Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

07 Haziran '07

 
Kategori
İlişkiler
Okunma Sayısı
683
 

Ne dersen de karşındakinin anlayabildiğidir söylediğin...

Birkaç yüzyıl önce... Papa bütün Yahudilerin Roma'yı terk etmeleri gerektiğine karar verir. Doğal olarak Yahudi toplumundan büyük bir tepki gelir. Bunun üzerine, Papa ile Yahudi toplumundan önde gelen birisiyle karşılıklı dini bir müzakere yapmalarını önerir. Yahudiler kazanırsa kalacaklar, Papa kazanırsa gidecekler.

Yahudiler çaresiz kabul eder ve temsilci olarak Moiz'i seçerler. Ancak Moiz'in Papa ile aynı dili konuşamaması nedeniyle müzakerede konuşmak yerine sadece işaret dilinin kullanılmasını teklif ederler. Papa kabul eder.

Müzakere günü geldiğinde iki taraf karşılıklı yerlerini alırlar ve karşılıklı olarak bir süre bakıştıktan sonra Papa elini kaldırarak 3 parmağını gösterir. Buna karşılık Moiz tek parmağını kaldırır.

Papa parmaklarını sallayarak başının etrafında çevirir. Moiz ise parmağıyla
yeri işaret ederek oturduğu yeri gösterir.

Papa yanındaki çantadan bir parça ekmek ve şarap çıkartınca Moiz de bir elma çıkartır.

Bunun üzerine Papa ayağa kalkarak "Ben pes ediyorum, Yahudiler kalabilirler" der.

Müzakere sonrasında Papa'nin etrafına toplanan kardinaller Papa'ya ne olduğunu sorduklarında Papa; Ben önce 3 parmağımı gösterip Kutsal Üçlüyü işaret ettim. Buna karşılık o bana tek parmağini gösterip her iki dinin de tek tanrıyı tanıdığını söyledi.

Ben parmaklarımı sallayıp başımın etrafında çevirerek tanrının bizim etrafımızda olduğunu gösterdiğimde o da oturduğu yeri işaret ederek tanrının onların durduğu yerde de olduğunu işaret etti.

Ben kutsal ekmek ve şarap çıkartıp tanrının bizim günahlarımızı bağışladığını göstermek istediğim zamanda hemen bir elma çıkartıp bana ilk günahı hatırlattı.

Herifin her şeye bir cevabı var. Ne yapabilirdim ki?"

Aynı sırada Yahudi cemaati de Moiz'in etrafını sarmış ona nasıl başardığını
soruyorlardı.

Moiz; "Önce bana 3 parmağını gösterip 3 gün içinde burayı terk etmemizi
istedi. Ben de ona bir tekimizin bile ayrılmayacağımızı söyledim.

Sonra bütün şehrin Yahudilerden temizleneceğini söyledi. Ben de, hiç bir
yere gitmeyip olduğumuz yerde kalacağımızı söyledim"

"Sonra ne oldu?" diye kalabalık heyecanla sormuş.

" Valla, sonrasını ben de pek anlamadım. Adam biraz hiddetlendi ve öğle
yemeğini çıkarttı. Bunun üzerine ben de kendi yiyeceğimi çıkarttım. Hepsi
bu!.."

İNSANIN NE KONUSTUĞU DEĞİL, KARŞISINDAKİNİN NE ANLADIĞI ÖNEMLİDİR.

SENİ ANLAYAN BİRİ İLE KONUŞ, ANLAŞILMIYORSAN DA SUS; SUS Kİ KONUŞTUĞUN KİŞİYE BİR DE KENDİNİ ANLATMAK ZORUNDA KALMAYASIN!..

NE KADAR SÖYLERSEN SÖYLE, BÜTÜN SÖYLEDİKLERİN KARŞINDAKİNİN ANLAYABİLDİĞİ KADARDIR.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Hikaye çok hoş ve çok ilginç. Saklayayım diye kopyalayayım dedim; ama kopyalayamadım. Bende yazarak saklamayı düşündüm. Selamlar

Samet DOĞAN 
 01.08.2007 4:23
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 8
Toplam yorum
: 22
Toplam mesaj
: 5
Ort. okunma sayısı
: 979
Kayıt tarihi
: 30.05.07
 
 

1983 İstanbul doğumluyum. Aslında kendim hakında anlatacağım fazla bişey yok. Yaşamamın kendi hayatı..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster