Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

18 Eylül '07

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
522
 

Ne bu şimdi? Boyalı kuşum ben!

Ne bu şimdi? Boyalı kuşum ben!
 

Bugünlerde kendimi boyalı bir kuş gibi hissediyorum. Ama Bulutsuzluk Özlemi’nin boyalı kuşu gibi değil. Jerzy Kosinski’nin boyalı kuşu gibi. Boyalı olduğu ve dolayısıyla farklı olduğu için diğer kuşların hışmına uğrayan, gagalanan, bu yüzden uçamayan, yaralı halde ulu orta terk edilen kanadı kırık bir kuş gibi. Böyle olmama seçeneğim varken, yine de öyleyim. Yazar kendi romanının karakterlerine ne isterse onu yaptırır. Sonuçta ben de kendi romanımın karakteriyim.

Yaya olarak kırmızı ışıkta beklerken sağıma soluma mutlaka bakarım. Merak işte. Bir kaç saniye içerisinde, kırmızı ışık yanıyor olduğu halde, onu bekleyenlerin sayıları azalmaya başlar; 10 kişi, 9, 8 7 derken 5 sn sonra bir tek ben kalmışımdır ulu orta, yapa yalnız. Nasıl yaparlar da beni terk ederler. Dedim ya, ben bir boyalı kuşum.

Sevdiğim bir grubun sevdiğim hareketli parçasını dinlediğimde duyduğum heyecanı yaşadığım başka anlar yok mudur? Evet vardır. Sevdiğim başka bir grubun hareketli bir parçasını dinlediğim anlar bunlardan biridir.

Tavlada 6-6 her zaman kapı almaz. Arada farklı zarlar da istemek gerekir.

Satrançta rok herhangi bir anda yapılmaz. Uygun anı bilmek gerekir.

Ben de herkes gibi öğle yemeği yerim. Hem de lokantada. Gittiğim yer bellidir. Genelde 12.00 - 13.00 arasında boş bir masaya oturum. Dolu olacak değil ya. İnsanlar çoğalıp yemeklerini yemeğe başlarlar. Eee ne var bunda diyorsunuz. Ben de öyle diyorum. Ama sonra yemek üstü keyif anları başlar. Sigara - çay veya sigara -kahve o anın aksesuarlarıdır. Ben bir masada yemeğimi yemeğe çalışırken, duman suyuma, yemeğime, nefesime katılmış bir zehir gibi burnuma, genzime ulaşır. Herkes ortamın keyfini çıkarırken , ben çabucak yemeğimi bitirir ve lokantadan ayrılırım. Arada kalkıp onların masalarına oturup (affederiniz) güzelce bir gaz çıkarsam diye düşünmüyor değilim. Sonuçta gazım sigara dumanından daha az zehirlidir. Hatta zararsızdır. Ben bir kahramanım bunu biliyorum, yapmıyorum çünkü kostümüm yok. Her seferinde vazgeçiyorum. Bir boyalı kuşum ben.

Umudumu yitirdiğim anlarda kızıma bakıyorum.

Evde telaş var bugünlerde. Okullar açıldı, kızım okula gidecek. Ama telaş sadece bu değil. Kızım milliyet blog için bir yazı yazdı. Dört gözle bekliyoruz. Sayın editörler hamili yakınımdır.

Yerler kaygansa kurumasını bekleyiniz.

Bloglara bakıyorum; “vay be insanlar be güzel yazılar yazıyor” diyorum. “En sevdiğim duygu kıskançlıktır” diyebilirim ama ben gerçekten kıskanç biri değilim. Ben bir boyalı kuşum.

Ben boyalı kuşu okuyorum sanırım ondan çok etkilendim.

Bugünlerde msn’yi açmıyorum.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Su türkce klavyeyi bir elime gecirirsem, bir daha birakmiyacagim onu. Baksaniza Merhaba boyali kush yaziyorum, kus cikiyor meydana. Ne kötü yaw. Neyse önce ki blog`unuza da yazdigim gibi sizi blog`larda kesfettigim icin hayli mutluyum, yazilariniz bayagi keyif veriyor. Yazinin icerisine kattiginiz ufak espirileri begendim. Yukarida kus kelimesini iglizce yazip (kush) kus demeye calistim yine olmadi. Türkce klavye lazim yaa!!! :))) Sevgiler saygilar Berlin`den

OKAN TINMAZ 
 24.10.2007 16:05
Cevap :
Sizin de esprili yorumunuz oldukça keyif verdi bana. Ben de sizin yazılarınızdan haberdar oldum bu sayede. Sevgiler saygılar Berlin'e...  24.10.2007 16:27
 

herkes kendince bir boyalı kuş galiba yalnız hepimizin renkleri farklı,en parlak en aykırı renkli olanlar en çok kayıp düşenler oluyor,elinize sağlık

tubeor 
 21.09.2007 8:16
Cevap :
Kendimizce boyalı kuş olmamız ayrıcalıklarımızı ortaya koyuyor. Her birimiz kendimize göre özeliz. Çünkü bireyiz. Katkınız için çok teşekkürler. Saygı ve sevgilerimle  21.09.2007 17:45
 

oo... Kendimin bir boyalı kuş olduğunu  şimdi farkettim. Benimde ne çok konuda aykırıklarım var bakma hayatı ti ye almama... benim gibi bakmayanlrı görünce öyle bir boyanıyorum ki..boya kutusuna batmışda çıkmış gibi..çok zaman eleştiriyorum kendimi ama... tahammülsüzüm çok şeylere...

Nefis ötesi bir yazı olmuş.. merakla bekliyorum gelecekyazını..kızına başarılar dilerim, bloguna mutlak gideceğiz... sevgilerimi ilet ailene..uzaklardaki sanal blogdaşımız..

Halide 
 18.09.2007 23:38
Cevap :
Halide Hanım, yazılarınızı okuyunca boyalı bir kuş olduğunuzu hissediyorum zaten. Kızımın yazılarını da hep birlikte göreceğiz bakalım kendi dünyasını nasıl anlatacak, ben de merak ediyorum. Saygılarımı sunarım.  19.09.2007 15:54
 

Keyifle okudum... Hayatın bazı zamnlarında boyalı kuş oluyoruz... Belki de yerin kayganlığını seviyoruz... Sevgiler...

Hoşsada 
 18.09.2007 22:09
Cevap :
Seda Hanım, bazen kafamı ve gözümü patlatma pahasına kaygan zeminlerde yürümek hoşuma gider. Belki de bu bir boyalı kuş olma özelliğidir. Kaygan zeminden hoşlanmayanlar veya şikayet edenler varsa onlar zeminin kurumasını beklesinler. Belki de onlar da kendini öyle boyalı kuş hissediyorlardır. Kim bilir?  19.09.2007 11:45
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 136
Toplam yorum
: 414
Toplam mesaj
: 97
Ort. okunma sayısı
: 1463
Kayıt tarihi
: 16.02.07
 
 

Yaşam ışığını 1968 yılında Bafra’da gördü. İnşaat Mühendisi ve aynı sektörde yazılım geliştiren bir ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster