Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

22 Temmuz '12

 
Kategori
Magazin
 

Ne menem şeymişsin sen ‘Behzat Ç.’…

Ne menem şeymişsin sen ‘Behzat Ç.’…
 

Sürekli üstüne gidilmesine, kısıtlama üstüne kısıtlama, yaptırım üstüne yaptırım almasına bakılırsa toplumun yegâne düşmanı ‘Behzat Ç.’! Ya bizim anlayışımızda bir kıtlık var, ya da değer yargılarımızda bir çarpıklık. ‘Katli vaciptir’ zihniyetiyle kıskaca alınan diziyi defalarca izlememize rağmen karşımızda ahlak düşmanı bir ‘Behzat Ç.’ göremiyoruz. Her zaman olduğu gibi, büyüklerimiz ve etkili yetkililerimiz daha iyi bileceğinden, bu durumda bozukluk kesin bizde! Konuyla ilgili eski yazılarımız da, bu bozukluğun eseri olmalı. Vah ki ne vahhh! Nasıl bir aymazlığın içindeymişiz de bilememişiz.

Demek ki biz, karıların kocalarına başka kadın bulması nasıl hoş görülüyorsa, Komiser Behzat’la Savcı Esra’nın ilişkisi de doğal karşılanabilir diye düşünecek kadar safmışız. ‘Eyüp’te bira festivali istemiyoruz’ tepkilerinin ardından 11 yıldır Efes Pilsen sponsorluğunda gerçekleşen ‘Efes One Love Festivali’nde, açık alanda içkiyi yasaklamaya olanak tanıyan Kabahatler Kanunu’nu yoluyla içki yasağı getirilmesine anlam veremeyen ve bardak bardak bira dağıttıran Grup Kaiser Chiefs’in solisti Ricky Wilson gibi iyi niyetliymişiz aynı zamanda.

Star TV’deki ‘Benim Güzel Evim’ programında Gauguin’in ‘Are You Jealous’ tablosunun sansürlenmesini(heykellerin içine tükürüldüğünü ve yerlerinden parçalanarak söküldüğünü unutup), sanata-sanatçıya karşı saygısızlık olarak görecek kadar da büyük hayalciymişiz.

Yeni yayın dönemine girmeden, 65 dakikaya çekilen süresi ve Pazar geceleri 22.15’ten 23.00’e ötelenen saatiyle, dizginlenen ‘Behzat Ç.’nin ne menem şey olduğunu canla başla çalışan büyüklerimiz sayesinde nihayet görüp hidayete ermenin ardından, af buyurun merakımız depreşti. Milli ve manevi değerlerin, pamuk ipliğine bağlı olmadığı bilinciyle soramadan edemeyeceğiz.

Acaba ‘Behzat Ç.’ye şahin kesilenler, çocuk yaşta evlendirilmeleri caiz görülen kızlara yapılan zulümler ya da aile içinde örtbas edilerek sürdürülen ensest ilişkiler, tecavüzler karşısında neden dut yemiş bülbüle dönüşürler?

Dahası, bu dizi için şikâyet dilekçeleri yağdıran akil şahsiyetler; 16 yaşında gelin aldıkları kızı 8 yıl boyunca kafasına indirdikleri darbelerle aklından edip, vücudundaki yaraların bakımsızlıktan kurtlanmasına sebep olan ve aylarca tuvalet üstünde bağlı tutulup ölüme terk eden canavarlarla bunlara göz yumanlar hakkında ne buyururlar? Ya da sokak ortasında boşandıkları karılarını kurşunlayan sözde ahlakçı magandaların davranışlarından ötürü kimi kime havale ederler?

Namus temizlemek için kızlarını diri diri toprağa gömenlerin, evlatlarının önüne urganı atıp boynuna geçirmesini isteyen veya suyuna fare zehri katan ana-babaların cirit attığı gerçeklere yönelik ne gibi faaliyete girişirler? Yoksa Esad iken Esed’e çevrilen ve talimatlar doğrultusunda düşmanlaştırılan Suriye Başkanı’na karşı yürütülen politikadaki gibi mekaniğe bağlanıp cümle musibetten ‘Behzat Ç.’ sorumludur mu derler? Düştüğü yerden bir türlü çıkartılamayan uçak misali, gel de çık işin içinden.

Biz, ekrandaki içki şişesinden ya da birbirine aşkla bağlı iki kişinin doğal ilişkisinden ahlaki değerleri, toplum yapısını bozacak bir ayrıntı yakalama yeteneğine sahip olamadığımızdan… Ve dahi haber kirliliğiyle laf kalabalığı arasında, düşen uçağın kim vurduya getirilmesini algılama zekâsına vakıf bulunmadığımızdan, ‘Behzat Ç.’nin ne menem şey olduğunu kavrayamadığımız gibi, bu sorulara da cevap veremiyoruz. Arazlı düzende mazur görünüz.

 

Anibal GÜLEROĞLU

guleranibal@yahoo.com

www.twitter.com/guleranibal

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Bildiğiniz gibi Behzat Ç. nin şimşekleri üzerine çekmesinin asıl nedeni, devlet mekanizması içerisine ur gibi yerleşen yapılanmaları bir nebze de olsa gözler önüne seren cesur göndermeleri olmuştur. Varlığı sessizce kabul edilip de dillendirilmesi bir türlü mümkün olmayan bu çağdışı ve gerici derin devlet oluşumunun çok daha büyük marifetleri halkın bilinçli azınlığı tarafından bilinmekte, ama maalesef "Annemi kaçıran Kadı, kime şikayet edeyim" ironisinde olduğu gibi şimdilik elden bir şey gelmemektedir. Bu demek değildir ki böyle sürecek. Hayır. Dünya üzerinde baskıcı rejimler ve oluşumların hiçbiri uzun ömürlü olmamıştır. Usta Nazım'ın dizelerinde söylediği gibi; "bir daha geri dönmemek üzre yıkılıp gidecekler". Saygılar.

ahmet demir 
 28.07.2012 9:02
Cevap :
Yorumunuzun her kelimesinde haklısınız Ahmet Bey. Ancak ne yazık ki, usta Nazım göçüp gitmiş baskıcı rejimler kimlik ve şekil değiştirerek yeryüzündeki mevcudiyetini korumaya devam etmiştir. Gücü eline alan, insanlığı bir kenara bırakıp cebini düşündüğü sürece de devam edecektir. Teşekkürler. Saygılarımla...  28.07.2012 11:40
 

Ayrıca "Behzat Ç." bence son yılların çekilmiş en güzel dizisi. Senaryosundan oyuncularına kadar hepsini tebrik ediyorum. Çok başarılı ve gerçeğe çok yakın buluyorum. "Arka Sokaklar" gibi yapmacık ve eli silahlarında olup mantar tabancasıyla oynar gibi gerçeklikten uzaklaşmış geliyor. "Behzat Ç." bana göre evladını kaybetmiş bir babanın dramını anlatmakta. Babanın İş hayatıyla birleşince ve Erdal BEŞİKCİ' de olunca güzel bir FİLM çıkmış. Her bölümünü izliyor ve bir sonrakini bekliyorum. sağlık ve huzur la kalın .......

Muharrem POLAT 
 25.07.2012 10:28
 

Yazdıklarınız çok doğru. Haber olarak görülen ve duyulan bir çok aykırı olaylara sağır ve kör olan insanımız TV de seyrettiği film niteliğinde bir olayı gerçek zannıyla dilekçe doldurma zahmetine girerek savcılığa vermeyi akıl edip uygun bulurken yazdığınız ve daha fazlası olan Gerçek olaylar karşısında neden sağır ve dilsiz olur kimse dilekçe yazıp savcılığa vermez, bu olayların olduğu yerlerdeki komşu ve ahalisi neden sağır ve dilsiz olup olayları pencereden çıkıp seyreder. Bizler TV penceresi ile evin penceresini karıştırmış, hangisi gerçek hangisi yalan bilmez durumdayız. Buda ne kadar yüksek bir KÜLTÜR'e sahip olduğumuzun işareti..... Sağlık ve huzur ile kalın.....

Muharrem POLAT 
 25.07.2012 10:21
Cevap :
Değerli yorumlarınız içim çok teşekkür ederim. Selam ve saygılar...  27.07.2012 13:35
 

Bu bloğunuzla Türkiye' nin pek çok kanayan yarasını bir film şeridi gibi gözümüzün önünden geçirdiniz...İki yüzlü toplumun, iki yüzlü bireyleri...Her türlü pisliği yap ama maskeli ol, makbulü bu çünkü...

Arzu Elif 
 23.07.2012 10:49
Cevap :
Yüz sınırlaması kalktığından yaşananları film şeridine dönüştürmekten başka çare kalmıyor. Tekrar teşekkür ederim. Saygılarımla...  23.07.2012 13:22
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 1149
Toplam yorum
: 258
Toplam mesaj
: 24
Ort. okunma sayısı
: 1596
Kayıt tarihi
: 10.04.10
 
 

İstanbul'da başlayan yaşamım, eski İstanbullu ailemden edindiğim kültürle gelişti. Birinciliklerl..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster