanan kişilerin mahkemeye çıkmaması gerektiğini söyleyen bir demokrata rastlamadım. Bu böyle ifade eden birileri varsa demokrat oldukları da söylenemez. Ancak, bu ülkede hukuk alet edilerek demokrasinin sınırlarının çok fazla daraltıldığını ve vesayet altına alındığını söyleyen demokratlar vardır. Bence de son derecede haklıdırlar. Bu nedenledir ki, bu ülkede hukuk adı altında yapılan ve müdahale denilen işlemlerin çoğu siyasi niteliktedir. Ama elbette tersi yönde de etkiler söz konusu yani, yasaların hukuk kuralarının ihlal edilerek hukuk kisvesi altında dolaşması da mümkün. Biliyorsunuzdur buna en iyi örneklerden birisi 12 eylül cuntacılarının kendilerine yargı yolunu kapatan maddeyi anayasaya kadar eklemiş olmalarıdır. Yani bu tür şeyler bixzim idare geleneğimizin genlerinde mevcuttur. Bu tip şeylerde kamuya vicdan yolu ile yansır. Yani eninde sonunda gelip takılacağı yer sandıktır. Saygılarımla, iyi pazarlar

Bibliyofil 
 03.08.2008 12:35
 

Bence ortalıkta iki adet yanlış var. İlki Nazlı Hanım'a ait. Özellikle yerleşim ve planlama ile ilgili tüm yetkiler yerel yönetimlerde olmalı. Halka ne kadar yaklaşırsanız doğru karar alma şansınız artar. Bundan 20 yıl öncesine kadar tüm yerleşimlere ait planlama kararları Ankara merkezde alınırdı ama o planlar özellikle güney sahillerimizde önemli tahribatlar yarattı. Bu nedenle bu konuda Ankara çözüm kaynağı olamaz. İkinci yanlış, size ait iktidarlar iki noktada hesap verir; siyasi olarak sandıkta, hukuki olarak mahkemede. Burada hukuki olanla siyasi olanı ayırmak gerekir. Siz Nazlı Hanım'ı kendi silahı ile vurmak istemişsiniz ama silahı yine kendinize çevirmişsiniz gibi geldi bana. Örneğin yerel yönetim, planlarda yeşil alana değilde ibadet alana daha çok yer verirse bu siyasi bir tercihtir ve hesap yeri sandıktır. Ama İmar Kanununa aykırı yapılaşma şartları, yoğunluk getirir ve tarım alanlarını, doğal yaşam alanlarını yerleşime açarsa, o halkın iradesi değidir. Saygılar

Bibliyofil 
 03.08.2008 10:39
Cevap :
"İktidarlar, siyasi olarak sandıkta, hukuki olarak da mahkemede" demişiniz. Doğru da demişiniz. Ancak, bizim demokratların(!) demokrasi anlayışı, halktan oy almış insanları mahkemeye çıkarılmasının demokratik olamayacağı(!) yönünde biliyorsunuz. Eğer halktan oy aldıysanız, hukukun karşısına çıkmak yerine, hukuku kendinize uydurursunuz olur biter!.. Bizim demokratlar(!) halktan aldığı oyu, kendileri için yasa çıkarmak olarak kullanan yöneticileri çok demokratik buluyor hen nedense?!... En taze örnek: "Hazine ve Botaş'a 5 milyar borcu olan Gökçek, hacizden yasa ile kurtuldu" haberini okuyun. http://www.milliyet.com.tr/Siyaset/SonDakika.aspx?aType=SonDakika&Kategori=siyaset&ArticleID=974204&Date=03.08.2008&b=Gökçek hacizden ‘yasayla’ kurtuldu&ver=96 Güzel pazarlar...  03.08.2008 12:06
 

beni cok yaniltti. Hincla bir yorum dösenmek üzere yazinizi okudum. Ama baktim ki durum öyle degil. Yazdiklariniza sonuna kadar katiliyorum. Baslik atarken lütfen dikkat:-) Dost selamlarimla. Iyi pazarlar.

pirmete 
 03.08.2008 9:31
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 118
Toplam yorum
: 150
Toplam mesaj
: 15
Ort. okunma sayısı
: 1564
Kayıt tarihi
: 20.06.06
 
 

70'li yılların sonlarına doğru (1977 veya 1978... Belki de 1979...) tüm zamanların efsane dergisi GI..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster