Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

25 Ekim '11

 
Kategori
İlişkiler
Okunma Sayısı
483
 

Nazlı prenses

Nazlı prenses
 

prenses ve prensin kör bir ressam tarafından yapılmış resimleri..


Birinin bizi aldattığını hissedersek masal anlatma bana, deriz ama bir de sevgililerine her gece masal anlatarak onları uyutanlar vardır. Ben bu masalı onlardan birinden duydum:

Haş haş

Haş hış hış hış…

Haşşş... hışşş…

Haşhaşın çiçeği gelinciğe benzer. Rengi kırmızı değildir, mordur. Mor gelincik…

Bu nazlı gelinciğin meyvesinin, çiçeğiyle hiç ilgisi yoktur. O güzelim çiçek dökülür, yerine minik bir baş çıkar,sonra o minik baş koca kafa olur.Haşhaş koca kafalı bir bitkidir artık.

Yaz biter; her şey sararır,kızarır…Haşhaş da kurur,yeşilden sarıya döner. Koparıp salladığınız zaman şöyle bir sesin binlerce farklı notasıyla karşılaşırsınız:

Haşş…

Hışş..

Haş hış haş hışşş

Haşş…

Bu minik kafanın içine hapsedilmiş binlerce gezegen vardır sanki…Her haş ve hış birbirinden farkı bir acıyı, hüznü, coşkuyu,: bağırış çağırışı, kavgayı anlatır.

Yani gizemli bir enstrümandır bir bakıma haşhaş…

Belki de onu gizemli yapan, ona enerji veren içindeki afyondur ya da içine gizlenmiş bir prenses…

 Çok önceleri çok yaramaz bir prenses varmış.

Çocuk desen çocuk değil, genç desen genç değil; yaşı başı belli olmayan bir afacan..

Ne oturmaktan anlar ne kalkmaktan; sürekli bir hareket hâlinde. Evin altını üstüne getirir.

Uzak bir ülkeden gelen elçilerden biri hükümdara haşhaş getirmiş

Haş hış haş hış

Haş hış haş hış…

Hükümdar da çok sevmiş bu sesi, oynamaya başlamış, kızı görür de durur mu o da oynamış. Baba kız günlerce oynamışlar haşhaşla. Prenses  bu sesin ritmine âşık olmuş, haşhaşın içini merak etmiş. “Ne olur sanki ben de orada olsam onlarla beraber dans etsem ben de o sesleri çıkarsam…”demiş.Tanrı da bu duasını  kabul etmiş alıvermiş haşhaşın içine. Kral ve Kraliçe günlerce ağlamışlar ama nafile kzı yok.

Prenses haşhaşın içinde çok mutlu olmuş; haşhaşın sesine şarkılarıyla eşlik etmiş. İnsanlar eğlenmişler bu sesle ama kimse bu sesin bir kızdan geldiğini bilememiş.

Okay Temiz isimli bir müzisyen, haşhaşın ritmik bir saz olduğunu keşfetmiş ve bunu kullanmış, dünya turlarına çıkmış. Herkes haşhaşın sesine mest olmuş.

Bir gün orkestranın solistinin sesine aşık olmuş bizim prenses, dışarı çıkıp ona kavuşmak istemiş fakat kimse onun sesini duymamış, onun feryadını haşhaşın yanık sesi olarak algılamışlar. Prenses çılgına dönmüş. Prensesin feryadını Sadece şarkıcı duymuş lakin onu oradan nasıl çıkaracağını bilmiyormuş.

Hemen bir masal söylemiş. Gökten üç haşhaş düştü, demiş. Haşhaşlardan biri dinleyene, biri yeryüzüne  biri de söyleyene deyince, haşhaş şarkıcının kafasına öyle bir düşmüş ki haşhaş açılmış prenses dışarı çıkmış ve sevgililer kavuşmuş.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Bu masal da burda bitmiş :)

Nilay Yıldırım 
 27.10.2011 22:34
 

:)) Ne güzel bir masal, ne güzel bir sonmuş. Masalların yalalnına bile ihtiyacımız olur gün gelir. Amaç bir damla gülücük, bir perçem mutluluksa... Yalan olsun ne çıkar? :)) Masal anlatanların çok olsun1 :))

Ayrıntıda gezinmek 
 25.10.2011 23:26
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 114
Toplam yorum
: 490
Toplam mesaj
: 105
Ort. okunma sayısı
: 1567
Kayıt tarihi
: 01.08.07
 
 

1964'te Ankara'da doğdum. Meslek lisesinin elektrik bölümünü bitirip fabrikada ve şantiyede çalıştım..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster