Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

08 Haziran '09

 
Kategori
Ekonomi - Finans
Okunma Sayısı
563
 

Ne günlerdi o günler

Ne günlerdi o günler
 

Cankurtaran / eu


Ticarete konu olan tüm mal ve ürünlere emtia denmektedir. Arapça metâ kelimesinin çoğul halidir diyor Vikipedya sağolasıca.

Durup dururken emtia da nereden çıktı? Bir haberden. ABD'li bir yatırımcı Jim Rogers dünyanın dolar krizi ile burun buruna geldiğini söylemiş. Burun buruna arabalar gelir trenler gelir, ya da yolda giderken pat eski bir arkadaşınızla burun buruna gelirsiniz. Sonrası tanırsanız konuşursunuz ya da teğet geçer eve gidince yahu o benim ilk mektepten arkadaşım sümüklü ...değil miydi daa nasıl da tanıyamadım diye dizinizi döversiniz. TREN makinisti de ya da şoförler vaktinde frene basarsa, burun buruna gelme hali göz göze gelme olarak kalır araçlarda da, görünürde kaza olmaz. Aslında olmuştur ya. Örneğin ani frenden, düşüp kafa göz yarmaları, bacak, kol leğen kemiği kırılmaları vs... neyse şom ağızlılık yapmayalım. Ben güzele güzel demem güzel benim olmayınca şarkısına benzer şekilde ben krize kriz demem kriz dümdüz etmeyince. Kriz mi dedim kusura bakmayın, kaza diyecektim.

İşte adını ilk kez duyduğum Jım Rogers dünyanın bir dolar kriziyle burun buruna geldiğini belirterek, "Fed o kadar çok para basıyor ki, bunun sonucunda borsalar 20 bin 30 bin seviyelerine kadar çıkabilir" demiş.

Ah işte benim dikkatimi epeycedir çeken bir konu bu. Bizim bankayla değil ama boğulacaksan büyük denizde boğul hesabına Amerikan Merkez Bankası'yla ilgilenmeye başlamışım. AMB'nin maytap gibi konfeti gibi dolar saçmasını hiç anlayamıyordum da ondan. Şükür benim gibi bi düşünen biri daha çıkmış yeryüzünden yabancı bir ülkeden. Bu arada ne büyük cevher olduğumu da anladım kardeşler. Yanlış yerde dünyaya gelmeseymişim ben de dünyanın büyük yatırımcıları arasına girebilirmişim de haberimiz yokmuş.

Meğer fark ettirmeden bu Jim kardeşimiz "gelecek krizin en büyük sorumlusunun dolar olacağı" kehanetinde de bulunmuş. Bu bi şey mi? Biz burda kaç blogda yazdık, dilimizde tüy bittiydi. Hatta taa çocukluğumuzdan beri Beşiktaş'ın o yokuş mahallelerinden birinde sahte dolarla ve baskı makineleriyle yakalandığını duyduğumuz son model arabalı o çok ama çok şık bay ve bayanlar yakalandığından beri kafamızın bi kenarında pusuya yatmış sorulardandı. O zamanlar da malumunuz Amerika babamız ya, bizi kötü koministlerden koruyor ya, bu para basanlardan nasıl haberi olmadığına şaşırıp kalmışız işte.

Rogers, CNBC'ye verdiği röportajda doları son derece kusurlu bir para birimi olarak tanımlamış ve bir sonraki krizin başlıca sorumlusunun dolar olacağını iddia etmiş.

Emtia fiyatlarının küresel krizden çıkışın lokomotifi olacağını da söylemiş. Rogers, toparlanma olsa da olmasa da enflasyon nedeniyle emtianın getirisinin yüksek kalmaya devam edeceğini düşünüyormuş.

Bir zamanlar karaborsacılar vardı. Hani etleri, şekerleri saklayıp da satmaya çıkardıklarıda önlerinde uzun uzun kuyruklar oluşurdu, saatlerce beklemekten ayaklarımıza karasular inerdi. Çoğunuz bilmez ve hatırlamaz zaten bendeniz de bacak kadar velet rahmetli teyzeciğimle kuyruklara girip Amerikan yardımıydı sanırım, kokuşmuş etler için saatlerce beklediğimizi de hatırlarım.

Şimdi Mamut arkadaşımızın " Torik gani, çiroz bedava" başlıklı bloğundan sonra boğazda balıklarla ilgili düşünüp , torik balıkları kaynaşan bir denizimiz varken neden acaba o kuyruklarda ömür tüketip kendimizi üzmüşüz diyesim geliyor.Tıpkı içinden deniz geçen kentte bir ömrü tüketip de denizi ah şöyle severim ah böyle severim deyip bir kırık eski püskü sandal bile almayı aklımızın kıyısından geçirmeyişimiz gibisinden. Kuşkusuz ben karar verme durumunda değildim, çocuktum. Büyüklerin eline eteğine yapışıp ayak bağı olması biraz da kuyruklarda bir insan eşittir eve bir torba daha şeker şeklinde faydaya çevirmeye çalışılan bir küçük yaramazdık. Şimdi düşündüm de günahlarını almışım bizimkilerin, bacak kadar veleti şeker sıralarında, et kuyruklarında beklettiler diye ama erik dallarının gölgelediği arka odamızda ölüm döşeğinde yatmakta olan Hacı dedecik de, ona kol kanat geren anneannem de kuyruğa giremediğine göre benim onları temsilen kuyruklara girmem adil bir yaklaşımmış aslında.

Esas diyeceğim de sona kaldı. Geçen sene yarısına yetişebildiğim DÜNYA KAPİTALİZMİ NEREYE GİDİYOR başlıklı panelde konuşmacılar her ne kadar HEGEMONYA sözcüğünü ağızlarına almaktan pek hoşlanmadıklarını parantez içinde önemle vurgulasalar da , YENİ BİR DÜNYA DÜZENİNDEN BAHSEDEREK artık dünyanın "doları para rezervi olarak bırakması olasılığının" da ufukta belirmiş olmasına dikkati çekerek HEGEMONYA DEĞİŞİMİ olacağından bahsetmişlerdi. Serseri mayın gibi dolaşan 260 milyar doların da emtia'ya yatırılacağını çok önceden söylemişlerdi ekonomistlerimiz.

Artık ekonomistlerin kriz tanımındaki "beklenmeyen anda gelen" lafını da atmaları gerekmiyor mu?


http://blog.milliyet.com.tr/Blog.aspx?BlogNo=119712

http://www.milliyet.com.tr/Ekonomi/SonDakika.aspx?aType=SonDakika&ArticleID=1104082&Date=08.06.2009&b=Dunya dolar kriziyle burun buruna&KategoriID=11&ver=43

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 566
Toplam yorum
: 1972
Toplam mesaj
: 7
Ort. okunma sayısı
: 1327
Kayıt tarihi
: 11.07.06
 
 

Edebiyatla ilgileniyorum. Ayrıca amatörce belgesel film çalışmaları yapıyorum ve kültürel etkinlikle..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster