Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

28 Temmuz '17

 
Kategori
İlişkiler
Okunma Sayısı
157
 

Ne kadar 'Kontrolcüsün'? Sor kendine!

Ne kadar 'Kontrolcüsün'? Sor kendine!
 

 
Aslında ne kadar da klişe bir cümledir.. 'Hayatı akışına bırak..' ve bir o kadar da üstüne çokça düşünülmesi gerekecek kadar da derin.. 
 
Şimdi daha bu cümleye gelmeden aile yapımıza biz göz atalım istiyorum. Her ne kadar farklıymış gibi gözüken fakat temel pratiklerine bakıldığında sadece değişik kılıflara sokulmuş benzerlikler..
Kontrolcülük giriyor burada devreye, aile yapımızdan miras aldığımız sonrasında ne kadar şikayet etsek de, çok ironik şekilde yıllarca şikayet ettiğimiz şeyi kendimizin de alışkanlık haline getirdiğimiz. 
 
Aile, ilişkiler vs her şeyi bir kenara bıraktığımızda en çok da kontrolcülüğü, hayatı akışına bırakamadan kontrol etmeye çalışmamızda görüyorum. Neyi, nasıl kontrol edebildiğimiz hakkında ise hiçbir fikrim yok! Sadece edebildiğimizi sanmaktan öteye gidemiyoruz. Sanki çevremizde süre gelen şeyler bizim kontrolümüzden çıksa her şey raydan çıkacak hissiyatına kapılıp panik haline giriyoruz. Oysa biraz olsun akışa güvensek, karşı tarafın da en az bizim kadar kafasının çalıştığı ön kabulüne varsak bunca iletişim kopukluklarının da meydana gelmeyeceğini düşünüyorum.
 
Özellikle anneliği ele almak istiyorum. Toplumda annelik ile babalık kavramı zıt kutuplarda yer alıyor gibi gözüküyor, gösteriliyor ve inatla gösterilmeye devam ediliyor. Peki ya alt metinde ne yatıyor? Gerçekten annelik babalıktan daha mı kutsal? Ya da babalar şu güne kadar anlatıldığı kadarıyla sadece evin finansörü konumunda mı? (!) Böyle düşünüldüğünde benim içimi gerçekten bir üzüntü kaplıyor. Bunca tartışmalar, sıkıntılar bu kadar basit temellere dayanabilir mi diyorum.
 
Durum böyle olunca saçlarını süpürge eden anneler, eve sadece ödenek sistemiyle bağlı babalar görüyorum çok yazık! Sonrasında evin tüm yükünü kontrol etmeye çalışan kadınlar bir de bakıyorlar ki bir yerlerde kendi kadınlıklarını unutmuşlar. Evi kumanda etmeye çalışırken bir yerlerde kendilerini unuttuklarını ya çok geç fark ediyorlar ya da hiç bu farkındalığa erişemeden başkalarını kontrol etmekle en büyük servetlerini, hayatlarını yaşayamadan göçüp gidiyorlar.
 
O yüzden varsın evin temizliği bugün de eksik olsun, 
Bugün de eşiniz çocuğunuzu uyutsun,
Bırakın zorla gelen misafir bugün gelmesin..
 
Her açıdan mükemmel olmaya çalışmayın, bu kendinize yapabileceğiniz en büyük kötülüktür. 
 
'Kontrolcülüğünüzü sevgiyle bırakın..'
 
Farkındalığa ulaşmanız ya da çoktan ulaşmış olmanız dileğiyle..

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

Bu blog Editör'den Öneriler alanında yayınlanmıştır

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Toplumsal cinsiyet algılarına dair tabular bir nebze olsun değişebilse toplumda kadınların görünürlüğünün daha da artacağına inanıyorum. Ama bunu sihirli bir değneğin değimesini beklemekten ziyade kadının sırtlandığı birçok yükü omuzlarından biraz olsun silkmeye çalışmasıyla olacak. Saygılarımla..

Ayçin ALP 
 04.08.2017 23:13
 

Kadınlar özellikle kontrolcülüğü bırakamazlar. Erkek baskısı bunun en büyük nedeni.İşte parktaki güvenlik görevlisi, kızımızın eteğinden sorumlu hissediyor kendisini. Erkeklere gelince " taş fırın erkeği olma duygusu " ağır bastığından kontrolü elden bırakamazlar. Mesela sarı renk pantolon hatta gömlek veya kazak giymezler.

yılmaz çetingöz 
 31.07.2017 11:56
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 4
Toplam yorum
: 4
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 135
Kayıt tarihi
: 26.07.17
 
 

Halihazırda Sosyoloji Doktorasına devam etmekte, hayatında yaşadığı her şeyin bir nedeni olduğuna..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster