Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

25 Temmuz '06

 
Kategori
Psikoloji
Okunma Sayısı
1226
 

Ne garip şey kadın psikolojisi

Eğitimli bir ev hanımı olarak sık sık ne amaçla yaşadığımı sorgularım. Yalnız bu sorgulamanın sonucu özel günlerimden önce ve özel günlerimden sonra yapıldığında çok büyük farklılıklar gösteriyor. Gerçi nedense bütün kadınların bu sorgulamalarının %80 i regli zamanlarına denk gelir.

Sıradan günlerde, hayatınızda olumlu ya da olumsuz hiçbirşey bulamazsınız. Sizi en uç noktalarda ne mutlu ne de mutsuz edecek şeyler. Herşey kurulmuş bir saat gibi, tabii kurmayı unutmadığınız sürece... Yaptığınız ya da etrafınızda yapılan hiçbir şeyin nedenini ya da sonucunu sorgulamazsınız. Neden? Çünkü rutin olması gereken şeylerdir, saat üzerindeki rakkamların sıralanışı gibi... hiç değişmez.

Mesela eşinizin "hayatım, bu gömleğe hangi kravatı takayım" ya da "kırmızı hırkamı bulamıyorum nerede" sorularına verecek monoton cevaplarınız mutlaka vardır. Ya da "anne karnım acıktı", "tamam evladım şimdi hazırlarım" türünden konuşmaları bol bol yaparsınız. Ve bunlar sizi hiçbir zaman rahatsız etmez, VE ASLA BAŞKALARI İÇİN YAŞADIĞINIZ AKLINIZA GELMEZ.

Tabii bir de işin özel günler tarafı var. Herşey kabus gibi, kendinizi yiyip bitirdiğiniz yetmezmiş gibi, bir de etrafınızdakileri bezdirirsiniz. Bu günlerde eşinize durup dururken:"niye bana öyle garip bakıyorsun" diye başlayan, eşiniz tarafından"ne o bakmak yasak mı?"şeklinde cevaplanan ve arkasından da tarafınızdan "hayır ama manalı bakmak yasak" şeklinde saçma bir şekilde süregelen bir dialog içinde bulabilirsiniz.

Erkeklere benim ufak bir uyarım olacak bu arada, tabi uyarım ufak ama, uygulanmazsa sonuçları felaket olabilir. Siz siz olun iş seyahatlerinizi asla bu dönemlere denk getirmeyin. Yoksa şu sorularla karşılaşmanız muhtemel: "ne toplantısı bu, nereden çıktı, hiç bahsetmemiştin, yoksa birileriyle mi buluşacaksın?"; ki burada birileri olarak kastedilen mutlaka bir bayan. Sıradan bir iş seyahatiniz karınızın kafasında kurmaya başladığı bir aldatma hikayesiyle size zehir olabilir: toplantı ortasında açılan telefonlarla, sizi sinirden zıplatacak sorularla... Seyahatlere gülerek uğurlandığınız evinizden arkanıza bakmadan kaçmak zorunda kalabilirsiniz.

Ya çocuklar, kaç yaşında olduğu farketmez kazık kadar olmuş çocuğunuza bile, yemek ortasında: "tabağını bitirsene", "anne yiyorum ya", "sesini yükseltmesene", "ne biçim konuşuyorsun sen benimle " diyebilirsiniz.

Etrafınızdaki insanları önce asalaklığa alıştırıyoruz, sonra da onlardan anlayış bekliyoruz. İnsan kendi için ne kadar çok şey yaparsa, kendine olan saygısı o kadar büyük olur.

Önce kendimize saygılı olmayı öğrenmeli, ondan sonra başkalarından saygı beklemeliyiz. Eğer bunu yapıyor ve anlayış ve hassasiyet göremiyorsak: işte o zaman sorgulamalı hayatı ve insanları...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Yazınızı okuyunca aklıma önce annem sonra eşim geldi. "Anne ben acıktım" lafını ben bile söylemekten bunalmıştım, annemi hayal bile edemiyorum. Regl zamanları yaklaştığında ise eşim daha bir agresifleşiyor ama sonra duruluyor. Hatta evde tartışma çıkınca "yahu sen hastalanacaksın herhalde" gibi dalga geçerim. Aslında keyifli de oluyor hani:) Not: Kadınları anlamak yine de çok zor. Elinize sağlık.

Hasan ARSLAN 
 04.12.2006 20:50
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 7
Toplam yorum
: 11
Toplam mesaj
: 12
Ort. okunma sayısı
: 519
Kayıt tarihi
: 24.07.06
 
 

35 yaşındayım. Anneyim, eşim, ev hanımıyım.  1989 yılında gazi üniversitesi işletme fakültesini..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster