Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

15 Kasım '16

 
Kategori
Kişisel Gelişim
Okunma Sayısı
202
 

Ne kadar bilmediğimizi biliyor muyuz?

Ne kadar bilmediğimizi biliyor muyuz?
 

netten alıntı


Herkes için böyle mi elbette ki bilmiyorum? Kendi tarafımdan bakınca, yaş ilerledikçe yapılamayanların telâşına düşüyor kişi. Bir ara bayağı bir takıntı olmuştu bu bende. Baktım ki olmuyor; çünkü dünlerde yapılamayanların telâşından bugünlerimi yitiriyorum. Okunmayan kitaplar, yazılmayan yazılar, yapılamayan bazı aktiviteler vb.

Gerçekte ne kadar bilip bilmediğinizi okuyarak, gezip görerek fark ediyorsunuz. İlk şiirimi yazdığımda edebiyat hocamdan aldığım onay, beni havalara uçuracak kadar sevince boğmuştu. Sonra ara ara yazmaya başladığımda edebiyat hocamın verdiği onayın etkisiyle kendi kendime, güzel şiir yazıyorum diye bayağı bir havalanmıştım ama sonra baktım ki öyle değilmiş kazın ayağı. Okuduğunuzda ne kadar basit yazdığınızı, aslında ne kadar çok şey bilmediğinizi anlayabiliyorsunuz.

Okulda ilk İngilizce dersini aldığımızda, öğrendiğimiz birkaç cümleyi aramızda tekrar ederken, sanki sular seller gibi İngilizce bildiğimizi zannederdik. Geçmişe bakınca gülmekten kendini alamıyor insan.

Musuki Cemiyetine devam ederken solfej dersinin olduğu günler hocamız derse girmeyenlere “tabii buradaki arkadaşlarımız, sular seller gibi biliyorlar solfeji” diyerek yarı şaka yarı ciddi takılmaktan geri durmazdı. Müzikle ilgilenenler bilir, solfej ağırdır ve kendinizi vermez, çalışmaz iseniz hiçbir şey öğrenemezsiniz.

Adına “cahil cesareti” mi dersiniz bilemem, bazı insanlar bilmediklerini bilmediğinden çok fazla konuşur ve iddiacı olurlar. Bunu siz bilirsiniz ama yüzlemek ne kadar mümkün dür?

Okumaya, araştırmaya her zaman meraklıydım ancak hayat şartları, koşuşturma derken bir bakıverdim ki zaman nasıl da geçmiş. Okudukça ne kadar az şey bildiğimin farkına vardım ve bazen derdim ki kendi kendime, alıp da okuyamadığım bunca kitabın içindekileri bir huni ile akıtabilseydim başımdan içime. Artık bu telâşın içinde değilim ancak elimden geldiğince yapamadıklarıma yetişmeye çalışıyorum ve bu da beni mutlu ediyor.

Bu konuda aşağıya alıntıladığım ve benim hislerime birebir tercüman olan yazıyı okuduğunuzda gerçekten bazı şeylerin farkındalığını göreceksiniz.

Benden size son söz, hayat bir an o da bu an, yapacak bir şey var ise bugün, bu an yapmalıyız diyorum.

*****

*Hayatımızda en az kullandığımız kelime, 'bilmiyorum' kelimesidir.

Cahil insan, cahil olduğunu bilmeyen insandır

Hepimiz çok akıllı olduğumuzu ve çok şey bildiğimizi düşünürüz. Bilmediğimiz şeyler varsa bile, yine de akıllıyızdır kendimize göre. Oysa gerçekte hiçbirimiz en azından düşündüğümüz kadar akıllı değiliz ve düşündüğümüz kadar da çok şey bilmiyoruz.

*Yaşayan en büyük bilim insanlarından birisi olan Stephen Hawking şöyle der: “Bilginin en büyük düşmanı cehalet değil, bildiğini zannetmektir.”

İşte insanın tarihsel paradoksu, bildiğini sanma yanılsamasıdır. İkili ilişkilerimizde de karşıdaki insandan daha akıllı olduğumuzu, onun tüm davranışlarının nedenini bildiğimizi düşünür ve çoğu zaman empati yapmaktan kaçınırız. Bu nedenle ikili ilişkilerimiz karmaşık bir yün yumağına dönüşür ve başarısız oluruz. İlişkinin öznelerinden birisinin diğerini, ya da her ikisinin birbirini küçümsediği bir ilişkinin başarılı olma olasılığı yoktur.

Cahil insan, cahil olduğunu bilmeyen insandır ve işte bu nedenle her şeyi bildiğinden emindir. Ancak okuyan, ara?tıran, bilime inanan bir insan ise cahil olduğunu bilir ve bu yüzden öğrenmeye çalışır, öğrenme sürecinin sonsuz olduğunun ve hiçbir zaman her şeyi bilemeyeceğinin farkındadır.

Bilgi öyle bir şey ki, öğrendikçe onunla ilişkili olan sınırsız sayıda diğer bilgileri de öğrenmeniz gerekiyor.

Keşke yüz yıl daha ömrüm olsaydı da, okusaydım. En azından ölene kadar okuyacağım. Ama geriye baktığımda, denildiği gibi, yine de sonsuz uzunluktaki bir kumsalda tek bir kum tanesi kadar bilgiye sahip olamayacağım. Ama bunu bilerek okumak daha da güzel ve anlamlı.

Hayatımızda en az kullandığımız kelime, ‘bilmiyorum’ kelimesidir. Bu kelimeyi daha sık kullanmaya başladığımızda ise, o muhteşem kibrimizi ve kemiklerimize kadar işlemiş cehaletimizi görmeye başlayacağız demektir.

Bana herhangi bir şey sorarsanız, size yanıtım ‘bilmiyorum, ama öğrenmeye çalışıyorum.’ olacaktır.

Ve son söz: Okumasaydım, ben de bilirdim her şeyi…

Erol Anar (http://dunyalilar.org)

 

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Aslında birbirlerine benzeyen birleriz ve öyle bir döngüdeyiz ki farkına varsak varmasak da o döngüde yaşama devam ediyoruz, sınırlandırılmışız. Sınırlı hayatlar içinde sınırsızlık çabasındayız ve tek bildiğim eksik, yaşamak istediklerimizi yaşayamamış olarak gideceğiz. Ne dertliymişim bu konuda sayende içim dökülüyodu :)ve benden de bilmiyorum öyle ki bildiklerimi bile bilmiyormuşum. Selam ve sevgiler :)

Tülay EKER 
 16.11.2016 10:27
Cevap :
Sınırlı hayatlar içinde,sınırsızlık çabasındayız evet çok doğru bir söz ama yine de yapabiliriz çünkü meramın elinden bir şey kurtulmuyor. Öbür taraftan bilmediklerimizin derdine düşersek o da bir kısır döngüye dönüşüyor. Ne kadar bilmediğimizin farkında olmak bile güzel bence bu bizi bir şeyler yapmak için tetikler. Sevgi selamlar ile  16.11.2016 19:46
 

" Bildiğim tek şey, hiçbir şey bilmediğimdir " demiş Sokrates. Bu sözü çoğumuz biliriz( Duyma-hatırlama) ama gerçekten bilir miyiz? ( Uygulama-değerlendirme ) Bugünkü " modern insan" ın açmazı bu! Doğruyu, güzeli, iyi olanı bilmeye çabalamak değil, durumu ve günü kurtaracak kadarını bilmek. İnsan öğrendikçe ve gerçek anlamda bildikçe ne kadar cahil olduğunu anlayabilir. Bu konudaki anlamlı hatırlatmanız için teşekkürler, sevgi ve selamlar...

Çiğdem Timur 
 16.11.2016 9:16
Cevap :
Önemli olan bu savı öğrenirken kabullenebilmek zaten sonrasında yapmanız gerekenleri yapmak zorunda hissettiriyor bu size. Teşekkürler ederim katkınıza. Sevgiyle  16.11.2016 19:51
 

Sevgili arkadaşım güzel bir paylaşım teşekkürler.Okuduk öğrendik paylaştık ama yeterli olmadığını gördük.Sevgilerimle öptüm sizi.NAHİDE ÇELEBİ

NAHİDE ÇELEBİ 
 16.11.2016 7:09
Cevap :
Teşekkürler ederim arkadaşım katkın için. Ben de sevgiler selamlar gönderdim. Sağlıcakla  16.11.2016 19:56
 

Hadiye hanım, hep denir ya edebiyat dünyasında ben de bunu yazılanları düşünmüştüm diye, benzer şeyler düşünmemize çok sevindim, Anadoluda bir söz vardır; "akıl göz almaz herkes kendisininkini beğenir" diye, emeğinize sağlık ve Erol Anarın sözü çok çok çarpıcı olmuş, selam ve saygı ile

Nizamettin BİBER 
 15.11.2016 20:20
Cevap :
Erol Anar'ın yazdıkları tam da benim düşüncelerimdi sanki. Evet yazan kişiler de bu durum mevcut. Teşekkürler ederim katkınıza. Selamlar ile Sağlıcakla  16.11.2016 19:55
 
 
Toplam blog
: 467
Toplam yorum
: 1657
Toplam mesaj
: 3
Ort. okunma sayısı
: 141
Kayıt tarihi
: 16.05.11
 
 

Güzel Sanatlara tutkulu, Türk sanat müziği hayranı,  deniz ve İstanbul âşığı şiiryazar bir fâni....

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster