Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

16 Kasım '13

 
Kategori
Seçim
Okunma Sayısı
1829
 

Ne olacak bu memleketin hali? Seçimler ne getirecek? Projeksiyon...

Yerel seçimlerde İstanbul'da AKP adayı kazanacak. Sarıgül de aday olsa CHP kazanamayacak. Ankara da Melih Gökçek istediği sürece aday gösterilecek ve kazanacak. Gökçek'in AKP tarafından isteğine hilâfen aday gösterilmemesi gibi bir seçenek bu güne kadar olmadığı gibi bundan sonra da olmayacak zira onun küstürülmesi durumunda AKP ...ortasına bomba düşmüş gibi dağılır, lideri ölümcül yaralar alır.

AKP'nin yerel-genel fark etmeksizin seçimlerde alacağı oy %55-60 civarında olacak. Bu oranın içerisindeki etken maddeler şöyle görülecek: Askerliğin kısaltılmasıyla erken terhis olanlar, bedelliden yararlananlar, AKP tarafından işe konulanlar ve işinden olmak istemeyenler, "para" göbek bağıyla bağlı olan, para ile beslendiği sürece iktidardakinin kim olduğuyla ilgilenmeyenler, eğitim ve gelir seviyesi makarna-kömüre tav olma seviyesinde kalan ezici çoğunluk, başbakanın tam da kendisini temsil ettiğini hatta onda kendisini gördüğünü hisseden sokak kabadayısı modeli vatandaşlar, "aman istikrar bozulmasın" nakaratını her türküye başarıyla adapte edenler, v.b. gibi misafir oy verenler (diğer bir tabirle "rüzgar gülleri" %40 katkı yaparken 80 yıllık asıl din tüccarı taban %15 ila %20 civarı katkılarıyla %55-60 yelpazesini oluşturuyor.

Bunlara ek olarak Suriye'den getirilip oy kullandırılacak yeni "vatandaş!"lar, mezarlarından oy kullanacak rahmetliler, sarıklı horozların evler dolusu kara tavuklarına "aha mühürü buraya, ampule basacaksın" talimatlarıyla blok halinde verilecek oylar ve tabi eksik kalan olmaması için bilgisayar başında yapılacak küçük! eklemeler büyük rol oynayacak. Kemikleşmiş/asli oy verenlerdeki 5 puanlık marj, cemaatlerin kaptıkları parasal kaynakların bolluğuna göre yön tayin edecek olmalarından kaynaklanıyor.

Lider isimlerine gelince; Başbakanlık konutunun misafiri ile Cumhurbaşkanlığı konutu misafirinin daha önceki Dışişleri-Başbakanlık koltuk değişiminde olduğu gibi olacağından yöneten zat değişmeyecek. Üstelik Cumhurbaşkanlığı koltuğuna seçimle gelmiş olmak gibi bir dayanağa sahip olma rahatlığıyla Özal tipi "adı Cumhurbaşkanı, kendisi aynı zamanda başbakan" sistemi şu anda yürütmekte olduğu tam zamanlı padişah sıfatına eklenmiş olarak devam edecek. Parti hiçbir zaman oy sıkıntısı çekmeyecek, tersine oyları her seçimde %5 civarında artacak zira bunun için gereken önlemler hızla alınmakta. Bir yandan "dindar nesil" yetiştirme faaliyetleri hızla sürerken ona destek olması için var olan nesil "kindar nesil" e dönüştürülecek. Ülkede tek bir konuda oy birliği ile kabul mevcut, o da cehalet ve fakirliğin oranı partinin oy oranı demek ve her yıl %5 artacak olan da o zaten. Adı "muhalefet", kendileri "hayalet" olan partilerse gün be gün "hayalet" olmaktan çıkıp aktif destekçi rolüne doğru geçiş yapmaya devam edecekler. Ters istikamette görüşe sahip aydınlarsa daha uzun seneler "yok daha neler, o kadar da olamaz abartıyorsunuz, biz buna izin vermeyiz" türküsünü, farkında olmadan yerleşik üyesine dönüştükleri "tek tip arabesk koro" ile beraber terennüm edecekler. Birileri bir süre sonra "hop! van minüt! bu memleket Ortadoğu ülkesi olmuş, ha İran, ha Suudiler, ha Suriye ha Türkiye, ne oldu AB?" diyecek ama o zamanda ezici çoğunluk "ne yani fena mı oldu? Ne güzel sınırsız arabesk işte daha Allahtan belanı mı istiyorsun? Kardeşlerimize benzedik, zaten içimizde vardı ne olmuş ki? Hem AB'de ne onlar gâvur yahu, biz kendi "Arap-Sünni" birliğimizi çoktan kurmuşuz fıstık gibi olmuş daha ne?" diyecek. Ne mutlu Türk'üm diyene? O sizlere ömür, mazide kaldı. Hani benim askerim nerde? O artık az ker, kime neye lazımdı ki zaten. Demokrasi ne oldu? Az biraz değişti dışı "ileri demokrasi", içi "şeriat" oldu. Hem zaten "Demokrasi" kelimesi Yunancadan geliyordu onun yerine mis gibi Arapça şeriat geldi daha ne olsun değil mi? Düzenmiş, kanunmuş bize gelmedi, birkaç beden dar geldi sığamadık zaten. Hem oyun oynar gibi ne o öyle mecliste ha bire kanun çıkar dur, hazırı var işte şeriat, uğraşmıyoruz artık kanunla İsviçre'den ithal hukukla falan. Yol yapa yapa yolumuzu bulduk, ucuna AVM koyduk, paraya doymadık. Nasılsa her evde bir TV hoca efendi var, aile boyu eğitim öğretim tamam. Arada çıkarsa da birkaç zındık, ihbar hatları da tamam, çok gerekirse bir ihbara bir makarna, ikinciye yanında margarin veririz, zaten enayiden market dolusu mal parası kaldırıyoruz karşılığında bir paket makarna atıyoruz önüne, güzel güzel yiyor. Var mı daha kral dünya düzeni, alan memnun satan memnun el ne karışır. Aslında her ne kadar her türlü hile hurda karışıyor olsa da sonuç itibariyle halkın çoğunluğu gerçekten bu düzenin devamını istiyor. Artık hükümetle mücadele etmenin anlamı kalmadı zira bu aynı zamanda halkın çoğunluğuyla mücadele anlamına geliyor. Halk artık Güneydoğu konusunda bile "aman ne güzel artık kan dökülmüyor" diye seviniyor, buna itiraz etmek en karanlığından en aydınına kadar hiç kimsenin aklına bile gelmiyor. Tabii karşı çıkılmaz, savaş yok, ortalık süt liman değil mi? Artık bizim gibi "çıkıntı çapulcular"ın çıkıp "hiç kimse keyfinden savaşmıyordu zaten, şerefi için, namusu için, vatanı ve vatandaşı için savaşıyordu, sizden her isteneni babanızın malını verir gibi veriyorsanız zaten savaşmaya gerek kalmaz" demenin anlamı yok, zaten artık vatanseverlik birinci dereceden suç haline gelmiş, sıkıysa söyle, halkı uyandırmaya çalış. Atatürk'ün son anda engellediği "Sevr" mantığıyla vatanın yitirilmesi operasyonu 21. yüzyılda hortladı ama halk bundan memnun. Padişahım çok yaşa! İyi uykular Türkiye Emirliği.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 26
Toplam yorum
: 30
Toplam mesaj
: 8
Ort. okunma sayısı
: 15054
Kayıt tarihi
: 11.06.08
 
 

Dünyada olumlu izler, hatta eserler bırakma yolunda, yani hayatta karşılaştıklarımı paylaşıyorum...

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster