Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

20 Aralık '08

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
308
 

Ne oldi?

Ne oldi?
 

Fotoğraf, atilim.org'dan alıntıdır.


Karadeniz’de, bir mezar taşında şöyle bir yazı varmış;

“Hastayım dedum, inanmadunuz,

Hastayım dedum inanmadunuz,

Hastayım dedum inanmadunuz,

E, şimdi ne oldi”

Bu özür meselesinin başımızı, gereksiz yere, bir hayli ağrıtacağı ta başından belliydi.

Sonuçsuz bir çaba olacağı için, atılan taşın kurbağayı ürkütmesine değmeyecekti.

Çünkü bu konu, yıllardır Kanada’da yaşayan bir arkadaşımın, “Ben ermeni olaylarının kabul edilmesinde bir zarar görmüyorum. Kabul edilsin, kitap kapatılsın. Ermeniler ondan ileri gidemez, gidecek bir yerde yok” demesi kadar basit değil.

Bunun arkası gelir. Önce devlet olarak özür istenir. Sonra tazminat ve ardından da toprak istekleri gelmeye başlar.

Oysa şimdi ortalık toz duman. Birbirine hakaretler, tehditler aldı başını gidiyor.

Bildiriye imza atıp kampanyayı savunanlardan yazar Ece Temelkuran’a, ““Büyük laflar konuşma! Bu, sana bir Trabzon tavsiyesi. Anladın di mi?” diyen tehditler gelmiş. (Bu tür tehditlerde genellikle Trabzon’un ismi geçer. Neden acaba?)

Sosyal Demokrat olduğunu söyleyen bir partinin milletvekili, kalktı Cumhurbaşkanının aile kökenlerinin Ermenilere dayandığını ima etti. (Sanki bir insanın kökenlerinin Ermenilere dayanması suçmuş gibi!)

PKK’nın Aktütün karakoluna yaptığı baskından sonra araları limonileşen aydınlarımız! ile Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın ilişkileri bir kez daha gerildi. (Ki beni en çok bu durum üzüyor!)

Dünyayı kasıp kavuran ekonomik krizin ülkemize vurduğu darbe yetmezmiş gibi, şimdi bir de, ‘bazı Türk aydınlarının’ başlattığı bu toplumsal kriz ile uğraşıyoruz.

“Aydınların işi kriz üretmektir” diyen ünlü yazar Umberto Eco’nun ne kadar haklı olduğu bir kez daha tescillenmiş oldu.

Sahiden, aydın! olduğunu söyleyen bu kişiler, toplumsal kriz üretmekten başka bir şey bilmezler mi?

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Aydın zümresinin toplumca tabu kabul edilen konuları tartışmaya açması ve yerleşik, kabul görmüş tezlerin, devletin resmi tarihin gerekliliği düsturuyla halka dikte ettiği şeylerin gümbürtüsünden çıkan krizlerdir söz konusu olan. Entellektüel cesaret dediğimiz şey tam da bu noktada ortaya çıkmaz mı? Saygılar

Ali AYDIN 
 20.12.2008 17:14
Cevap :
İyi de Ali bey, entellektüel cesaret dediğimiz şey sadece ülkemizi sıkıntıya sokabilecek konularda ortaya çıkıyor acaba..Vaktiniz olursa, aynı konuyla ilgili bir önceki yazıma bakabilirseniz sevinirim.  20.12.2008 20:58
 

Ben arkadaşınızın görüşlerine katılıyorum. Elbette "biz soykırım yaptık" basitliğinde değil olay. Ama bir topluma, hatta bugün düşman bellediğimiz bir topluma büyük bir acı yaşattığımızı, bunun tanımlamasının önemli olmadan, o insanların ve toplumun acısını paylaştığımızı ve "keşke bu olay hiç yaşanmasaydı" duygusuna samimiyetle sahip olduğumuzu hissettirmek bence bugün anlamlı. Çünkü bu toplumda varolan ve her dönemde kabartılmak istenen ermeni düşmanlığı bu ülke insanının ruhunu kirletiyor, onu gher geçen gün ırkçı bir bataklığın içine sürüklüyor. Hrant Dink'in öldürülmesinden, bir CHP milletvekilinin ırkçı savruluşuna kadar bir çok gelişme bunun kanıtı. Bu nedenle aydınların bu girişimini yarayı kanatan değil, aksine içten içe kanayan bir yaraya pansuman çabası olarak görüyorum. Saygılarımla

Bibliyofil 
 20.12.2008 12:14
Cevap :
Görüşlerinize katılmamakla birlikte, size saygı duyuyorum. Çünkü, bu özür olayının farklı emeller taşıdığına inanıyorum. Aynı konudaki bir önceki yazıma da bakabilirseniz, belki birez daha yakınlaşırız. Hrant Dink'in öldürülmesini lanetliyorum. Ama, ermeni olduğu için değil, insan olduğu için.. tıpkı Uğur Mumcu, Çetin Emeç, Bahriye Üçoklar ve daha nice insanlarımızın katillerini lanetlediğim gibi.  20.12.2008 21:05
 

"Aymazlık","aydın" olmak değildir.Baskın Oran'ın Gül'ün Ermenistan ziyaretinden sonra belirttiği aşama ""Özür" gündemde. Karadenizli yaşdaşım payımın olmadığı zamanlarda yaşandığı varsayılan olaylara ilişkin kendimi özür dilemek durumunda hissetmiyorum. Kendinin batı karşısında yenikliğini, ezilmişliğini düzene karşı muhalif duruşunu sofrasına tekme atarak aşmaya çalışan tipik Türkiyeli "aydın" tavrı. Daha devrimci, daha sosyalist olmanın turnusol kağıdı oldu kampanya. Ama oturup sevr antlaşmasının üç beş maddeden ibaret olmadığını, okkalı bir kitap olduğunu, hemen hemen her kitapçıda bulunduğunu, alıp okumalarının gerektiğini anımsatıyorum...

Necati TÜFEKCİ 
 20.12.2008 11:59
Cevap :
Haklısınız yaşdaşım!.. görüşlerinize katılıyorum..Elinize sağlık..  20.12.2008 21:08
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 36
Toplam yorum
: 46
Toplam mesaj
: 11
Ort. okunma sayısı
: 1140
Kayıt tarihi
: 10.06.06
 
 

1962 yılının mayıs ayında Rize'nin Fındıklı ilçesi Gürsu Köyünde doğmuşum. Gazi Üniversitesi BYYO..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster