Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

25 Kasım '06

 
Kategori
Öğretmenler Günü
Okunma Sayısı
559
 

Ne oldu bize?

Son çalan zille beraber masasındaki eşyalarını toplamış, boş sıralara uzun uzun bakmaya başlamıştı. Yıllar öncesine gitti. Bir köy mektebindeydi, hani eskiden 3 sınıfın aynı öğretmenle aynı derslikte eğitim gördüğü günlerdeki bir köy mektebi. Sarı yapraklıydı defterleri ve kitapları, üçüncü hamurdan. Sınıfın ortasında şirin bir kömür sobası. Yanyana oturuyor üç ayrı sınıfın öğrencisi; en rahat ortadaki diğerleri ise yarım oturabilmekte ancak. Öğretmen tahtada elinde tebeşir; çıt yok sınıfta. Öğretmenin sesi öyle gür ki zannedersiniz bütün köye anlatır dersini.

Teneffüslerinde poli melodiler gibi çalmazdı ziller. Hani Hababamdaki Adile Abla gibi hademeler çalardı. Beslenme saati en güzel saatti. Acaba bugün ne dağıtılacaktı diye meraktan ölürdü herkes. Kimsenin elinde cep telefonu yoktu. Sınıftan kimse öğretmen izin vermeden yerinden bile kalkamazdı. Öyle ya evin en büyüğünden daha büyüktü öğretmen. Öyle kurslar filan da yoktu. Ne öğrenilirse öğretmenden öğrenilirdi. Kimse ders anlatan öğretmenin önünden masasını alıp kaldıramazdı. Kimse öğretmeni "en büyük asker" misali havalara hop atıp tutamazdı.

O zamanlarda sıkıntılıydı öğretmenler. Fakat mesleklerine çok candan bağlıydılar. Bütün öğrenciler en sevdiği öğretmenini "idol" olarak seçer onun gibi olmak için başarmak için daha çok çalışırlardı. Aradan yıllar geçse de bu öğretmenlerle ilişkiler hiç bitmezdi. Değil sınıfın içinde okulun çevresinde bile kavga etmeye korkardı öğrenciler. Sigaralar en uzak inşaatlarda gizlice tüttürülürdü. Kız arkadaşlarla bile okulun içinde yanyana gelmek büyük cesaret işiydi. En uzak pastane köşeleriydi ancak buluşma yerleri.

Şimdi tekrar bulunduğu sınıfa bakmaya başladı. Daha bu gün cep telefonu ile mesaj çektiği için bir öğrencisi ile tartışmıştı. Sınıfa girdiğinde üç beş öğrenciden başkası girdiğini zaten farketmez ancak biraz yüksek ses çıkartırsa bütün sınıf ayağa kalkardı. Çalışkan öğrenciler eskiden sınıfın göz bebeği iken şimdi çalışkan öğrenciler neredeyse ayrı dünyadan gelmiş insanlar gibi tuhaf görülürlerdi.

Yerinden kalktı ve eline tekrar tebeşiri alarak geçti karatahtanın başına ve şunları yazdı:

"NE OLDU BİZE" diye kocaman bir başlık attı kırmızı tebeşirle ve yazmaya devam etti beyazla.
Öğretmene saygıyı geri getirmek için ne yapmalı?
Öğretmene kapasitesinden fazla iş yüklememek için kimler nasıl bir program hazırlamalı?
Bir milletin geleceğinin ancak eğitimle , eğitimin de bilgili öğretmenlerle sağlanabileceğini kim anlatmalı?
Okullardaki şiddeti azaltmak için , öğrenciyi ve öğretmeni tehlikeden korumak için kimler önlem almalı?
Çocukların elindeki cep telefonlarını nasıl zararsız hale getirmeli?
En önemlisi tekrar bu çocuklara okul nasıl sevdirilmeli?

"NE OLDU BİZE" diye devam etti kırmızı tebeşirle tekrar. Dahya çok yazmak istedi. bütün sınıfları dolaşıp tahtalarını doldurmak istedi. İşte bir 24 Kasım daha sona ermişti. Gelen çiçekler hediyeler cep telefonuna gelen kutlama mesajları. Oysa O 365 gün 24 saat sürekli çalışıyordu. En güzel hediyesi yetiştirdiği öğrencilerin artan başarı grafikleri ve yarın onları doktor, mühendis ve öğretmen olarak görmesiydi. Buna kimse inanmıyordu artık galiba. "kardeşim sen işini yap gerisini boşver" e dönmüştü sistem sanki.

Biraz hüzünlü çantasını toparladı ve buradaki sıkıntılardan kendisini bekleyen diğer sıkıntılara doğru ağır adımlarla yürüdü. Ertesi sabah sınıfa ilk giren öğrenci eline aldığı silgiyle bütün tahtayı temizledi okumaya gerek duymadan. Bir gün önceki dersten kalma notlar işe yaramayacaktı çünkü. Zaten hayatta böyle değilmiydi. Bu kadar basit.

Tüm öğretmenlerimin ellerinden öpüyorum 24 Kasımınız değil 365 gününüz kutlu olsun.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Açıkçası bazı bölümlerde gözlerim doldu.Yazınız için kutluyorum sizi. Saygılarımla...

mahmut inal 
 12.12.2006 23:22
 

Açıkçası bazı bölümlerde gözlerim yaşardı.

mahmut inal 
 12.12.2006 23:21
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 15
Toplam yorum
: 7
Toplam mesaj
: 9
Ort. okunma sayısı
: 2268
Kayıt tarihi
: 12.09.06
 
 

1968 doğumluyum. İTÜ'den Metalurji Müh. olarak mezun oldum. Yine aynı üniversitede yüksek lisans ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster