Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

15 Aralık '11

 
Kategori
Blog yazarları tartışıyor!
Okunma Sayısı
530
 

Ne askerlik yapmayacak bedellinin bedeline, ne de vicdani retçinin vicdanına ihtiyacımız var

Ne askerlik yapmayacak bedellinin bedeline,  ne de vicdani retçinin vicdanına ihtiyacımız var
 

Hiçbirimiz ülkemizin bu durumlara geleceğini düşünmezdik değil mi? Bedelli askerlik yasasının hiç askerlik yapmadan para karşılığı bedeli ödenen bir uygulama haline geleceğini, Vicdani ret diye askerlik yapmaya karşı çıkılmasını, Bölücü örgüte destek verenlerin askerimizi ve tarihimizi hedef alan konuşmaları karşısında suskunluğumuzu ve saymakla bitmeyen hatalarımızı.

Kendi kendime “Ben nerede yaşıyorum. Bu insanlar neden ve nasıl böyle konuşabiliyorlar. Biz bu kararları nasıl alıyoruz. Arap baharının cehenneme döndüğü bir dönemde gerçekleri niçin görmüyoruz” diye sorguluyorum.

Bu tartışmalar yapıldığında bir an kendimi bir İsviçreli olarak İsviçre Alplerinde bir dağ kasabasında Heidi’nin dedesinin dağ evinin yanında yaşayan bir köylü olarak düşündüm.

Bir an Berlin sokaklarında dolaşan bir Alman olarak güvenlik ve geçim derdi olmayan, kazancını yemekle bitiremeyen, kendine zevk arayan bir emekli gibi hissettim.

Bir ara Paris’in ressamlar sokağında resim yapan, entel bir yaşam içinde sadece sanat için sanat yapan, her bir fırça darbesi ile hayallerini tualine taşıyan, bu işten de iyi para kazanan, gün bitiminde Şanzelize’nin şirin kafelerinde sanat tartışarak akşam kahvesini yudumlayan bir ressam oldum.

Hatta bir ara teknesi ile Karayip adalarına doğru yol alan, zenginliğin sefasını süren çevremde güzel hatunlar bulunan zengin bir Amerikalı petrol kralı varsaydım kendimi.

Sonuçta zengindim. Param vardı. Benim için savaşacak dünyanın her yanında paralı askerlerim çoktu. Hatta savaş şirketleri emrime amade idi. Zaten çevremdeki komşu ülkelerimle sorunum yoktu. Eh vatandaşlarımız da çokta olmasa toktu. Sonuçta Vatikan hepimize sahip çıkıyordu ve arada bir topluyordu.

Para bizdeydi. Güç bizdeydi. Silah desen bizdeydi. Biz refah toplumuyduk. Bölgemizdeki refahımızı korumak, canımız isteyince de dünya haritasını değiştirme imkânlarımız vardı. Sahte savaşlar, dünya çapında olaylar ve kavgalar çıkarabiliyorduk. Hatta medya gücümüzle çok kolay istediğimiz gündemi yaratıp, dünyayı bile aldatabiliyorduk. İstediğimiz yere istediğimiz kadar demokrasi getirebiliyorduk ve de götürebiliyorduk.

Bölgemiz dışındaki geri kalmış ülkeler gıda isteyince gıda veriyorduk. Asker isteyince de asker ve danışman adı altında ajan gönderiyorduk. Onlara siz gıda üretmeyin biz üretelim, siz silah yapmayın biz yapalım, hatta askere bile gerek yok, polis size yeter diyorduk. Zaten biz ne de olsa onlara teknik yardım sağlıyor ve akıl veriyorduk. Bizde fazlası ile gıda da, asker de vardı. Savaş ve özgürlük savaşçısı ihtiyacı olursa özel şirketlerden bile hizmet satın alabiliyorduk.

İşte gelişmiş ve dünyayı yöneten ülkelerde yaşasak böyle düşünürüz. Bu ülkeler için menfaatlerin korunması bakımından bu yaklaşım doğaldır. Bu ülkelere kızmaya hakkımız yoktur. Onlar menfaatleri doğrultusunda politika üretmekte ve uygulamaktadırlar. Aslında biz dikkatli, tutarlı ve güçlü olmalıyız. Böylesi bir oyunda yer almamalıyız ya da oyuna gelmemeliyiz.

Beyler hangi topraklarda yaşıyorsunuz. Hiç şöyle bir dünya haritası içinde Türkiye’ye baktınız mı? Tarihin ilk çağlarından beri yaşananları bir bir tarttınız mı? Bunca savaş sonrası yıkılan medeniyetleri, göçen insanları, acıları, gözyaşlarını hayal ettiniz mi? Son yıllarda bölgemizde meydana gelen olayları, ölen binlerce şehidimizi ve gazimizi düşündünüz mü? Hele onların gözyaşlı ailelerini ve de çocuklarını.

Topraklarımızda ve çevre ülkelerde insanların birbirine karşı her geçen gün büyüyen kin ve nefreti hiç gördünüz mü? Arap baharının cehenneme dönen sıcaklığının devam ettiğini, yeni ocakların yakılmasının hazırlıklarının yapıldığını hala anlamadınız mı? Her ne kadar şu an görünmese de dün maşa olarak kullanılanların yerini bugün yenilerinin aldığının farkına varmadınız mı?

Biliyoruz ki, artık bedelli askerlik yasasını kabul edilmiştir. Bankalara yeni bir kredi alanı doğmuştur. İmkanı olanlar için fırsat yaratılmıştır. Gereğinde bankalardan kredi alınabilecektir. Vatan borcu kredi ile ödenebilecektir. Çıkarılan bedelli askerlik yasası bu haliyle insanımızın büyük bir kısmını rahatsız etmiştir. Vatan için bedelini canı ile feda etmeye hazır binlerce yürekli insanımız dimdik karşımızda iken. Kısa dönem askerliğin ötesine de geçilerek, fazla para ödeyenleri tümüyle askerlikten muaf tutan karar en acı karardır.

Hiç şüphesiz şehit cenazeleri bir bir cadde ve sokaklarımızdan geçerken bunun uygulamaya konulması daha da acı olacaktır. En anlaşılmazı da bir seferberlik olsa bu insanlar ne statüde olacaktır.

Her ırktan her dinden vatandaşımız uzak ülkelerden gelip, vatan görevini yerine getirirken. Engelliler bile bir gün askerlik yapmanın hazzını yaşarken, bu uygulama kime hizmet edecektir. Bir tarafta bu topraklar için şehit verilirken, para vatan borcunu karşılayacak bir karşılık değildir. Bu toprakları vatan olarak kabul eden insanlarımız için kısa dönem bedelli askerlik yapmanın ne sakıncası vardır.

Kim askerlikten bu tür kaçışın hayrını görecektir. Kimse dışarıdaki ya da içerde bilim adamı ya da iş adamı diye çeşitli gerekçelere sığınmasın. Kısa dönem askerlik ile eğitim esnasında asker arkadaşlığını, kader yoldaşlığını, asker ocağının dostluğunu ve sıcaklığını, ömür boyu anlatacağı bir askerlik hatırası yaşamak bile istemeyen bir kişinin inanın bu ülkeye de faydası olmayacaktır. Hatta bu süre parçalanabilirdi. Yine bu toprakların korunması için çevre, eğitim ya da doğayı koruma hizmetine dönüştürülebilirdi.  

Gerçekte askerlik hizmeti ülkeyi kucaklamaktır. Millet bilincinin en üst noktasıdır ve mayasıdır. Türk Milletini oluşturan insanların omuz omuza olduğu ayni havayı soluduğu, ayni karavanadan doyduğu kutsal bir ocaktır.

Hele vicdani retçileri anlamak daha da zordur. Onlar Avrupa’nın ortasında lale tarlasında yaşadıklarını zannetmektedirler. Çevre ülkelerden üstümüze hep çiçekler atıldığını düşünmektedirler. Sınırların olmadığını, dost birliklerin çevremizi güllerle donattığını hayal etmektedirler. Eğer vicdani retçi gibi düşünecek olursak zaten orduya da ihtiyaç olmayacaktır. Ne de askerlik yapmayı vicdanları kabul etmemektedir. Bu görüşe göre savaşmak iyi bir şey değildir. Tamam o zaman bu ülkeyi düşmana altın anahtar ile teslim etmemiz mi gerekiyor?

Vicdani ret için Avrupa mahkemelerinde hak ararken, hiç bazı batı ülkelerindeki adaletsizlikler ve insan hakları ihlalleri görünmüyor değil mi? Vicdanı ret ile yaşanan aslında vicdanları sızlatan tablodur. O ülkeler kendi vatandaşlarına hak gördükleri adaleti, diğer ülkelere çok görmektedirler. Çünkü onların paralı haçlı orduları vardır. Ne zorunlu askerlik nede vicdani ret sorunları yaşamaktadırlar.

Lütfen gerçekleri iyi görelim. Çevresi dostlarla dolu, barış adasında yaşadığımızı sanmayalım. Son istiklal savaşı yıllarında yaşadıklarımızı, ölen kadınlarımızı çocuklarımızı, askerlerimizi hiç unutmayalım. Bu coğrafyada dışta ve içte düşmanlarımızın asla bitmeyeceğini bilelim.

Bugün burnumuzun dibindeki İsrail’in, Osmanlının en zor günlerinde bile İngilizlere satılmayan toprakları, bazı Araplardan nasıl satın aldıklarını, bu toprakları nasıl vatan yaptıklarını, güçlü bir ordu oluşturmak için her İsrailli bireyin ülkesi için ne mücadeleler verdiğini görelim. Bırakın erkekleri kadınların bile dünyanın çeşitli ülkelerinden gelerek, lüks hayatlarını geride bırakıp vatan saydıkları toprakları savunmak için nasıl hizmet ettiklerini ve çalıştıklarını bilelim. O toprakları satanların bugün ne hale düştüklerini de gözardı etmeyelim. Kaldı ki askerliğin geleneksel bir yaşam tarzına dönüştüğü İsrail’in dünyaya yayılmış bizden fazla başarılı bilim adamı ve ticaret adamı vardır.

Ülkemiz bunca dış ve iç tehdidin altında iken, moral değerleri bakımından bedellinin bedelini toplum olarak ödeyeceğimizi ve bu coğrafyada vicdani rettin adının bile anılmasının mümkün olmadığını bilelim. 

Unutmayalım ki, bu topraklarda sahip olduğumuz askeri güç ile ayaktayız. Bu topraklarda gözü olan düşmanların da en çok yıpratmak istediği ordunun gücüdür. Ne kadar yıpratılmak istese de ordumuz gözbebeğimizdir.

Dün olduğu gibi her birey vatan için verilecek göreve hazırdır. Çünkü biliyoruz ki vatan, uğruna kan dökülen topraklardır. Bu toprakları savunmak için can vermediğimizde, bilmeliyiz ki vatanımıza göz diken düşmanlar pusudadır.

Bu nedenle;

Vatan sevgisinin değeri hiçbir para birimi ile ölçülemez.

Vicdani ret asla kabul edilemez

Bedeli candır bu topraklarda dalgalanan al bayrağın.

Tarih boyunca en iyi askerler yetiştiren bu millet.

Sanmayın ki kopar köklerinden ilelebet.

Biran zincire vurulsa da zihinlerimiz ve geleceğimiz.

Unutmayın her zaman hazırdır.

Vatan için ölmeye bedenlerimiz.

Eğer bağımsız ise vatanımız.

Gönderde dalgalanıyorsa şanlı hilal

İste o an huzur bulacaktır.

Şehidimin bu topraklar için verdiği can

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Bunlar daha çok iyi günlerimiz olduğunu sakın aklınızdan çıkarmayın,, Gün gelecek bu günleri mum ışığında arayacağız. Bu vatanı bu bayrak bu toprakları bizlere emanet edenlerle yüzleştiğimizde yüzümüze tükürecekler.

yasar sudar 
 16.12.2011 10:57
 

Her ülkenin seçkinleri vardır ve onlar bedelli askerlik olsa da olmasa da doğru dürüst askerlik yapmazlar. Seçkinin oğlu askerlikte de seçkinin oğludur,çünkü doğuştan torpillidir. Bu nedenle de ben bedelli askerliğe olumlu bakıyorum. Askerlik yapsa bile dandik bir askerlik yapacak olanlar bu şekilde hiç değilse 30.000 veriyor da hiç değilse biraz olsun hayrı dokunuyor diye düşünüyorum. Yan gelip yatacağına hiç değilse para ödeyip keyfini sürsün. Sevgi ve selamlarımla

Matilla 
 16.12.2011 8:17
 

Merhaba Ünal Bey... Gözlerimiz kör, kulaklarımız sağır, kolumuz çolak, ayağımız topal ve dilimiz lal olmuş!!! Uyuşmuşuz, kalkmaya mecalimiz yok.Bir kara delik var bizi içine çeken. Sonu aydınlık olur mu? İşte onu bilemiyorum...Selamlar, mutlu kalın...

Ayşegül HAYVAR 
 15.12.2011 23:55
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 416
Toplam yorum
: 86
Toplam mesaj
: 4
Ort. okunma sayısı
: 774
Kayıt tarihi
: 19.02.10
 
 

Tarım, Gıda, Ormancılık, Çevre, Örgütlenme ve Proje konularında çalışmalarda bulunmaktayım. Öncel..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster