Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

12 Ağustos '07

 
Kategori
Psikoloji
Okunma Sayısı
391
 

Ne de güzel bakar...

Ne de güzel bakar...
 

Ne de güzel bakar...

Kim?

İnek efendim, inek!

Hani çokça Sarıkız ismi ile anılan, sütüyle besleyen, Anadolu da soğuk kış günlerinde sobaların içinde yandıkça ısıtan, tezeğin imalatçısı Sarıkız’dan bahsediyorum...

..?


12 temmuz 07 tarihli Hürriyet gazetesinin, yedinci sayfasında, dış haberler servisinden, gazeteye aktarılan haberin, içeriğinin baş oyuncusundan bahsediyorum...

Nasıl yani?

Şöyle ki;

Bizim Sarıkız yediği ot, küspe ve sairle mücadele ederken oluşan gazı, birazda keyifle atmosfere salarken, farkında olmadan küresel ısınmanın aslında son yüz yıldaki en önemli sebebi oluverdi...

Hadi canım? Bak sen şu Sarıkıza...

Vallahi doğru!

Ben demiyorum, İngiliz bilim adamları diyor!

Gallerin Aberystwyth kentinde, portatif bir çadır, Galler Üniversitesinden bilim adamları, inek ve koyunlar, yenilen mamalar, salınan metan ve nitrojen ölçülmüş, 1 mandıra ineği günde 500 litre kapasite de geğirmiş, üstelikte bunu her gün yapıyor ve keyif alıyormuş...

Üstelik bu keyifli geğirme sonucu oluşan metan gazı, atmosferdeki küresel ısınmayı tetikleyen karbondioksitten 23 kat daha fazla etkili imiş?

Sarıkıza bak, amma da geğirirmiş de haberimiz yokmuş..?

Yaaaa..!

Hal böyle iken, aklıma sigara- insan ilişkisi geldi ve Sarıkızın ota bağımlılığı ile insanın ota bağımlılığı arasında bir paralellik olabilir mi acaba, dedim?

Nasıl yani..?

Ne alaka..?

Canım, kızmayın hemen!

O bağımlılardan biride, benimmm...!

Mesela; sürekli olmasa da, sigara içerken geğiren çokça insana şahit oldum. Yemek masasında yemeğe başlarken, arada, sonunda yak bir sigara, gaaarrrk...

Ne var ki bunda cancağazım, gayet insani, bir istem dışı hareket, üstelik keyif katsayısı da yüksek mi yüksek.

Sarıkızın otu yerkenki ifadesi ile insanın otu içerkenki yüz ifadesinde, bir takım fiziksel farklılıkları dikkate almazsanız, yani mimiksel anlamda, fark adına kaç detay sayabilirsiniz ki..?

......?

Düşünmeye devam edin, bulduğunuzda anlatırsınız, tamam!

Şimdi, Sarıkız önüne konanı yiyor, cins, marka, fiyat, kalite, ithal-yerli ve sair ilgilenmiyor, doğrudur.

Sonuç!

Otu yiyor, geğiriyor, keyif alıyor!

Süt veriyor, besliyor, tezek veriyor, ısıtıyor, birazda metan gazı salıyor.

Cancağazım, o da mı olmasın?

Yani!

Peki, insan?

Keyif alması söz konusu olduğunda, araştırıyor, inceliyor, irdeliyor, deniyor, reklamlara ve sair her şeye bakıp kararını verip satın alıyor.

Herhalde dimi ama, akıl diye bir şey var yani?

Sonuç!

Otu içiyor, geğiriyor, keyif alıyor!

Duman çekiyor-veriyor, zehirleniyor-zehirliyor, çalışıyor, üretiyor, alıyor-satıyor, tüketiyor, uyuşuyor ama tabiatla- doğayla uzlaşamıyor?

Ayrıca, içtiği otla alakalı-alakasız, farklı bir noktadan, farklı bir gazı da atmosfere farklı miktarlarda değişen kapasitelerde salıyor...

Orayı karıştırmasak?

Nereyi?

....?

Neyse, her ikisi de bunu yaparken büyük keyif alıyor!

İnanmazsanız kendinize aynada, başkasına karşısında, Sarıkızı’da ahırında gözlemleyebilirsiniz...

Bazı farklılıklar yok mu?

Var!

Marihuana- esrar gibi ağar uyuşturucu ot içenler var mesela...

Dertten, bunalımdan, yalandan, zaaflarının tavan yapmasından, şundan-bundan içiyor, içtikçe surat ifadesi ne diyor..?

Püro-cigar/alkol-şarap ve sair katkılı tütün cinsi ot içenler var mesela...

Dertten, bunalımdan, yalandan, sınıfsal farklılığını anlatma ihtiyacından, alt eksiklik duygusunu giderememekten, şundan-bundan içiyor, içtikçe surat ifadesi ne diyor..?

Normal sigara- uzun/kısa- mentolü- kahveli- çikolatalı, cicili-bicili ambalajlı, tütün cinsi ot içenler var mesela...

Ayıp oluyor ama...

Biri de ben..!

Riyakarlıktan, anlaşılamamaktan, değerlerin bir bir kaybından, emeğinin karşılığını alamamaktan, zamanın hızına ayak uyduramamaktan, dertten, bunalımdan, yalandan, şundan-bundan içiyor, içtikçe surat ifadesi ne diyor..?

En tarafsız yorum Sarıkız’dan gelirdi, onun da dili yok!

Ama, siz onun gözlerine bakın, bakın bakın!

O ne demek istediğini anlatır, gözleriyle...

Nerede mi?

Ne zaman mı?

Otların önünde, her zaman olduğum yerde olacağım dedi. 23 temmuz sabahı müsait olacakmış efendim, öyle dediler kendileri.

Hatta Financial Times, USA Today’den gelip ön röportaj yapılmış onla, buradaki ve dünyadaki benzeşleri hakkında görüşlerini de aktarmış...

Hani konuşmuyor, konuşamıyordu?

Biliyoruz herhalde, konuşmuyor!

Dedik ya, gözlerine bakın diye!


Öhhö öhhööö! Bu ne ya?

50 yıldır içtiğimiz ot...

....?


Küreselleştik, küresel benzerlerimizle eşleştik, 22 temmuz’a kadar hatta sonrasında atmosfere gaz salarken keyif almaya , gaaaark!

Pardon...

........?


Yaradana gurban

ota hayran

hem içer hem geğirir

bi de bi bakar, bi bakar


Ne de güzel bakar...

Bu şekilde bitirmeyi düşünüyordum ki-buraya kadar olan kısmı 13/07/07 de yazılmıştı- yazımı, o da ne tam bir ay sonra bir inek haberi daha çıkmasın mı karşıma..?!

12/08/07 tarihli Hürriyet Gazetesi, 13’üncü sayfa-sayfa sayısında ilerleme var, konuda da tabi ki- haber konusu Sarıkızlarımızın ekonomi sayfasını işgal edecek kadar önemli haberini “inekler sıcaktan strese girdi, süte kuraklık zammı geldi” okudum...

Yazıyı buraya kadar okuyan arkadaşlar şöyle düşünebilirler; Kardeşim, inek ve koyunlar, yediklerinden sebep, salınan metan ve nitrojen ölçülmüş, 1 mandıra ineği günde 500 litre kapasite de geğirmiş, üstelikte bunu her gün yapıyor ve keyif alıyormuş diyorsun, aslında ekolojik dengeye zarar veren onlar, sütün zamlanmasından canı yanan biz, hayret bir şey, şu Sarıkıza bak sen yaaa...?

Hatta bunu birbirlerine de söyleyebilirler..!

Söylerken, birer sigara-püro-cigar-pipo ve sair yaktıktan sonra söylüyor da olabilirler..!

Her gün toplu taşımacılığı reddederek, bireysel yaklaşımla yarattığı kirliliği görmezden geliyor iken de söylüyor, söyleniyor olabilirler..!

Çözüm yönünde fikirleri olanlar, inekleri klimalı ahırlarda besleyelim, başlarına buzlu su dolu termos torbası yerleştirilsin böylece rahatlar süt verimi artabilir, ayakta dururken ayakları nasıl olsa çıplak kovalara soksun buz konsun serinlesin, ayaklı vantilatörlerle serinletilsin, işsiz gençlerin eline yelpaze verilsin günde 8 saat inekleri yellesinler süt verimi artar işsizlik düşer ve sair cin ötesi medeni yaklaşımlar sergileyebilirler...

Sanki bu çözümler başka yerde, başkaları için kullanılıyor gibi geldi ama mahsuru yok, maksat çözüm..!

Arkadaşlar, Sarıkız strese girmekte ne kadar haksız ve süt vermekten imtina ediyorsa, insan keyif alması söz konusu olduğunda, araştırıyor, inceliyor, irdeliyor, deniyor, reklamlara ve sair her şeye bakıp kararını verip satın alıyor-Herhalde dimi ama, akıl diye bir şey var yani?-, sonuç Otu içiyor, geğiriyor, keyif alıyor arada sırada da sarıkız gibi strese giriyorsa haklı olabilir mi..?

Arkadaşlar, her türlü öneriye açık olduğumu belirtmek isterim, söz konusu olan şey canlı neslinin devamlılığı konusunda acil ama aceleye getirilmemiş çözüm bekleyen, inekleri ilgilendirdiği kadar bizleri de ilgilendiren bir durum...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 72
Toplam yorum
: 53
Toplam mesaj
: 15
Ort. okunma sayısı
: 1671
Kayıt tarihi
: 09.08.07
 
 

"Beklentiler denizinde boğulmaktansa, gerçekler ve gerçekleşenler nehrinde yıkanarak arınmayı tercih..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster