Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

29 Mayıs '13

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
505
 

Nazmiye Demirel Hanımefendiye

Nazmiye Demirel Hanımefendiye
 

Demirel"lerin bir yurt içi gezisi


“Unutmak en iyisiydi sanırım... Sildi hafızasını, hatırlamadı. Düşündükçe... Yüreğine diken batıyor insanın. Gül reçeli’ydi o Ankara’nın.”

Ne güzel yazmış Nazmiyanımı Yılmaz Özdil, Allah rahmet eylesin. Düşündükçe benim de yüreğime diken batıyor.

Siyasetin Hem İçinden Hem Dışından” adlı kitabımda Hanımefendiyi şöyle anlatmıştım:

“Salonda gezinirken bir gazete kupürü ilişir gözünüze; çerçevelenmiş ve hediye edilmiş, altında bir de şiir vardır. Nazmiye Demirel, ağlamaktadır. Eşinin, hanımefendiyi anlattığı satırlar gelir aklınıza, "Yaşamımı dolduran eşimdir. Eşim bana güç ve kuvvet verir. Sevinçlerimizi ve üzüntülerimizi yürekli insanlar olarak paylaştık. Evliliğimin her dakikası güzeldir. Her güne şevkle başlarız, sevinçle bitiririz."

Seçimden, demokrasiden, hukuktan, elektrikten, sudan, sanayiden, kalkınmadan başka bir söz duymadığınız ev sahibinin bu duygusallığı ve romantizmi şaşırtır sizi. "Her güne şevkle başlatabilmek, sevinçle bitirebilmek," bir eş için ne güzel bir iltifat, bir evlilik için ne güzel bir tanımlamadır.

Üstelik bu evlilik tekdüze ve sakin geçmiş bir evlilik de değildir. 12 Aralık 1948 tarihinde başlayan birliktelik, ne sıkıntılar, ne bilinmezliklerden, ne fırtınalı günler geçmiş, her defasında sığınılan sakin liman, aynı çatının altı olmuştur.

Evin hanımefendisi, 7 kez başbakan olarak yolcu ettiği eşini 6 kez başbakanlığı bırakmış olarak karşılamıştır. 11 parti kongresi heyecanını eşiyle paylaşmıştır. 6 milletvekilliği, 5 yerel seçim ve birçok ara seçim sonucunu parti genel başkanı eşi olarak beklemiştir. Siyasi yasakların kalkması için yapılan referandum gecesi gibi birçok gece yaşamıştır. Bir ihtilal, bir muhtıra görmüş, 12 Eylül 1980'de yapılan müdahaleyi eşiyle birlikte karşılamıştır. Ev sahibi o anı şöyle anlatır: "Ben alt kattan üst kata çıktım. Eşime olanı söyledim, 'Böyle böyle bir durum var, sen burada kal, bu çeşit hareketlerde sonra ne olacağı belli olmuyor.' 'Kesinlikle kalmam!' dedi. Kalmazsan, hadi bakalım toparlan gidelim.”

"Toparlan gidelim," gidelim de,  nereye? Orası belli, ne olacağı değil, Niçin gidelim? Orası belli, nedeni değil. Eşinin tüm çabalarına şahit olmuş biri olarak, bu haksızlık, bu korku ve bu meçhul içinde nasıl hazırlanmıştır, ne düşünmüştür? Bilinmez.

Hanımefendi, 16 Mayıs 1993 sabahında başbakan olarak yolcu ettiği eşini öğleden sonra cumhurbaşkanı olarak karşılamıştır. 7 yıl Çankaya Köşkü'nde ikamet edeceklerdir. Eşinin yanında olması gereken her yerde ve her görevde yanında bulunmuştur. Köşkte onun için bir görev yeridir. Eşi bu yeni dönemi bir televizyon mülakatında şöyle anlatır:

"Burada biz hizmet icabı bulunuyoruz. Eşim hizmet icabı bulunmanın anlayışı içerisindedir, ama Güniz Sokak'taki evini her zaman özler. Aslî yerimiz orasıdır. Biz burada muvakkaten varız, bir hizmetin icabı olarak varız. Biz biliriz ki, mahkeme kadıya mülk değildir.

7 senelik bir hizmet için Türkiye Büyük Millet Meclisi bizi buraya gönderdi. Eşim bana, bugüne kadar olduğu gibi gene büyük bir destektir. Şatafatı, dağdağalı hayatı sevmeyiz, bunlardan uzak sakin bir hayat yaşamaya devam edeceğiz. Ama gayet tabii buranın temsili icabı yapılacak işler var, onları da, buraya layık, millete layık olacak şekilde de yapacağız."

Böylesine hızlı, böylesine yoğun, bazen sevinçli, bazen korku dolu yıllar boyunca eşinin yanında olmuş gerçek bir hanımefendidir o. Eşinin işlerine evin üst katında karışmış, fikir beyan etmiş, alt kata inince benimsemese dahi eşinin yanında olmuştur. Eşini olduğu gibi kabul etmiş yönlendirmeye ve değiştirmeye kalkmamıştır. Eşi için anlam taşıyan hiçbir eşyaya ve nesneye dekoratif kaygılarla bile olsa müdahale etmemiş, evin bazen bir köy kahvesine dönüşmesine dahi ses çıkarmamıştır.

Gerçek bir hanımefendi, örnek bir eş, herkesin sevgi ve saygısını, -korkudan değil, hak ederek- kazanmış muhterem bir insandır o.”

Evet hanımefendi ben bu kitabı Güniz Sokak’tan yazdım, hastalığınız o zaman da vardı. Ama mevcudiyetiniz kadir bilmezliğe engeldi. Sonra…

HAKKINI HELAL ET HANIMEFENDİ. İMAM SORDUĞU İÇİN DEĞİL, ADET OLDUĞU İÇİN DEĞİL, GERÇEKTEN SENİ İYİ BİLİRDİK. BİZDEN YANA HAKKIMIZ HELAL OLSUN.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

Bu blog Editör'den Öneriler alanında yayınlanmıştır

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 10
Toplam yorum
: 31
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 1118
Kayıt tarihi
: 22.07.06
 
 

Ülkemde, çevremde olup biten her şeyi, bildiklerimi, gördüklerimi, okuduklarımı ve duyduklarımı, hem..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster