Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

19 Mart '14

 
Kategori
Anılar
Okunma Sayısı
364
 

Nazlıcık ve Ben

Nazlıcık ve Ben
 

Alıntı.


İki yıl önce İstanbul'a kardeşimin yanına izine gittiğimde, Nazlı isimli tatlı, tombalak, gri renkli, zümrüt gözlü kedisi ile onca cilveleşmeme rağmen bana bir türlü pas vermiyordu. Kardeşim ise merak etme sen Danimarka'ya dönmeden alışır dediğinde, sabrımı Nazlı'nın üzerinde yoğunlaşarak ha bire deniyordum. Adeta ismine münhasır kendini benden kaçırıyordu. Arada nazlanıp oynaşsak da, bundan yetinmiyor fazlasını istiyordum :) Kıyıda köşede sıkıştırıp seviyordum, bazen kardeşim kucağına alıp; hadi abla sev istediğince diyorsa da Nazlı hanım mırıl mırıl sahibine beni şikayet ediyordu. Her sabah kahvaltısında, ona ne izzeti ikramda bulunuyordum  Bir bilseniz, jambonları küçük parçacıklar halinde  sırf bana alışın diye ona rüşvet veriyordum. İznim nihayet bitmiş, son güne gelmiştik, ben ve Nazlı kız daha yakındık birbirimize ama! Son gün diye iyice bir mıncıklamaya karar vermiştim tonton kızı, umduğuma nail olmuştum ki! Sol gözüme attığı tırmık, gözümün milim kıyısına denk gelmiş ve tırmık izinden kanamıştı. Akabinde kedicik kardeşimin yanına giderek beni ona şikayet ediyordu. Kardeşim gülerek; - Kız ne yaptın bu cadıya da seni bana şikayet ediyor dediğinde, ben gözüme pansuman yapıyordum. - Ah abla gider ayak inşallah mikrop kapmazsın diyerek kardeşim beni teskin ediyordu ki, ben bunu hak etmiştim dedim ve beraberce gülüşmüştük. Geçen yıl gittiğinde aramız oldukça iyi olmuştu nazlı-cık ile. Önümde ardımda mırnav diyerek bana meramını anlatıyor, ve ne demek istediğini ise anlıyordum. Bu yıl ki beraberliğimiz mırnav kızla daha da iyi olacak bundan eminim :)

Çocukluğumdan beri beslediğim kediler hareketli oyuncu olunca Nazlı'dan bunu bekliyor olmamın yanlış olduğunu da nihayet anlamıştım. Hayvanların karakterleri o kadar değişik ki, ancak bunu besleyenler bilir. Dikkatimi uzun yıllardır bir şeye odakladım ki, doğruluk payını gözlemlerimden biliyorum, kim hangi evcil hayvan besliyor ise, bir benzerliği var. Danimarka'da; hemen hemen her evde kedi, köpek, muhabbet kuşları mutlaka var, tabi sahipleriyle benzerlikleri de. Şu anda evimizde, iki muhabbet kuşumuz var, çocuklarım bazen mavişi bana benzetirler bazen de ballı sarıyı. Aslında kuşları ben de onlara benzetirim. Velhasıl durum tatlı karışık dondurma misali. Onlar mı bize benziyor, yoksa bizler mi onlara, ama hoşluğu da bu olsa gerek sanırım.

Bundan iki ay önce, camdan dışarı bakıp; Yine kar yağmasa bu ayaz havada, arabayı kim çalıştıracak diye hayıflanırken! Arabamın bulunduğu parkta, sarı renkte sarman irice bir kedi gördüm, nasıl dururum ki, hemen hazırlanıp aşağı inmek için, ve telaşe memuru gibi gidip gelip; - Acaba sarman orada mı diye kontrol ediyordum. Burada kedilerin önünde takla atsanız bakmazlar ( onlara misi misi dediklerinden mi acep ) Kim bilir, olur mu olur :) Şakası bile hoş öyle değil mi? Beklemediğim bir sıcaklıkla karşılaştım. Aramızdaki diyaloğa değil camdan bakan kızım, diğer camlardan bakan çocuklar anne babalar dahi vardı. Ne üşümüşlüğüm ne de üşengeçliğim kalmıştı ama çarşıya gideceğim dedikçe, ayaklarıma sürünmesi, ellerime yumuşak pati atmaları beni bitirmişti. Gitmemi istemediği, sevilip okşanma isteği ne kadar da çoktu.

Ayağa kalkıp artık gitmem gerektiğini söyledim, ama arabamın altına girdi. O an da telefon geldi, pencereden bakan kızım bana - Anne kedi arabanın altına girdi dediğinde, biliyorum sadece çalıştıracağım, inip kedinin nerede olduğunu kontrol ederim canım, yine de telefonun için teşekkür ederim demiştim. Arabadan inip kediyi çağırdığımda geldi, neden gitmiyorsun, ama benim işim var dediğinde sırtı sıvazlanan kediler gibi, mırıl mırıl sesler çıkarıyordu, ayrılmamız ise tam 20 dakikayı bulmuştu. Camdan ne zaman baksam, onu göreceğim gibi bakıyorum, dün kızım işten gelirken; Anneee senin sarman arabamızın altındaydı dediğinde! Allah Allah park yerinde en az 15 araba var, ama bizim arabanın altında olması beni bayağı düşündürdü. Kedi demek ki almış olduğu kokumdan arabamızı bildi, yoksa ben mi yanlış düşünüyorum, ne dersiniz?  Büyük bir keyifle kaleme aldığım anılarımdan, iki tatlı kediciklerdi. Saygılarımla.. 

  

Birgül YILMAZ bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Kediler sevdiriyorlar kendilerini çok şirin yaratıklar.Ama ben köpekleri daha çok seviyorum.Şuan bahçemizde 1 kurt 2 çoban köpeği var.Uzaktan ayak sesimizden tanıyorlar gelişimizi.Hassas hayvanlar.Güzel bir anıydı.Sevgiyle ve mutlu kalın.

çalıkuşu 
 20.03.2014 23:14
Cevap :
Hayvanları sevmemek mümkün mü? Tüm hayvanları seviyorum ama dediğiniz gibi, kimimiz kedi, kimimiz köpek delisiyiz :) Müstakil bir evimiz olsaydı kesin bir çoban köpeği alırdık. Türkiyeye kesin dönüş yaparsam da kesin havhavımız olur. Bundan 6 yıl önce kızım hamter alıp eve getirdiğinde kıyameti kopartmıştım. Ama aradan bir bir hafta geçmeden, alışıp çok sevmiştim, onu elime alıp konuşmalarıma öylesi alışmıştı ki; inanın benim gelişimden ve sesimden tanır, beni eline al diye kafesi tırmıklardı. Elimi kafesin içerisine uzattığımda ise sırt üstü yatar ve beni sev demez miydi :) Aslında hamsterlerin ömrü kısa olurmuş ama tam 4 yıl yaşamıştı, öldüğündeyse onu ne çok aradım bir bilseniz canım. Allah cc nasılda güzel yaratmış tüm hayvanları. Şükürler olsun yarattıklarına, sevgilerimle canım..  21.03.2014 15:02
 

Kedi sevgisi başkadır, insan sevince tam sever, onlar da bunu anlarlar, alışınca da karşılığı verirler. Benim de 9 mayıs 2009 tarihli http://blog.milliyet.com.tr/oksuz-yavrunun-annesi/Blog/?BlogNo=178326 bir bloğum var. Kedimiz Adı Vahap. İlgi duyup okumak isterseniz diye...Selam ve sevgilerle...

Yurdagül Alkan 
 20.03.2014 16:34
Cevap :
Merhaba Yurdagül hanımcım, kedi sevgisini bize merhum babam aşılamıştı, hiç unutmam Ayvansarayda otururken, ben o zamanlar ilkokula gidiyordum, babamın akrabalarının bembeyaz kedisi, her seferinde en azından 5 kedi doğururdu. Hemen bana haber verilir Gülsen tatlı yumaklar dünyaya geldi, sevmeye gel gibi. Ben nasıl gitmem :) ayy bu kedi sevdam, eve gelirken hem annemden çekinirdim, hemde eve kedi getirirdim ama destekcim babamdı, annem biraz sesini yükseltse, babam bana göz kırparak; biz seni kedi sevmeye gönderiyoruz, alıp da neden getirirsin bu minik yumağı, kim bakacak diyordu ama o zaman babamın ipliğini pazara çıkarmış, anneme; Vallahi beni babam gönderdi, babam demiştim, Velhasıl merhume kedi yüzünden benden çok çekmişti. Vahap'ı ise okuyup yazarım mutlaka, hayvan sevgisi olmazsa olmazlardan, iyi ki varlar ve iyi ki çok seviyoruz Yurdagül hanımcım. Benden de size sevgiler selamlar, iyi akşamlar..   20.03.2014 18:56
 

Çok güzel minik kedi hikayesi. Bayılıyorum bu tip hikayelere. Ama yine de geçmiş olsun.

Erdal Ceyhan 
 20.03.2014 13:21
Cevap :
Bu minik hikayeyi yazmama sizin ' Mırnav ' isimli hikayeniz sebep oldu Erdal bey :) Sizin gibi bende böyle hikayeleri severek okuyorum. Geçmiş olsun dilekleriniz içinse teşekkür ederim, var olunuz selam ve saygılarımla hocam..  20.03.2014 18:29
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 419
Toplam yorum
: 799
Toplam mesaj
: 33
Ort. okunma sayısı
: 372
Kayıt tarihi
: 24.02.13
 
 

37 Yıldır  yurtdışında yaşıyorum , 1000 den fazla şiirim var,  çeşitli edebiyat sitelerinde, derg..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster