Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

03 Aralık '11

 
Kategori
Şiir
Okunma Sayısı
1381
 

Ne kalır geriye?

Ne kalır geriye?
 

Görsel: www. aşkmasalı.com


Sel gider kum kalır geride... Deprem ve sarsıntılar gider, enkaz kalır geriye,

Kaza olur, belâ  olur, hastalıklar olur, geçip gider hayatta ama hasar kalır geriye,

Parlak yalanlar çarçabuk uçar gider, demirimsi soğuklukta gerçekler kalır geriye...

 

Ya olmamış, eksik ya da yarım kalmış bir sevdadan

Ne kalır geride?

Eşiğinde, henüz doğmamış bebeklerin

Ağaçlara ve çiçeklere bağlı kordonlarla

Kendi kendilerini emzirdikleri bir sevdadan

 

Acı, elem ya da en azından kesif bir burukluk... Kırık birer kalp kalır, karmaşık iki zihin ve bir çift de yorgun beden kalır geriye...

 

Öylesi ki, kendi serüveni kadar

Tüm gücüyle ulaşmak için, sevdiği ötekine

Haksızca ve bazen de kıyarcasına uzaklaştırılan

Onlara uzanan diğer ellerin sahibi vücutların

Kümülâtif ağırlığı altında ezildikçe

Ezilmişlikten daha da yorgun düşen bedenler

 

Eksiklik duygusu, iç hesaplaşma anları ve "nerede yanlış yaptım"larla dolu sorular da kalır geride...

Hâlbuki sevda da bir tür dans gibidir, iki kişiliktir, hatalar da öyle, çoğu kez birlikte yapılır!

 

Bir de, derin bir suskunluk kalır,

Masalsı sevinçlerle bulutlar üstünde gezilen

O günlerden geriye, öyle ki

Masum tebessümlerden kendini tümüyle sunmaya kadar

O yelpazede paylaşılanlar ne kadar derinse

İşte o kadar derin ve uzun bir suskunluk.

 

İşte o suskunluğun çocuk parkında gezinirler bazen o doğ(a)mamış çocuklar... Ölü ve usta bir ozanın dizelerden yaptığı kaydıraklardan kayar, kafiyelerden salıncaklarda sallanırlar, "hiç"likten sonsuzluğa doğru hep kayar ve salınırlar...

 

Hoş, zaten biz doğmuş olanlar da bugün var yarın yokuz!

 

Zaman geçer...

Kırık kalplerden sökülen çıtalar,

o karmaşık zihinlerden çıkartılan çivilerle çakılır,

Birer sandık yapılır.

Yorgun beden halatlarıyla sıkıca sarılır.

 

Kaç gün, kaç ay, kaç yıl sürerse sürsün

Olmamış, eksik ya da yarım kalmış bir sevdadan

Tüm geriye kalanların konulduğu sandıkların üstüne

Kalın, italik harflerle "DENEYİM " diye yazılır

Altına da küçük harflerle; "bedeli ödenmiştir,

Hayatın bir kısmı verilerek!"

Biraz da, bizleri esir alan iktisadi aklın akılsızlığına uyarak...

 

Ve o sandık da

Olmuş -ya da olamadan- bitmiş sevda sandıklarının

yanına kaldırılır.

Kesif sisli gönül kilerlerinin,

Her türden ağırlığa dayanıklı, sabır raflarına...

 

Ve unuttu sansınlar diye,

Unutuşun uçurumuna düştüğümüz,

Evin o diğer tüm mekâ nlarında(n)

O kilere girdiğimizde, ister istemez

Her yanımız gibi

sözcüklerimiz de incinmeye başlar! 

 

Ve insanoğlu-insankızı var oldukça, bu devri daim  her daim sürer gider...

Yaş kaç, baş ne olursa olsun (*)

Hem yurtta hem de cihanda ...

İ. Ersin KABAOĞLU,

3 Aralık 2011, Ankara 

(*) REDD Grubunun "Aşktı Bu!" ve MFÖ'nün " Hep Yaşın 19 " şarkıları da bu yazının ezgileri olsun 

 

Esma KAHRAMAN, ecemece bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Merhabalar...Sevgili ERSİN beyciğim..! :-))Müsaadelerinizle, ben de şöyle bir ekleme yapayım..! EEyyy insanoğlu, etten kemikten ve kandan ibaret, bazıları safhane, bazıları cinhane... Bazıları melek, bazıları şeytan...Hep mücadele, hep mücadele, peki bunun sonu nereye varır..? ve şiirinizin başlığı gibi eee "Geriye ne kalır" veya fark etmez " Ne kalır geriye" işte o zaman misali.. Öyle değil mi..? Çok güzel olmuş bu ifade ve mısralar...! :-) Sevgiler ve selamlar...ANKARA'ya..:-)) NECİP KÖNİ - ADANA / TR

Necip Köni - Adana / TR 
 19.02.2012 18:00
Cevap :
Geniş bir yelpazede yayılan insan karakterleri, hal ve tavırları... Haklısınız değerli Necip Ağabeyim! Değerli yorumunuza içten teşekkürler, ilk cemrenin -havaya- düştüğü bu güzel günde Başkent'ten sonsuz sevgi ve selamlar size de...  20.02.2012 19:05
 

Düşündürücü, felsefi bir şiir, manzum eser.. Her bir satırından sayfalar dolusu yorum çıkabilecek dizeler topluluğu. Sel gider kum kalır. Ama o sellerin içinden yuvarlanan her bir kum tanesinin, "ne dediğine" bakmalı. Onların, o kum tanelerinin gözenekleri yoktur ama, her birinin içinden upuzun sonsuza uzanan zaman tünelleri geçer. Siz, bahtiyar bir kişi olarak bu tünele, o cüssenizle sığıp, turlamış oluyorsunuz. Ne saadet. Kutlarım. Selam ve sevgi ile.

Muzaffer Cellek 
 10.12.2011 15:41
Cevap :
"Bu felsefi ve derin bir bakış açısı içeren yorumunuz için çok teşekkürler değerli üstadım! "...o kum tanelerinin gözenekleri yoktur ama, her birinin içinden upuzun sonsuza uzanan zaman tünelleri geçer..." derken "mikrokosmoz"un içine "makrokosmozu" sığdıran çok derin bir felsefe sergilemişsiniz. (Z)arif kişiliğinize, (z)engin bilginize sonsuz saygımla ve dost selamlarımla...  12.12.2011 10:57
 

Ersin bey, blogunuzu okumaya basladigimda bir sey takildi kaldi dilime, belki yazmissinizdir diye sonuna kadar soluksuz okudugum blogunuzda yazmadiginizi gorunce paragrafin basina yakisir diye dusundum. "sen gidersin, ruhsuz bir ben kalir geride "

Nilay Yıldırım 
 10.12.2011 10:12
Cevap :
Aaaa... Çok içten ve sarsıcı bir vurgu değerli Nilay hanım:"...sen gidersin, ruhsuz bir ben kalir geride " ya da " "sen gidersin, soğuktan buz tutmuş ruhuyla bir ben kalir geride ". İçten teşekkürlerimle...   12.12.2011 11:00
 

devamı burda...:-)Keşke deneyimlerimizi sabır ve sevgiyle bir sandığa kaldırmayı tercih etmeyip yaşama serpiştirmeyi bilebilseydik... Şarkılar mükemmel ama en güzel şarkıda...Ayrılıkların ardında yaşanan belkide en mahidar şarkı... Ben suyumu kazandım da içtim. Ekmeğimi böldüm de yedim. Alkışı duydum, ihaneti gördüm. Sesim de oldu, sessizliğimde. Seviştiğimde oldu benim. Sende başını alıp gitme ne olur. ne olur tut ellerimi. Hayatta hiçbir şeyim az olmadı senin kadar, Hiçbir şeyi istemedim seni istediğim kadar. Sende başını alıp gitme ne olur. ne olur tut ellerimi. Ne olur...

ecemece 
 05.12.2011 9:30
Cevap :
Verdiğiniz şarkı sözlerini Coşkun Sabah ve Sibel Can'da seslendiriyor yanılmıyorsam... Ama o içli serzenişi ben en çok Suavi'den dinlemeyi seviyorum. Yorumunuza gelince; aslında "olmamışlığın talihsiz peşrevinde" salınıp da biten sevdaların gizli kahramanlarına fazla haksızlık da etmemek gerek diye düşünmekteyim. Gerçekte çoğumuz biliyoruz yüreğimizin sesini dinlemeyi.. Sadece ona kulak vermek yeterli, yüreğin mesajı her zaman çok açık seçik ve nettir. Fakat hayat koşullarımız, değişik şartlar, çeşitli türden olanaksızlıklar vb. nedenlerle, bilerek o yürek sesine sağır kaldığımız zamanlar olur.. Bu bir yerde çok da doğaldır... Ve ardından sakin bir kabulleniş dönemi başlar, gücümüzün yetmediği, denetimimizde olmayan şeyleri kendi akışına bırakırız, olanı olduğu gibi kabulleniriz, isyanlarımız susar ve huzur buluruz. Su akıp yatağını bulur... Sonrasında da o "Sandıklar" hazırlanır :) Bu içli, dolu dolu ve değerli yorumunuza içten teşekkürler değerli yazarım, sevgi ve dost selamlar...  05.12.2011 11:04
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 335
Toplam yorum
: 3204
Toplam mesaj
: 251
Ort. okunma sayısı
: 2351
Kayıt tarihi
: 05.10.07
 
 

Samsun/Ladik doğumluyum. Çocukluğum ve ilk gençlik yıllarım babamın görevi gereği ülkemizin Orta ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster