Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
 

Erdoğan Özgenç DOST MECLİSİ

http://blog.milliyet.com.tr/erdoganozgenc

04 Eylül '13

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
91
 

Ne demek cezalandırmak (ABD Suriyeyi mi cezalandıracak Türkiyeyi mi?)

NE DEMEK CEZALANDIRMAK…

Ne ilginç değil mi, koca koca adamlar oturmuş kapı komşumuz Suriye’ye bir ceza verilmesi gerektiğini tartışıyorlar.

“Ne demek cezalandırmak,” hangi devirde yaşıyoruz, tarihin tozlu sayfalarına utanç dönemi diye adlandırılan “falaka devri” sona erdi diye biliyorduk yoksa hala sona ermedi mi?

Uzatmayalım soru şu; “cezalandırmak istenilen” Cumhurbaşkanı mı yoksa Suriye halkı mı ona iyi bakmak lazım.

Sonra bir ülkenin bir başka ülkeyi cezalandırma hakkının olması 21 yüzyıl dünyasına yakışıyor mu?

“Cezalandırılması istenen” o ülkenin yargısı, ordusu, üniversiteleri, aklı başında bilim adamları, aydınları, sanatçıları ve ülkesini canı gibi seven vatandaşları yok mu?

Esad çocuk mu, madem suç işledi;” ağzına biber sürelim der gibi; cezalandıralım”

Sandıkları demokrasinin vazgeçilmezi olarak görenlerin Cumhurbaşkanı Esad’ı cezalandırsın diye reklam yaparcasına ortalıkta dolaşması inanın anlaşılır gibi değil.

Hayret ki bizimkilerin olmadığı gibi hiçbir ülke yönetenlerinin Suriye’ye gidip Esad’la görüşüp, barışı sağlamasını ya da görevini bırakmasını istemek falan gibi niyetleri de yok, niye?

Bir gece yarısı veya sabaha kadar gelişmiş ve güçlü silahları ile belirli noktaları vuracaklar, ülkeyi yönetenlerin elini zayıflatıp ortalığı çar çakala teslim edecekler. Al başına belayı ondan sonra, olacağı bu…

Bunları salyaları akarak davet edenler Irak’ da hala bitmek tükenmek bilmeyen kaosun terörün hiç mi farkında değiller acaba. ABD ve ekibinin müdahil olduğu hangi İslam ülkesinde huzur var demokrasi var özgürlük var, hemen hepsi terörle yaşamak zorunda kaldılar, bunu göremeyecek kadar kör mü mutlaka “cezalandırmalı” diyenler…

Hem size bu yetkiyi kim verdi, siz kimsiniz bu dünyanın tek sahibi misiniz, ya da “dünya diktatörleri” misiniz?

Ve onları davet etme hakkını kendine bulanlara soruyorum; Size bu hakkı kim verdi?

Türk halkı savaş istemiyor, hiç kimse kardeşin kardeşi kırmasına razı değil, sizlere ne oluyor ki?

Başbakan ağzını her açtığında Suriye de binlerce kişi öldürüldü diyor, tamam da beyefendi ölenlerin çoğu Esad yanlısı insanlar haberiniz var mı, yani çoğu sizin açıkça desteklediğiniz Özgür Suriye Ordusu gibi illegal örgütlerin öldürdüğü insanlar. Ne hikmetse Türk medyasında bunu gündeme taşıyan kimse de yok…

Kimyasal silah konusu gündeme girdi de “kimyasal silah” üreticileri başta Amerika Almanya ve Fransa olmak üzere hala üretimlerine devam ediyorlar. Başar Esad cezalandırılsın, savaşa hayır diyenler “kimyasal silah” üretimine ne hikmetse “hayır” diyemiyorlar. Ne iş, şu eline “Rabia” pankartlarını alanlara ne oldu, niye kimyasal üretimine hayır üretenlere de lanet olsun diyemiyorlar acaba…

Bizim başbakanın ve onun dış işleri bakanının elinde bir takım deliller varmış, başta ABD İngiltere olmak üzere birçok ülke ile paylaşmışlar ama TBMM de bulunan ne parti başkanlarının ne de muhalif milletvekillerinin hiç birinin bu delilerden haberi yok, göstermeye bilgilendirme ye tenezzül etmemişler bile. Kendi vekillerinin haberinin de olduğunu hiç sanmıyorum ben…

Diyelim ki yarın bir gün “meclisten” mutlaka yetki istenecek, nasıl olsa benim sayım yeterli demek doğru bir yaklaşım mıdır ya da bunun adı demokrasi mi olur?

İktidarın başının da Cumhurbaşkanının da ağzından düşürmedikleri “cezalandırıcı” olan ABD Başkanı Obama’nın BBC de yayınlanan konuşmasından bir bölümü aynen paylaşıyorum;

"Amerikan halkı, Suriye'yi temelden sarsan anlaşmazlığı ordumuzla çözemeyeceğimizi bilecek kadar sağduyu sahibidir.

Dünyanın o bölgesinde eski zamanlardan kalma mezhepsel ayrılıklar mevcut ve Arap Baharı umutları, sonuca ulaşması yıllar alacak değişim güçlerini ortaya çıkardı. Bu yüzden, askerlerimizi başkasının savaşının ortasına sokma niyetinde değiliz.

Bunun yerine, Esad rejimi üzerinde baskı kurarak muhalefeti desteklemeyi, muhaliflere bağlılığımızı, yerlerinden olanlara ilgimizi ve kendi halkının haysiyetine saygı gösteren bir hükümet için siyasi çözüm arayışımızı sürdüreceğiz."

***

Gördüğünüz gibi Başkan Obama Suriye de müdahale sonrasında olası bir iç savaşa sebebiyet vereceklerine, mezhep çatışmalarını körükleyebileceklerine dikkat çekerken bizimkiler de ABD gelsin Esad’ı vursun “cezalandırsın” diye yırtınıp duruyorlar…

Fransa ise kendi kendine gelin güvey olmuş gerekirse Suriye ye tek başına müdahale edebileceğini bile söylüyor rahatlıkla ama Başbakan ve Cumhurbaşkanı ise “size ne oluyor siz kimsiniz” bile diyemiyor…

Tüm AKP li bakanlar vekiller hatta AKP ye oy verenler “bir an evvel savaş olsun ABD gelsin Esad’ı indirsin hatta gömsün” diye can atıyorlar biliyorum. Eh haliyle de insanın aklına Başbakan ve ekibi neden bu kadar savaş iştahlısı diye bir soru geliyor. Sonra Başbakanın “Sünni” egemenliğine sarılışları, “Alevilere” yaklaşımları gelince akla;

ABD’ni korkutan gerekçelerin ne yazık ki  AKP’lilerin iştahını kabarttığı gerçeği, ortaya çıkıyor…

Şimdi bu gerçeklere bakarak şu sorumun cevabını verebilen var mı acaba; “cezalandırılan” Suriye mi olacak yoksa Türkiye mi?

Erdoğan ÖZGENÇ

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 846
Toplam yorum
: 7
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 405
Kayıt tarihi
: 26.06.12
 
 

Emekli banka müdürüyüm ama kart vizitimde "insan" yazıyor. Adana'da ikamet ediyorum. Herk..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster