Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

06 Ekim '12

 
Kategori
İnançlar
Okunma Sayısı
21805
 

Ne istediğini bilmek

Ne istediğini bilmek
 

Allah’ı tanımak farklı bir üslûp ve tarz, somut adımların atılmasını ister. Doyulmaz güzelliği seyretmek için olumsuzu kabullenmek, tümün içine almak zorundayız


Uzun yıllar önce Hindistan’da geçtiği söylenir bu hikâyenin...

Allah’ıtanımaya karar veren adamın biri, kendisine yardım edebilecek bir bilge aramaya koyulur.

Ve nihayet bir gün nehrin kıyısında gezinirken, aradığı insanı karşısında bulur. Sevinç ve saygıyla bilgenin yanına yaklaşır, tam ağzını açacakken yaşlı adam çevik bir hareketle onu ensesinden yakalayarak nehre sürükleyip başını suya batırır.

Sersemleyen adam bir an debelenir, sonra da rahatlayarak: ‘ Benim ne istediğimi anladı. ’ diye düşünür. “Bu da bir arındırma ritüeli olmalı...”

Fakat ensesindeki çelik el, bir saniye bile yumuşamadan onu suyun altında tutmaya devam eder. Ciğerlerindeki son havanın tükenmeye başladığını hisseden adam, birden paniğe kapılır. Korku ve şaşkınlıkla: “ Bu bir bilge değil, zır delinin teki ! ”der ve başlar çırpınmaya.

Ama ensesindeki pençeden kurtulamaz. Nefesi, direnciyle birlikte yok olurken durgunlaşır. Durgunlaştığı anda üstat onu sudan çıkarır ve delici bir bakışla. “ En son düşüncen neydi? ” sorusunu sorar.

Zar zor kendine gelmeye çalışan adam: “ Ne kadar hava istediğimdi. ” cevabını verir.

Bunun üzerine bilge, manalı bir gülümsemeyle şöyle der: “Allah’ıo kadar istediğin gün bana tekrar gel. O zaman sana öğretirim.

Bu hikâyeden çıkan sonuç, anladığım kadarı ile hangi işe başlanırsa başlansın önce ne istediğini iyice bilmek ve buna göre bir atılım yapmak olmalıdır. Aksi halde, birey başladığı noktaya gerisin geriye dönüş yapmak zorunda kalır.

Hz. Muhammed’in hayatı ve ölümünden sonra ilkelerini belirleyen kuralları, ne yapmak istediğini araştıran insanlara heran esin kaynağı olmuştur.

Örnek yaşam tarzı ile nübüvvetini ilan etmeden önce ve sonrasında bir bütün halinde insanlığa ışık saçmış, varoluş gayesini ve amacını bilmek durumunda olanlara arzu ettikleri yolu açmıştır.

Değerli dostlarım! Pazarlığa dayanan, zoru dışlayan, bilinmez bir karanlığın peşinde koşan, çıkar amaçlı kültür anlayışına sahip bir insan bu yola giremez. Sanırım, yaşlı bilgenin de söylemek istediği buydu. İyi sezinlenmemiş bir arayışla yola çıkınca sonunda gelip dayanılacak nokta budur. Aksini düşünenlere şunu sormak gerekir:

Gaye, Allah ı tanımak ise dünya ile bağların kopmasına, başka ne vesile olabilir?

Allah’ıtanımak farklı bir üslûp ve tarz, somut adımların atılmasını ister. Doyulmaz güzelliği seyretmek için olumsuzu kabullenmek, tümün içine almak zorundayız

Bu açıdan bakıldığında her şey madde ile tanımlanamaz, beşeri değerlere indirgenemez. Manevi değerler, madde yaşamından çok daha önem taşır.

Dünyevi değerler mananın yanında erir buharlaşır. Dünyada olup bitenlere ‘misafir’ gözle bakmayı ‘gördüğüm kadarıyla’ demeyi, belki kolay değil, ama ‘ pişman olmamayı’, ters bir durumla karşılaşıldığında bunun mutlaka bir hikmeti olduğunu kabullenmeyi gerekiyor.

O eşsiz, benzersiz mutlak varlığı tanımanın başkaca bir yanı yok!
Doğru hedef ve zamanlamayı seçebilen, her zaman kazanır. Bu husus ciddi avantajlar içeriyor.

 

Ahmed F. Yüksel

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Selamlar, Yaratanın varlığını anlamak için ihtiyacımız olan gerçekten iki nedenimiz var. Biri nefes almak ve diğeri vermek. Eğer bunları kendi irademizle yaptığımızı sanıyorsak yanılgıdayız. Allahın varlığını ispata kalkmak ise en büyük yanılgıdır. Şüphesi olan ispat arar.Güzel yazı, elinize sağlık.

ütopik 
 07.10.2012 5:22
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 612
Toplam yorum
: 1991
Toplam mesaj
: 15
Ort. okunma sayısı
: 10246
Kayıt tarihi
: 14.12.11
 
 

Araştırmacı Yazar.. ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster